Peygamberlerinin ölümünden sonra müslümanlar arasında Mezopotamya'da ortaya çıkan bir çok mezhep ler arasında, bütün öbür mezheplerce Yezidî kadar nefret edileni yoktur. Yezidîler tarikatlarının kurucusu, Ali ailesinin amansız düşmanı §eyh Yezid'in adını almışlardır. Bağlı bulundukları doktrin manişeizmle müslüman lığın ve eski îran dininin karışığıdır. Aralarında bir gelenek olara.k saklanır, hiç bir kitabın yardımı olmadan babadan oğula geçer; çünkü yazmayı, okumayı öğrenmek onlara yasaktır. Kitap olmaması, şüphe yok ki, islam tarihçilerinin bu tarikata ancak üstünkörü dokunmalarının, bu adla küfre sapmış hainteri, gaddar barbarları, Allahın lanetine uğramış, peygamberlerinin dininden sapmış insanları anlatmalarının nedenidir. Bundan ötürü Yezidîlerin inançları hakkında, şimdi onlar arasında görülenler sayılmazsa, esaslı hiç bir bilgi elde edilemiyor.
Yezidîlerin birinci ilkesi şeytanın dostluğunu sağlamak, onu savunmak için silaha sarılmaktır. Bundan ötü rü, yalnız onun adım anmaktan değil, ahenkçe bu ada yaklaşan bir deyim kullanmaktan bile çekinirler. Örneğin, bayağı dilde nehire şatt deniyor, ama bu sözcüğün,ahenk bakımından, şeytanın adıyla hafif bir ilişikliği olduğu için Yezitler nehire ave mazen, yani büyük su derler. Buna benzer bir örnek, daha: Türkler sık sık şeytana lanet okur, bunun için de lanetleme anlamına gelen nal (nalet) sözünü kullanırlar; Yezidîler buna benzer bütün kelimeleri kullanmaktan dikkatle kaçınırlar. Bunun için at nalı anlamına da gelen nal yerine at ayakkabısı tabanı demek olan sol kelimesini kullanırlar; asıl dilde at nallayıcısı demek olan nalbant yerine sulker kullanırlar ki, ayakkabı tamircisi demektir. Onların yaşadıkları yerleri gezen bir kimse şeytan, lanet sözlerini kullanmamaya, hele şeytana lanet sözünü söylememeye çok dikkat