Süleymaniye’nin Donsuz Şıllığı!
9/10
·400 syf.··
2026 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 18:21
Cehennem başkalarıdır, der Jean-Paul Sartre, cevap verir adeta Nermin Yıldırım, “Sadece cehennem değil, cennet de mi başkalarıydı yoksa?” Acı bir şekilde gülümser Fyodor Dostoyevski, cehennem, “Daha sevememekten doğan acıdır.” Daha sevememek, toplumun, senin sevme yetin yok olana dek ruh ve beden sağlığınla oynaması ve yok oluşunun ardından sanki hiç var olmamışsın gibi kayıtsız kalması. “Şu kadın da intihar edecek başka zaman bulamamış mıydı?” ”Allah insanı kötü kişilere akraba değil, komşu bile etmesin!” Her şeyin bittiği yerde başlıyor kitap. Sahil kayalıklarında bir kadın cesedi. “Kadın”, “ceset”. Yaşayan kadınlar var kitapta, ailesine ve topluma rağmen ayakta kalmaya çalışan, nefes alışına yaşamak denilen kadınlar. Ölü bedenlerini sürükleyen, toplumun yüklediği tüm görevleri eksiksiz yapmalarına rağmen tutunamayan, bedenleri “et” olarak görülen, doğuran, tecavüz edilen ve en büyük zararı yine hemcinslerinden gören kadınlar. Ölü kadınlar var kitapta. Bireyin kötülüğünü okuduğunu sanıyorsun okurken, öyle usta portreler çizmiş ki yazar, başlı başına “tip” olmuş, kötüyüm diye haykırıyorlar yüzüne! Lakin hayır diyor Orhan Kemal, onlar kötü değil, kötü olan bir çark ve onlar yalnızca o çarkın dişlileri. Onlar kötü olmasalardı yerine gelecek kişiler kötü olacaktı. “Cehennem toplumdur.” “Kadın, erkeğin arzularına nedensiz, niçinsiz boyun eğmekle yükümlüydü. Çünkü erkek, kadının küçük tanrısıydı.” Olanca sıradanlığıyla devam ediyordu hayatlar. Olanca güzelliğiyle hayalleri vardı insanların. Kimi evinde mutlu olmayı, kimi güler yüzle karşılanmayı istiyordu. “Ne oldum deme,” diyordu hayat, “Ne olacağım,” “Ne öleceğim,” de. Hiçbir kahraman bilemezdi sonunun böyle olacağını, tıpkı şu an sıradan hayatlarımızın içinde sonumuzun nasıl olacağını bilemememiz gibi. Kara gün kararıp gidiyordu.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
sadece siyasette kölelik yok
7/10
·77 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 15:14
ilk Erich Fromm okumam oldu. dilini oldukça ağır zannediyordum ama beni yanılttı. tam aksine çok anlaşılır ve sade bir dile sahip. bir de ben daha makale tarzı olur diye bekliyordum ama deneme gibiydi. Fromm kitapta Adem ve Havva’dan başlayıp günümüze kadar geliyor. “İnsanlık tarihi bir itaatsizlik eylemiyle başladı ve bir itaat eylemiyle son bulabilir." insanlar en çok ne sebeple itaat eder? (sf. 14) sorumluluk almamak için. bir güce itaat ettiğimizde bizim karar vermedeki sorumluluğumuz, birey olarak hata yapma şansımız ortadan kalkar. bu örneğim alakasız gelebilir ama geçen bir arkadaşımla konuşuyorduk. kendisi toxic bir ilişkiden yeni çıkmıştı ve onu özlediğini söyledi. düşününce onu özlemediğini gerçekten biliyordum ve aslında onun senin yerine karar vermesini özlediğini söyledim. uzun zaman kararları tek başına alamadığın bir ilişkide bulununca cidden karar verme yetin körleşiyor ve bir süre sonra yalnız yaşamaya devam etmek işkence gibi hissettiriyor. bizler siyasetçi olmadığımız için bunun en iyi örneğini sağlıksız ilişkilerde görüyoruz bence bu yüzden bu şekilde örneklemek istedim. özgürlükten korkan biri ise hayır diyemez. tarih boyunca güce itaat etmemek bir günah olarak anılmıştır ve gerçek özgürlük bu algıya karşı çıkmaktır. “İşin aslı, sistemimiz tam olarak karşıt olma hakkı ve fikirlerin çeşitliliği ilkesine dayandığı halde herkes “gönüllü” olarak aynı fikirdedir.” (sf. 48) kitapta bahsedilen eleştiri, insanların kitle iletişim araçlarıyla beyni yıkanıyor ve bu da bizi bir tekdüzeliğe sürüklüyor. insanlar sorumluluktan kaçtığı için bir köle olmayı tercih ediyor. herkes iletişim araçlarındaki duyduğu ilk şeye inanıyor, aslında bu da modern dünyanın bizi ne kadar kolay köle yaptığının büyük bir örneği. fromm sorunları açıkladıktan sonra belli başlı çözüm
İtaatsizlik ÜzerineErich Fromm · Say Yayınları · 20142,028 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sadeliğin ihtişamı.
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Tolstoy’un, altı adet kısa hikayeden oluşan bu kitabı, aslında dev romanlarından ziyade bir "ustalık sınavı" gibi duruyor. Dünyayı sarsan o koca adamın, en derin etik çıkmazları bir çocuğun bile anlayabileceği bir sadeliğe indirmesi gerçekten muazzam. Kitabı okurken, sanki eski bir bilgenin dizinin dibine çökmüşsünüz de hikâye dinliyormuşsunuz gibi bir his geçiyor insana. Hikayeleri, tek tek ve kısaca ele alacak olursak: Kitaba ismini de veren ilk hikayeden başlayalım. "İnsan Neyle Yaşar?", Melek Mihail’in dünyaya düşüşü üzerinden insanın özüne dair üç temel ders veriyor. Sonunda anlıyoruz ki; insan kendi için kaygılanarak değil, başkasına duyduğu sevgiyle nefes alıyor. Biz, tek başımıza değil, bir bütünün parçasıyken gerçekten insanız. Hemen ardından gelen "Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt Edemez" ise tam bir "komşu kavgası" trajedisi. Küçücük bir yumurta meselesinin koca bir köyü yakışını okurken, gurur ve inadın haklılıktan daha tehlikeli olduğunu görüyoruz. Kötülük o küçük kıvılcım gibi; affedip söndürmezsen sonunda senin çatını da sarıyor. "Mum" hikâyesinde ise zalim bir kâhya ve her şeye rağmen iyilikten vazgeçmeyen Pyotr’un o sarsılmaz duruşu var. Baskı ne kadar artarsa artsın, insanın içindeki o vicdan mumu yanmaya devam ediyor; çünkü kötülüğe aynıyla karşılık vermek sadece karanlığı büyütüyor. Bence kitabın en çarpıcı hikayelerinden biri de "Kızlar Büyüklerden Akıllıymış". İki küçük kızın bir çamur birikintisi yüzünden didişip saniyeler içinde barışmasını izlerken, büyüklerin kavgayı nasıl devasa bir savaşa dönüştürdüğünü görmek tam bir ironi. Çözüm aslında o çocuk saflığında saklı. Tabii bir de Pahom’un o bitmek bilmeyen hırsı var: "İnsana Çok Toprak Gerekir mi?" Daha fazlası için nefesi kesilene kadar koşan Pahom’un hikâyesi,
Edebiyat
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,4bin okunma
Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar
1/10
·368 syf.··
2026 10. kitabı
(Çok uzun oldu ama ayrıntılı olarak anlatmak zorundaydım üzgünüm) Kitapla ilgili güzel olan sadece iki şey var. Biri tasarımında AI kullanılmamış olması, diğeri de ismi. Ancak kitabın içeriğinin ismiyle pek bir alakası yok. Bence. Yani ismi okuduğunuzda karanlık, dram dolu bir kitap okuyacağınızı düşünüyorsunuz – en azından ben öyle düşünmüştüm – ancak kitap, erkek karakterle kadın karakterin atışmalarından ve mafyacılık oynamalarından ibaret. Üstelik aile içi şiddet, kadına şiddet, taciz, tecavüz gibi konulara dikkat çekebilecek bir kitap olacakken bu konuda epey eksik kalmış, hatta bana kalırsa tacizin altını epey boşaltmış. Bu kitap için en iyi şekilde olay örgüsünü takip ederek inceleme yazabilirim diye düşünüyorum, o yüzden öyle ilerleyeceğiz. Tabii bu da spoiler içereceği anlamına geliyor. Kitabı erkek karakter Arden Deniz ve kadın karakter Güneş Ay’ın bakış açısından okuyoruz. Çocukluk dönemlerinden birer bölüm okuyarak başlıyoruz. İkisinin ailesi de yoksul, babaları iğrenç insanlar ve eşlerine de çocuklarına da şiddet gösteriyorlar. Güneş’in annesi onu gayet seviyor ve önemsiyor ancak Arden annesi tarafından pek de önemsenmiyor. Mert isminde küçük bir kardeşi var, annesi asıl onu seviyor. Arden yine de annesini de küçük kardeşini de elinden geldiğince koruyor. Güneş’i de babası borçlarını ödeyemediği için mafya kaçırıyor. Bu mafyadaki adamlardan birinin adı da Mert, ne garip. Sonrasında günümüzden devam ediyoruz. Arden komiser olmuş, Güneş de yine yoksul biri ve barmen olarak çalışıyor. Bunların ikisinin de ortak bir amacı var. Bülent Ali Yaman’ı öldürmek çünkü bu adam Güneş’in sevgilisini, Arden’in de kardeşi Mert’i öldürmüş. Anlamışsınızdır muhtemelen ama söyleyeyim yine de, Güneş’in sevgilisi dediğimiz kişi de Mert. İlerideki bölümlerde öğreniyorduk
Geriye Sadece Karanlık KaldıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2026230 okunma
5/10
·56 syf.··
2026 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 19:29
Ermişin Bahçesi’ ni Halil Cibran öyle karmaşık bir şey anlatmıyor aslında ama kurduğu cümleler insanı düşündürüyor. Bugün bu hayat senin ama karar verme yetin yasak diyerek sana ait olan ama senin veremediğin o kararları veren kişi olarak anlatmış bizlere. Kitapta büyük olaylar yok; daha çok hayat, insan ve duygular üzerine kısa ama derin sözler var. Okurken bana da biraz aforizma tadında geldi. Bazı cümleler var, kısa ama insanın aklında kalıyor. bazende yabancı kaldım ne demek istiyor diye sorguladım. Sanki her bölümde hayata dair küçük bir ders ya da düşünce bırakmak istemiş gibi. Bu yüzden kitap bir roman gibi akıp gitmiyor; daha çok insanın durup düşünmesini isteyen kısa denemeler gibi hissettiriyor. Hatta bazı yerlerde kitabı hızlı okumak ve bitirmek istedim. Biraz okurken insanın içi biraz yavaşlıyor gibi hissettim.
Ermişin BahçesiHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202118,6bin okunma
5/10
·56 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 00:33
Mutluluğun özü: 1- iyi ruh hali (eudaimonia) 2- sağlıklı beden 3-iç huzur 4- dış faktörler Kurallar: 1. Gelecek kaygısı veya gerçekleşmesi imkansız hayaller, şu anki huzurumuzu yok eder. Mutluluğu, dış koşullarda değil, iç dünyamızdaki sükûnette aramalıyız. 2. Kıskançlıktan kaçın. 3. Kendini tanı, yeteneklerini keşfet: deneyim ve dış faktörlerden elde ettiğin bilgilerden sonra edinilmiş karakterini oluştur. ( ampirik birey) 4. İsteklerimizin peşinden giderken çaba göstermeliyiz. Eylemsizlik memnuniyetsizliği arttırır. (İstiyorsan harekete geç.) 5. Mutluluk ve acı görecelidir, isteklerimiz sürekli değişir. Önemli olan dengeyi bulmak. 6. İsteklerden ziyade, yaşayabileceğimiz gibi yaşamak pragmatik ve bilinçli bir yaklaşım gerektirir. 7. Bir işe başlamadan önce düşün planla. Sonuç kötü olursa kötü bir rastlantıydı de ve ilerle. 8. Az ile yetin. Beklentileri düşür, minimalist yaşamı seç. Sadelik mutluluk verir. 9. Anlık hazlar yerine uzun süreli huzuru seç. 10. Her şeyi aklının kontrolünde yap. Akıl ve duyguları dengele. 11. Geçmişteki talihsizlikleri düşünüp kendine işkence etme. 12. Hiç kimse duyduğunu kendine saklamaz. ( Güven) 13. Neşeli insanın neşeli olmak için her zaman nedeni vardır ki o da neşeli olmasıdır. (Neşeye kapılarını aç) 14. Anda çok takılma geleceği de çok kafaya takma. Dengede tut. 15. Sıkıntılar hayatın parçasıdır. Sakin kal ve ilerle. 16. En şanslı kişi hayatını acısız geçiren kişidir. Hayatını tamamla ve atlamaya bak. 17. Hayallerini dizginle çok uçarsan gerçeklikten koparsın. 18. İçindeki bulduğumuz an bir gün geçmiş olacak; anı yaşa, onu kaçırma. 19. Nefretini sözle değil eylemle göster ki küçük düşmeyesin. 20. Her meseleyi ona ait olan zamanda düşün. 21. Elinden kaçan şeyler için yas tutma. 22. Hayat belirsizliklerle dolu planlarımız
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma