Çocukların bir şeyi niçin istediklerini bilmedikleri konusunda derin bilgi sahibi bütün öğretmenler ve eğitmenler hemfikir; fakat yetişkinler de çocuklar gibi bu dünyada oradan oraya sürükleniyorlar ve onlar gibi nereden gelip nereye gittiklerini bilmiyorlar, onlar gibi gerçek amaçlar doğrultusunda hareket etmiyor ve onlar gibi bisküvi, pasta, yerine göre şeker, yerine göre sopayla yönetiliyorlar: Genellikle buna kimse inanmıyor, ama bana göre bu çok açık bir şey.
Çocuklar; yetişkinlerin dinlemeyeceğini bildikleri için sessiz kalırlardı. Tam da hu yüzden sessiz kalmalarına rağmen yetişkinler neden hiçbir şey söylemediklerini ısrarla sorarlardı.
Benim yetiştiğim coğrafyada, çocuk bir yanlış yaptığında, yetişkinler ona kendini kötü hissetmesin diye yardımcı olmaz,"Korkma , bir şey olmaz, hadi git oyununa devam et.."demez. Aksine bir daha yanlış yapmasın diye üstüne gider, ona kendini kötü hissettirmek için ekstra çaba harcarlardı.. Çocuk, hata karşısında kendini ne kadar kötü hissederse o hatayı bir daha tekrar etmez diye inanılırdı.
Kötü hissettirerek iyi davranış beklemek...
Bebeklerin hatırlamasına yardımcı olduğunu tespit ettiğimiz şeylerden biri de aktiviteye katılmalarına izin vermektir. Bu yetişkinler için de geçerlidir. Pasif gözlemci olduğumuz durumlar hakkında daha sonra güçlü bir hafızaya sahip olamayacağız.
Dünyada sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ediyorum, biliyor musunuz? Sırf böyle en tabii hakları imiş gibi insandan birçok şeyler istedikleri için...