5/10
·256 syf.··
2026 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:54
Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan romanı, Türk edebiyatının en çok övülen eserlerinden biri olarak gösteriliyor. Ancak kitabı okuduktan sonra bende bıraktığı izlenim, bu övgülerin biraz abartılı olduğu yönünde oldu. Romanın kötü olduğunu düşünmüyorum; fakat bana göre hakkında oluşturulan büyük beklentiyi tam anlamıyla karşılayan bir eser değil. Romanın en güçlü yanı, insanın kendi zaaflarını dış etkenlere yükleme eğilimini ele alması. "İçimizdeki şeytan" metaforu, insanın sorumluluktan kaçışını anlatması bakımından oldukça etkileyici. Bunun yanında kitapta altı çizilecek birçok güzel alıntı ve insanı durup düşünmeye sevk eden fikir bulunuyor. Özellikle karakterlerin insan psikolojisine dair yaptığı bazı tespitler, romanın en değerli tarafını oluşturuyor. Buna karşılık olay örgüsünün zaman zaman yavaş ilerlediğini ve karakterlerin bazı noktalarda yeterince derinleşmediğini düşündüm. Bu nedenle roman beni sürekli içine çeken bir anlatıya sahip olmadı. Daha çok fikirleri ve diyaloglarıyla öne çıkan bir eser izlenimi bıraktı. Sonuç olarak İçimizdeki Şeytan, okunmaya değer bir roman. Ancak bana göre, Türk edebiyatındaki en büyük başyapıtlardan biri olarak gösterilmesini hak edecek kadar güçlü değil. Yine de içerdiği etkileyici alıntılar, insanın kendisiyle hesaplaşmasına kapı aralayan düşünceleri ve psikolojik çözümlemeleri sayesinde okunması gereken eserler arasında yer alıyor. Benim için, edebi değerinden çok düşündürdüğü noktalarla öne çıkan; beklentimin altında kalsa da zaman zaman zihinde iz bırakan bir roman oldu.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
10/10
·528 syf.··
2026 56. kitabı
ALTINLA DOKUNMUŞ 𝕭𝖗𝖎𝖆𝖗’ı𝖓 𝕮𝖆𝖓𝖆𝖛𝖆𝖗𝖑𝖆𝖗ı Elizabeth Helen Serimizin ilk kitabı perilerin büyülü diyarında yaşayan dört vahşi prens ve o diyara sonradan dahil olan güzel prensesimizi tanıyarak başlamıştı. 𝐃𝐢𝐤𝐞𝐧𝐥𝐞𝐫𝐥𝐞 𝐁𝐚ğ𝐥ı’nın sonuna geldiğimde ise aklımda ki tek soru maceramızın nasıl devam edeceği olmuştu ve 𝐀𝐥𝐭ı𝐧𝐥𝐚 𝐃𝐨𝐤𝐮𝐧𝐦𝐮ş’un sayfaları ilerledikçe anladım, bir maceradan çok daha fazlasıydı prensesimiz ve prenslerimizin yaşadıkları. İlk kitabımızın sonunda insanların dünyası Orca Koyu’na sürgün edilen Rosalina,ikinci kitabımız başlarken Büyülü Vadi’ye ve kalbini bıraktığı prenslere dönmeye çabalar. Kendisini hala nişanlısı olarak gören Lucas ise Rosalina ve babası için tam bir baş belasıdır. Hikâyemiz hiç durulmadan ve o kadar heyecanlı ilerliyor ki tam bir olay çözülüyor derken yenisi başlıyor. Özellikle Sonbahar Krallığı’nı etkisi altına alan gizemli ve ölümcül don felaketi kitabımızın temposunu daha da yükseltiyor. İkinci kitabımızda ilk kitabımıza kıyasla karakterlerimizin gelişimleride çok iyiydi.Özellikle Rosalina’yı ilk kitabımıza göre çok fazla sevdim. Daha güçlü, daha olgun ve duygularını daha iyi yönetebilen bir karaktere dönüşmesini de keyifle okudum. Sadece fiziksel anlamda değil, zihinsel olarak da geçirdiği değişim hikâyemizi benim için çok daha etkileyici hâle getirdi. Farron ise bu kitabın yıldızıydı. Karakterinin katman katman açılması, yaşadıkları ve iç dünyası beni ona tamamen bağladı. Dayton her zamanki gibi eğlenceli olsa da bu kez onun farklı yönlerini görmek de çok güzeldi. Ezryn’i ise ne yazık ki yeterince okuyamadığımızı düşünüyorum ve ona daha fazla bölüm ayrılmasını isterdim. Keldarion de hâlâ beni en çok zorlayan karakterlerden biri; davranışlarının ardında mutlaka bir sebep olduğunu hissediyorum ama şimdilik onunla tam anlamıyla bağ
Altınla DokunmuşElizabeth Helen · Sonsuz Kitap · 202624 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6/10
·344 syf.··
2026 58. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:58
Serinin ilk kitabını hiç sevmediğim için bu kitaba önyargıyla başladım. Hatta puan verirken ilk kitaptan etkilenmemek için özellikle dikkat ettim. Bu yüzden beklentim çok düşük olmasına rağmen ikinci kitabın ilk kitaba göre daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Mükemmel miydi? Hayır. Ama en azından beni hikayenin içinde tutmayı başardı. Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Kiara, hem geçimini sağlamak hem de hasta babasının bakım masraflarını karşılayabilmek için iş bulmak zorunda olan bir genç kadın. Yeni başladığı işte resepsiyonist olarak çalışmaya başlıyor ancak zamanla çalıştığı şirketin göründüğü gibi olmadığını fark ediyor. Şirketin sahibi aslında İrlanda mafyasının lideri Liam Byrne. Fakat hikayenin asıl kırılma noktası Kiara’nın iş yerinde yaşadığı olaylar oluyor. Çalıştığı şirkette tacize uğruyor ve susturulmak için tehdit ediliyor. Liam bu durumu fark ettiğinde ise olaylar tamamen farklı bir yöne evriliyor. Kiara kendisini ilk kez Liam’ın yanında güvende hissediyor ve hikaye bu noktadan sonra ikisinin ilişkisi üzerinden ilerlemeye başlıyor. Kitabın en sevdiğim yanı olay örgüsü oldu. Genel akış sıkıcı değildi olaylar birbirini takip ediyor ve kitap kolay okunuyor. Özellikle mafya temasının hikayeye yedirilişi fena değildi. Sayfalar hızlı aktığı için okurken sıkılmadım ve merak duygusu belirli ölçüde korunabildi. Ama karakterler arasındaki ilişki kısmı benim için kitabın en zayıf tarafıydı. Birbirlerinden çok hızlı etkileniyorlar ve bu etkilenmenin gelişim sürecini yeterince hissedemiyoruz. Birlikte geçirdikleri zamanlar, birbirlerini tanıma süreçleri ve duygusal yakınlaşmaları daha detaylı işlenebilirdi. Bu yüzden ilişkileri bana tam olarak geçmedi. Bir diğer problemim ise yine erkek karakterle oldu. Sanırım bu yazarın erkek karakterleriyle bir türlü
1000Kitap
Günahkârın GücüMichelle Heard · Artemis Yayınları · 202657 okunma
9/10
·320 syf.··
2026 80. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:21
Doğrusunu söylemek gerekirse ya da yazmak gerekirse; tamâmen önyargı ile baktığım bir yazar ve kitaptı. Ama kitabın şöyle bir içine dalıp biraz fikir sahibi olmak isterken kitabın içinden çıkamadım. Bu kadar mükemmellik beklemiyordum doğrusu. Konusu şuydu, buydu diye bahsetme gereği duymuyorum ki zaten yeterince popüler. Tamamen kendi yorumlaeım üzerinden bir inceleme yazmış olmak istiyorum bu kitap hakkında. Kitap tarihi bir kurgu romanı. Semerkant ve İran coğrafyası daha çok ağır basmakla birlikte yer yer doğu ile batı arasında köprü gibi bir konuma sahip olan Türkiye'de geçiyor. Ömer Hayyam'ın ünlü eseri Rubaiyat etrafında dönüyor konı genelde. O dönemin tarihi olayları ve gelişmeleri genişçe bilgiye dayalı verilmiş. Temelinde birbirinin içine geçmiş iki ana öyküden oluşan roman; Semerkant'da 1072 de başlayıp, Atlantik'in ortasında Titanic'de 1912 yılında hazin bir şekilde son buluyor. Okuru çok olsun keyifle okunsun.
Alıntı
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma
Puan vermedi·16 syf.·
2026 80. kitabı
Leylek iki yengece dans öğretmenliği yapıyor. Sonra da öğrendiklerini uygulamaları için sınav olarak dans etmelerini istiyor. Kitabın ana mesajı öğrendiklerini hayatına katmanın önemi/gerekliliği ve bu mesaj hikâyede açık açık dile getiriliyor. Açık açık söylenen mesaj hikâyede yeterince iyi işlenmemiş demektir kanaatimce. Zaten birkaç cümlelik hikâyede ana mesajın tekrarlanması hikâyeyi hepten basitleştirmiş. Başka seçenek yoksa okunabilir ama öncelik verilecek bir kitap değil bence.
Yengeçlerin DansıE. Murat Yığcı · Minimo Yayınları · 20223 okunma
Puan vermedi·84 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 07:58
Byung-Chul Han'ın Şeffaflık Toplumu, modern insanın görünür olma takıntısını sert bir şekilde eleştiriyor. Kitabı okurken şunu düşündüm: İnsan ruhunun en değerli tarafı, tamamen açığa çıkarılamayan kısmıdır. Acı da sevgi de biraz gizem taşır; insanı insan yapan şey, her duygunun sergilenmesi değil, bazılarının derinde yaşanmasıdır. Han'ın şeffaflık eleştirisi bu yüzden önemli. Çünkü bugün insanlar anlaşılmaktan çok görünür olmaya çalışıyor. Ancak kitap zaman zaman teknolojiyi ve dijital dünyayı tek yönlü değerlendirme eğiliminde. Şeffaflığın yarattığı sorunları güçlü biçimde ortaya koysa da, insanların görünür olarak dayanışma kurabildiği ve sesini duyurabildiği tarafları yeterince işlemiyor. Buna rağmen eser, çağımızın en büyük yalnızlıklarından birini gösteriyor: Herkesin birbirini gördüğü ama kimsenin gerçekten kimseyi tanımadığı bir dünya. Benim için kitabın en güçlü yanı, insanın mahremiyetini bir saklanma alanı değil, varoluşunun vazgeçilmez bir parçası olarak savunmasıydı. Çünkü insan bazen anlattıklarıyla değil, içinde taşıdığı sessizliklerle de insandır.
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,334 okunma