Puan vermedi·144 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 07:55
şu ana dek okuduğum hiçbir kitabın incelemesini yapmadım, yapamadım. okuduğum bu son kitapta ahvalimin nedeni için bir deneme yapacağım. kitap bir danışma senasının diyalog ve iç monoloğu şeklinde ilerlediği için mesleki düşünerek okumaya başladım. Terapistin danışanına kurduğu cümleler kendimin alanda deneyimli birisi olmamasına rağmen üslup bakımından tarafıma 'korkunç' geldi. Örnek olarak terpistin "insanların hakkınızda ne dediğine bu kadar önem atfetmemenizi isterim." şeklinde kurduğu cümle etik açıdan doğru gelmiyor. Danışan bizim ne istediğimizle ilgilenmemeli, biz odağı danışanda tutmalıyız. danışanın "bir gün yeterince özsaygım olacak mı?" sorusuna "muhtemelen" şeklinde bir cevap vermek de uygun görünmüyor. Bu danışanın sorularının cevaplarını danışmanda aramasına sebebiyet verebilir ki bu da süreci öğretmen-öğrenci ilişkisine dönüştürebilir. İstenen hareket zannımca danışana sokratik sorgulama, kâr zarar analizi yaptırabilmektir. veya "kendimi iyi tanımıyor muyum?" diyen danışana "bence kendinizle çok ilgilenmiyorsunuz" demek yerinde değil gibi. Bunun yerine "kendinizi tanıyıp tanımadığınız konusunda bir bilginiz olmadığını söylediniz, sizce kendini tanıyan bir insan nasıl olur, size kendinizi tanımadığınızı düşündüren nedir?" gibi içerik yansıtmasının ardından seçilen bir soru yöneltilebilir ki danışanın uygun koşullarda konuşmasını teşvik edelim ve danışanın bilişsel çarpıtmalarını, şemalarını anlayabilelim. veya başka bir örnek; "... naziksiniz zaten, bu konuda yapabileceğiniz bir şey yok" demek danışanın kitaba göre halihazırda olan acizlik duygusunu sağlıksız şekilde devam ettirebilir. anlaşılacağı üzere kitabı okumalarım tepkili devam etti. ardından başka şeyler düşünmeye başladım. biraz kitap hk. araştırma yaptım. kitap otobiyografik yani kurgu
İnceleme
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
Cinsini Sevdiğim Cinsine Çeker :D
Puan vermedi·288 syf.··
2026 4. kitabı
Freida mcfadden beni her zaman RS'den kurtarmıştır. Kusursuz Çocuk kitabını bir günde bitirdim. Sıkıcı değil anlatımı kısa ve akıcı. Merak var ya o merak hep diri kalıyor. Bu kadın cidden başarıyor bu işi. Kitabı bir noktada tahmin etmeyi başardım. Bunun için yeterince Freida okuyucusu olmanız gereklidir. :D Kitabın konusundan kısaca bahsetmek istiyorum. Liam başarılı ve çoğu öğretmeninin favorisi olan bir lise öğrencisidir. Aynı zamanda annesi Erika'nın favori çocuğudur. Tam olarak kusursuz parmakla gösterilen bir çocuktur. Taa ki iki dedektif bir akşam kapılarını çalıp Liam'la konuşmak isteyene kadar. Kasabada bir kız kaybolmuştur ve onu en son gören kişi Liam'dır. Erika oğlunun kusurlarıyla yüzleşmeye başladıkça gerçekler giderek ağırlaşır. Çünkü Liam kusursuz değildir ama kusursuz rolünü çok başarılı bir şekilde oynuyordur. Artık Erika oğlunun doğru söyleyip söylemediğini ayırt edemiyordur. Bütün oklar Liam'ı işaret ederken kasaba halkı ailenin üzerine gelmeye başlamıştır.
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026775 okunma
Reklam
ZİRVE ÖTESİ #2
10/10
·392 syf.··
2026 18. kitabı
Selamlar Dostlarım, Bugün sizlere Zirve Ötesi serisinin ikinci kitabı olan Ateşten Tezahürat kitabından bahsedeceğim. Bu serideki karakterler birbirlerine inanılmaz güçlü bağlarla bağlı arkadaşlar. İlk kitapta İklim ve Karza'nın hikâyesini okumuştuk, şimdi ise benim favori karakterlerim olan Sonat ve Tamay'ın hikâyesini okuyoruz. Tamay, bir amigo kız takımının kaptanı. Ailesinin ona yeterince ilgi göstermemesinden ve erkeklerle olan ilişkilerinin uzun soluklu olmamasından yakınan; oldukça özgüvenli, kendini iyi tanıyan bir kız. Sonat ise buz pateniyle uğraşan, ancak spor dışında yaşadığı bir sakatlığın ardından buz patenine geri dönmekte zorlanan bir genç. Tamay'ı ilk gördüğü anda âşık olan Sonat; centilmenliği, kibarlığı ve sevdikleri hakkında her şeyi bilip onların hayatını kolaylaştırmaya çalışmasıyla gerçekten müthiş biri. (Biraz Sonat hayranıyım, kusura bakmayın. ) Sonat ve Tamay'ın ilişkisi başlangıçta sahte bir ilişki olarak başlıyor. Çünkü Tamay, insanlara uzun süreli bir ilişki yürütebildiğini göstermek isterken; Sonat da sosyal ortamlara geri dönmeyi ve hayatındaki ilk ilişki deneyimini yaşamayı hedefliyor. Bakalım bu sahte ilişki ne kadar sürecek? Ben bu kitaba bayıldım. Hatta serideki en sevdiğim kitap oldu. Kendim yazsam muhtemelen böyle bir hikâye yazardım. Kitabı okurken sık sık gülümseyip kahkahalar attım. Tamay'ın bir blog sayfasının olması ve oradaki yazıları okumak da çok hoşuma gitti. Karakterler arasındaki dostluk, spor hayatı ve romantizm oldukça başarılı bir şekilde anlatılmış. Son derece eğlenceli ve akıcı bir kitap olmuş. Umarım siz de okur ve beğenirsiniz. Adora Yağmur Ateşten Tezahürat
Aşk
Ateşten TezahüratAdora Yağmur · İndigo Kitap · 2025703 okunma
“Dokunmadan” Üzerine
10/10
·352 syf.··
2026 7. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:26
Dokunmadan: Hayatın Kıyısında Bir Vicdan Yolculuğu (Spoiler İçerir!) Bazı kitaplar olay örgüsüyle, bazıları karakterleriyle, bazılarıysa diliyle hafızamızda yer eder. Yazarla tanışma kitabım olan “Dokunmadan” benim için üçüncü gruba giriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey ne Adalet’in yolculuğu ne de romanın sürprizleri oldu; zihnimde en çok yer eden şey, yazarın kelimelerle kurduğu dünyaydı. Kahramanımız Adalet, henüz yirmi dokuz yaşında olmasına rağmen ölüm döşeğinde karşımıza çıkıyor. Hastane odasında ölümü beklerken hayatını sorguluyor ve kendine çok temel bir soru soruyor: “İlk gerçek günahım neydi?” Bu soru onu çocukluğuna, vicdanının en karanlık köşelerine ve yıllardır taşıdığı suçluluk duygusuna götürüyor. Adalet’in en belirgin özelliği, hayatı boyunca yakasını bırakmayan suçluluk hissi. Yaptıkları için, yapmadıkları için, düşündükleri için hatta bazen yalnızca var olduğu için suçluluk duyuyor. Bu nedenle roman sadece bir geçmişe dönüş hikâyesi değil; aynı zamanda vicdanın insan hayatını nasıl şekillendirebildiğinin de hikâyesi. Kitabın en etkileyici bölümlerinden biri hiç şüphesiz ölümle yüzleştiği ilk sayfalar. Adalet şöyle diyor: “Ölecektim. Öyle yaşlanıp elden ayaktan kesilince değil üstelik, bugün yarın. Belki yeni bir mevsim göremeden, tek bir yeşil erik daha yiyemeden, kıymetli defterimin sonuna gelemeden… Her an kapımı çalmasından çekindiğim arsız bir misafiri bekler gibi hazır olacaktım ölüm hazretlerinin teşrifine. İçimden bir ses, ‘Buraya kadarmış Adalet,’ diye fısılyordu. Ürperiyordum.” (syf: 8) Bu satırlarda beni etkileyen şey ölüm korkusundan çok, insanın yaşayamayacaklarını düşünmesi oldu. Yeni bir mevsim görememek… Bir daha erik yiyememek… Kıymetini çoğu zaman fark etmediğimiz sıradan güzelliklerin ölüm karşısında
Roman
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,4bin okunma
Daha iyisi olabilirdi
7/10
·202 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 12:49
Distopyanın kare ası olan 4 kitaptan 1984 ile birlikte bu kitap da bitti. İlk olarak belirtmek gerekiyor ki beklentilerimin altında olan bir kitap. Otomatik Portakal ve 1984 sonrası okuduğum 3. distopik kitap. Olay örgüsü kitabın içine çok güzel yedirilmiş ancak özellikle kitabın ilk 60 70 sayfasındaki mekan ve zaman atlamaları okuyucunun kafasını karıştırabiliyor. Bir distopik kitapta mutlaka olması gereken baskıcı devlet/iktidar bana bu kitapta çok varlığını gösterememiş gibi geldi. Konu ise aslında okuru hemen kitabın sayfalarını açıp okumaya başlaması için yeterince ilgi çekici. 1950'li yıllarda yazılan bu kitabı yazar bir kütüphanede daktilo için her bir kullanıma 10 sent vererek yazmış. Kitabın girişinde bir başkası tarafından yazılan sözler ile beklentiyi arşa çıkartıyorsunuz ancak benim için beklenen olmadı. Kitabın arka kapağında yazan yazılardan biri de yeryüzünde tek kitap kalsa o Fahrenheit 451 olmalı diye bir görüş var. Yine de konunun ve anafikrin tamamen boşa harcanmadığını düşünüyorum.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
6/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 11:03
Her kitap kendince değerlidir ama her kitap herkese aynı şekilde hitap etmez. Bu kitabı okurken aşkın masumiyeti olduğu kadar bazen içinden çıkılmaz bir hâl alışını da gördüm. Bir insanı sevmek için tüm uzuvlarının eksiksiz olması gerekmediğini, hatta kilometrelerce uzakta olsa bile sevilebileceğini gördüm. Ama bir başkasını koşulsuzca sevseniz bile kendi babanız tarafından yeterince sevilmeyebileceğinizi ve bunun insanın hayatında ne kadar derin yaralar açabileceğini de gördüm. Kitapta çevre, küresel ısınma ve doğa gibi konular üzerinden toplumsal mesajlar da verilmiş. Ancak Gezi Parkı olaylarının ele alınış biçimi bana oldukça tek taraflı geldi. Olayları bilmeyen bir okur, kitabı okuduğunda yaşananların tüm sorumluluğunu devlete yükleyebilir gibi hissettim. Bu bölüm benim kitaba en mesafeli kaldığım kısımlardan biri oldu. Balıkçının hayat hikâyesi ve kızını anlatırken döktüğü gözyaşları ise beni en çok etkileyen bölümler arasındaydı. Toplum olarak kadınları ve engelli bireyleri yeterince koruyamadığımız gerçeğini hüzünlü ama etkili bir şekilde anlatıyordu. Sonuç olarak kitaptan almam gereken mesajı aldığımı düşünüyorum. Elbette her okur aynı duyguları hissetmeyebilir; kitapların en güzel yanı da biraz bu değil mi zaten?
1000Kitap
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026160 okunma
Reklam
Reklam