" yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir "
Bu saatten sonra sevdiğin kadın Züleyha gibi birisi olmali Sevgisinden sürünecek, yollara düşecek, gözleri asktan körlesecek,, adını dilinden eksik etmeyecek, sersefil ,perişan olacak. Kavuşunca da yüzümüze bakmasın biz ona hayran olalım yeter ki var olsun Belasını sonra Mevlasini bulsun razıyız.
Reklam
​Senin O’nun yolundaki aşkını ve gayretini Allah biliyor. Rabbim, O’nun yolunda yanan yüreğini görüyor; bizim yegâne tesellimiz de budur. ​Allah şahit, bu bize yeter. Biz o Ebedî Sevgili’den razıyız; O da her hâlimizi bilendir, bu bize kâfidir. Kâh düşsek de yeniden kalkıyoruz; çünkü adımlarımızı izleyen, o adımlara şahit olan O Ebedî Sevgili’dir. Kâh yalnız kalsak da yürümeye devam ediyoruz; çünkü yolumuzu bilen, yoldaşımız olan Yâr’dir. ​İnsanlar anlamasa ne çıkar? Yeter ki Rabbimiz gayretimizi nazarında kabul buyursun. Zira bir kul için en büyük müjde, o Dost’un bakışında makbul bir insan olabilmektir. Artık dışarıdaki seslerin bir hükmü yoktur; sükûtun içinde O'nun 'kulum' deyişini duymak, bütün gürültüleri susturmaya yeter. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat
Havalar nasıl olursa olsun yeter ki sizin havanız iyi olsun :))
…. geçmişe dönüp baktığında canını acıtacak olan şey başına gelenler değil; başına gelenlerden sonra hayatta kalabilmek için susturduğun, küçülttüğün ve zamanla sesini bile unuttuğun tarafların olacak. insan bazen karakter zannettiği şeylerin aslında yara izi olduğunu yıllar sonra fark ediyor; hayatı boyunca karakterini değil, savunma mekanizmalarını yaşadığını. utangaçlık dediğin şey belki reddedilme korkusudur. sakinlik dediğin şey belki çatışmadan kaçmaktır. olgunluk dediğin şey belki çocukluğunu yaşayamayacak kadar erken büyümektir. gamsızlık dediğin şey belki de duygularını göstermeyi unutmandır. son birkaç yıldır içimde garip bir öfke taşıyorum. bu öfke dünyaya ya da beni bu hale getiren geçmişe değil; kendime ait olan o muazzam alanı başkalarının memnuniyeti için peşkeş çeken kendime. özgürlüğün o kadar da süslü bir şey olmadığını şimdi anlıyorum. özgürlük bazen masadan tek başına kalkabilmektir. özgürlük, o çok korktuğun hayal kırıklığı bakışlarını göğüsleyebilmektir. yirmili yaşlar bize hayata dair hiçbir şey öğretmiyormuş meğer; sadece sırtımızda taşıdığımız o ağır çuvalın içindeki taşların bize ait olmadığını gösteriyormuş. annemizin kaygısı, babamızın beklentisi, toplumun o boğucu “ideal çocuk” kalıbı... hepsini tek tek yere döküyorum şimdi. ayaklarım kanasın varsın, yeter ki attığım adım benim olsun. bir gün herkesin seni sevdiği, takdir ettiği, örnek gösterdiği o insanı geride bırakmak zorunda kalabilirsin; çünkü bazen insanın en büyük cesareti, kötü biri olmaya değil, yıllardır alkışlanan ama kendisine ait olmayan bir hayatı terk etmeye yetmelidir. SUBSTACK: sevgili günlük- Haz 07 Kaynak: open.substack.com/pub/sevgiligunl...
Substack
Vicdan
VİCDAN Vicdan terazisinin boşsa kefesi? Günahlarla doludur gizli kesesi. Hangi dertle alınır söyle darası? Bu gönül yarası derman bulur mu? Dermanım derdimse şifa olur mu? Değersiz hissedersen bir gün kendini. Galip ilan etmiştir dünya fendini. Seller gibi coşsa da aşmaz bendini. Bilirsin haddini, eğiktir başın. Kemale ermeğe gerektir yaşın. Sor bakalım kolay mı bırakıp gitmek? Bedenini aldatıp ruhu terk etmek. Geçmişini unutup herkese küsmek. Tüm umudu kesmek kolay mı sanki? Yırtılan gururu sen dik yeter ki. Kabrine gül ekerse üç ağlayan el. Tozlarını uçurur poyraz esen yel. Kumlarını sürürse gözden akan sel. Bağrıma basayım desen olur mu? Vuslat ahirette, zaman vurur mu? Bu dünyada hiçbir şey istemem sizden. Kibir rüzgârı neler kopardı bizden. Hesaplar ahirette işte bu yüzden. Aynaya bakacak yüzümüz var mı?
Şiir
Reklam
Reklam