"Ben seni denemek, zorluklarla karşı karşıya bırakmak ve bu konuda yeterli bir duruma gelmen için komutan tayin ettim. Bu işi güzel yaparsan, seni işinde bırakır, hatta daha da büyük görevler veririm. Yapamazsan azlederim... Sakın ha cahiliye devri taassubuna kapılmayasın, çünkü Allah cahiliyeye de, cahiliye halkına da buğzeder. Askerlerin yanına gittiğin zaman onlarla iyi sohbetin olsun. Onlara öğüt verdiğin zaman sözünü kısa tut, çünkü fazla sözün bir kısmı diğer kısmını unutturur. Düşmanın elçileri yanına gelecek olursa, onlara ikramda bulun, ancak onları karargâhında fazla tutma. Öyle ki, onlar senin hakkında hiçbir şey öğrenmeden yanından ayrılsınlar. Onlara hiçbir şey göstermemeye çalış, aksi takdirde senin zayıf yanlarını görür ve senin bildiklerini bilirler. Yanında bulunanlardan hiç kimsenin onlarla konuşmasına fırsat verme. Onlarla konuşmayı bizzat kendin yap. Gizli olması gereken şeyleri dışarı vurma ki, işlerin karışmasın. Fikir sorduğun zaman dürüst ol ki, sana samimi olarak fikirlerini söylesinler. Geceleyin arkadaşlarınla sohbet et. Bu şekilde sana çeşitli haberler gelecek ve önündeki perdeler kalkacaktır. Hak eden kimseyi cezalandırmaktan çekinme ve tereddüt etme. Ceza vermek için aceleci olma, gevşek de davranma. Askerlerinin ailelerinden gafil olma, aksi halde askerin bozulur. Onların gizliliklerini de araştırma, o zaman onları rezil edersin. İnsanların sırlarını açığa çıkarma, onların söyledikleriyle yetin. Boş işlerle uğraşanlardan uzak dur, doğru ve vefakâr kimselerle otur-kalk. Korkma, çünkü sen korkarsan yanındakiler de korkar. Ganimetten çalmaktan uzak dur. Çünkü bu fakirliği yaklaştırır, zaferi uzaklaştırır. Kendilerini manastırlara hapsetmiş kimseler bulacaksınız. Onları hayatlarını adadıkları şeyle baş başa birak" demiştir. Hz. Ebû Bekir bu