Size "nankör müsünüz?" desem, elbette hayır diyeceksiniz. Ama bu kitabı okuduktan sonra, galiba ben de biraz nankörmüşüm diye düşüneceksiniz. Çünkü öyle farklı bir bakış açısı sunuyor ki bize yazar, insanın kendinden utanmasını, sorgulamasını sağlıyor.
Bir yumru oturuyor resmen boğazınıza bitirince. Ustalıkla işlenmiş bir duygusallık ve ders niteliğinde alt metinler... Aile kavramı -özellikle ebeveynlikle- ilgili muhteşem tespitler var kitapta. O kadar çok altını çizdiğim ve üzerine durup düşündüğüm sözler oldu ki.
David'in annesi Mercedes öğretmendir ve tayini bir köye çıkar. Hem yapısı gereği mesafeli olduğundan hem de iş yoğunluğundan David ile yeterince vakit geçiremez. Bu sebeple "sağır" olan ve köyde hakkında birçok dedikodu çıkmış olan Emerita hanımı kendisine yardımcı olması için yanına alır. Zaman içinde Emerita ve onun Curro'su arasında (David'e bu şekilde seslenir) inanılmaz bir bağ gelişir.
Emerita'nin hikayesini kendi yazdıkları notlarından, David'in hikayesini ise kendi dilinden okuyoruz. Bir çocuğun gözünden büyümeyi ve ebevenyleri okumak çok etkileyiciydi. Emerita ise bambaşka bir yerden vurdu beni.
Sakin ve duru bir anlatım ile nasıl bu kadar güçlü duygusallık verilir, inanamadım. Kültürel olarak çok benzer noktalarının olduğunu da düşündüm aynı zamanda.
Velhasıl benim için son zamanların en duygu yüklü okumalarından oldu. Sizlere de yürekten tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar dilerim...