Ağlamak için şartlar yeterince üzgün...
Alıntı
Henüz var olmayan bir şeye tutkuyla inanarak, onu yaratırız. Var olmayan şey yeterince arzulamadığımızdır. Franz Kafka
Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Formülün Dışındaki Kızlar
Önümdeki masada duran boşanma dilekçesinin "Geçimsizlik Nedenleri" kısmına bakıyordum. Otuz yaşındaydım, yedi yıldır avukatlık yapıyordum ama adliye koridorlarında geçen bunca zamana rağmen bazı kelimeler hala ilk günkü gibi canımı yakabiliyordu. Müvekkilim, kucağında iki aylık kızıyla karşımda oturan yorgun bir kadındı. Dilekçede tam olarak şöyle yazıyordu: “Davalı koca, müvekkilin erkek çocuk doğuramamasını gerekçe göstererek müşterek konutu terk etmiş, müvekkile psikolojik şiddet uygulamıştır…” Dosyayı yavaşça kapattım. Antalya Adliyesi'nin dördüncü katındaki ofisimin penceresinden dışarıya, uzaklardaki Beydağları'na doğru baktım. Hava sıcaktı ama o kelimeler beni bir anda yirmi yıl öncesine, Elmalı’nın o buz gibi, ahşap kokulu gecelerine götürdü. Kendi çocukluğumun kokusu, burnuma bir kez daha toprak tadıyla karışık havuç ve fındık kokusu olarak geri geldi. Bizim eve fındık, fıstık ve havuç hep çuvalla girerdi. On yaşındaydım ve o güne kadar babam Mücahit’in dünya çapındaki gizli bir sincap örgütünün lideri falan olduğunu sanıyordum. Çünkü normal bir insan, oturma odasının köşesine her hafta yeni bir Antep fıstığı veya fındık çuvalı yığmazdı. Babam kamyonu kapıya yanaştırıp kasaları indirdiğinde, annem Zehra mutfakta içini çeker, Elmalı usulü bir tevekkülle başını sallardı. Babam ise gözleri parlayarak içeri girer, "Bak hanım," derdi, "bu seferki havuçlar özel. Alanya’dan getirttim. Suyunu sıkıp içeceksin, fındıkları da kavurmadan yiyeceksin ki şifası kaçmasın. Bu sefer olacak, hissediyorum." Annem ellerini önlüğüne siler, o her zamanki sakin ama bıkkın sesiyle mırıldanırdı: "Bey, Allah’ın emri bu... Mutfakta aş pişer, çocuk pişmez. Yemekle, çerezle olacak iş değil bu, anla gari." Ben o zamanlar bu konuşmaları bir tür gizli yemek tarifi zannederdim. Evde sürekli
Duygu ve Düşünce
Bazı insanlar yanlış zamanlarda yanlış kitapları okurlar. Böyle insanları bir yapboza benzetirseniz eğer bir sürü farklı yapbozu alıp bir bütün haline getiremeyip birbirini üzerine bindirerek tepeleme bir yüzey oluşturduğunu görebilirsiniz. Dolayısıyla ne bir şekile ne de bir görsele benzer oluşan bu şey. Eğer yeterince enayi tanıyorsanız bu kabızlık boka benzeyen yapboz kişisini birilerine modern sanat diye satabilirsiniz. Şu yapbozun birleşemediği noktalara bak! Kırılan çıkıntılarına bak! Başka hiçbir yapboz bu yapboz gibi değildir. O sebeple bu yapboz çok özel bir yapboz. Neden bu yapboza bir şans vermiyorsun? Bir siktir git. Doğru zaman diye bir şeyi beklemek saçma. Hani bazen gerekli olabilir de bunu homojen bir şekilde beklemek saçma. Başta doğru zaman yanlış kitap falan dedim de götümden salladım, hatta yazarken içimden kıs kıs gülen o ses ne diyon yarrağım kıkırdayışı saldı, maksat gevezelik. İnsanlar nasıl heba olurlar? Doğru zaman, doğru insan doğru his, doğru amaç bekleyişiyle. Doğru. Doğru Doğru. Doğru nedir? Ananın amı. Aslında öyle olabilir mi gerçekten? Yani bu her şeye sinmiş ''doğruluk'' bekleyişi biraz da anne rahmine dönüş isteğine benzemiyor mu? Yani şu doğruluk bekleyişindeki heterojen durumları daha da açıp parçalamak istiyorum da yapmayacağım. Canım kahve istiyor. Kahve yapacağım ve de yıldızların altında kitap okuyacağım. Beni gıcık eden bir şey var. Okuyacam, okuyacağım. Bu cağımlar... Cağım. CAĞIM. cağım.lağım.yarrağım. Niye böyle küfürbaz oldum ya... Ama şöyle ki ben nerede küfür edeceğini seçebilen bir insanım. Ayarlıyorum yani. Kendi zihin akışlarımı da zorba kurallara bağlayacak değilim herhalde. O kadar da olsun. Aslında küfür konusu da araştırılabilir.
Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik Üzerine Konuşalım...
Selamlar umarım iyisinizdir. Sıhatiniz ve Keyifleriniz yerindedir. Bu gün çok uzun zamandır Hayruş ✮⋆˙ ile yapmak istediğim ama benim yüzümden uzun bir süre ertelenen bir soru-cevap, kitap üzerine sohbet etkinliğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Sohbetimiz başlıkta da olduğu gibi HGOİ serisi: Lordlar ve Varisler Krallar ve Soytarıları Ejderha ve Yıldız Deliler ve Cellatlar Efsaneler ve Lanetler üzerine olacaktır. (Bu arada isim yazmak uzun süreceği için hesaplarımızın baş harfleriyle devam edeceğim) Ve sohbet seri hakkında SPOİLER İÇERECEKTİR HEM DE BOLCA... ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ M: Tamamdır şimdi o zaman ilk sorumla başlayayım bu seride en çok hoşuna giden şey nedir? H: Hmm... Nova diyeceğim. Çok güzel yazılan bir karakter. Baştan sona gelişimini okurken kendi kızımı yetiştiriyorum gibi hissettim. M: Benim için seriyi iyi yapan temelde 4 şey var: birincisi özgün bir konu ya da işleyiş, ikincisi beni ne kadar eğlendirdiği, bana ne kadar duygularını geçirebildiği, kitap sonunda bana ne kadar çok şey kazandırdığı. Şimdi ilk madde belki pek olmaz ancak hgoi diğer tüm isteklerimi karşılıyor, senin dediğin gibi karakter gelişimi konusunda hakikaten çok başarılı. H: Evet katılıyorum N.G. Kabal'ın kalemini seviyorum yazdığı ufacık bir cümlede bile derin anlamlar var. H: Sence serinin sonu yeterli miydi bir şeyi değiştirmek istesen neyi değiştirirdin 🙃
Duygu ve Düşünce
Bir küçük mezuniyet meselesi
Bütün anasınıflar, ilkokullar, ortaokullar, liseler mezun olduysa, enük cücük herkes mezuniyet cübbesini giydiyse, bir gün gitsen bile hatıran yeter şarkısı yeterince tekrar edildiyse, bu cuma okulları kapatabilir miyiz lütfen 🥵🫠
Hayata Dair