Milli bayramlar kıyam ve cihat ruhu ile Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür” M. Kemal Atatürk Atatürk sarı saçlım mavi gözlüm Bandırma vapuru ile çıktı yola İlerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlük O da özgürlük diyerek yürüdü hedefe Yalnızda olsan yürü bağımsızlığa Ve 19 mayıs 1919 du o gün Bir kurt ve hilal bakışlı bozkurt vardı O kurtuluş ve kıyam gemisinin içinde Özgürlük kurtuluş ve ilermenin anahtarıdır Özgürlükle ulaşılır ancak selamet yoluna Cesurdu Atam korkmazdı düşmandan Bir bozkurt oldu geçti en öne Cesaretimizle özgürlüğe doğru yürüdük Özgürlük adalettir nefsi temizlemektir Niyetin ne ise onun mükâfatını alırsın İşte Atam şimdi gittiği yerde mutlu 19 Mayısta 23 Nisanlarda 29 Ekimlerde Yanar özgürlük meşalesi cihat ateşi Türk milleti bir ölür bin dirilir Yemin olsun bu ordu terketmez sevdasını Özgürlük ve kölelik kafalardadır Sevdayı yerleştirdik iman ile yüreğimize Bir görev ve hak olarak kutlayacağız 19 Mayısları 29 Nisan ve milli bayramları
Şiir
yezidiler
Şeyh, mürit ve pirler diye kastlara sahipler. Her Ezidinin bir şeyhi, her şeyhin de mutlak bir piri olmalı... Her birey hiyerarşik 4 güçle denetlenir. Tabakalar arası evlilik yoktur. Ateş kültü yeniden canlandırılmıştır. Okuma ve yazma bir zamanlar haram olunmuş. Sadece birkaç kişi tek okuma yazma biliyor. Sünnetsiz bir Yezidi`nin kestiği kurban helal kabul edilmez. Sünnet olma, sünnet neticesinde ortaya çıkan kirvelik ve ahiret kardeşliği toplumdaki önemli sosyal kurumlardır. Her Yezidi`nin bir şeyhi, bir piri ve bir ahiret kardeşi vardır. Bunlar hazır olmadıkça ölen Yezidi`nin cenaze namazı kıldırılmaz. Evlenme Yezidi toplumu içinde gerçekleşir ve her sosyal tabaka ancak kendi arasında evlilik yapabilir. Genellikle köylerde yaşarlar ve gerekmedikçe şehirlerde yerleşmezler. Son zamanlarda terör yüzünden Kuzey Irak`tan ve Güneydoğu Anadolu`dan çok sayıda Yezidi, Batı ülkelerine iltica etmiştir. Karşılaştırmalı Dinler Tarihi Ve Dinlerin Kimliği Selahattin Çelik #yezidi
1000Kitap
Reklam
YEZİDİLİK Yezidilik'te Tanrı, dünyanın sadece yaratıcısıdır ancak sürdürücüsü değildir. Tanrısal iradenin vücut bulması için Melek Tavus bir nevi aracılık rolü üslenmiştir. "Melek Tavus" olarak adlandırılır ve bir tavus kuşu ile simgelenir. Yezidi inancında Melek Tavus, insanları yarattıktan sonra kendi yarattığı insanlar önünde eğilmemiş ancak bu Tanrı Azdatarafından farklı yorumlanarak kibirli olduğu sanılmıştır. Ahiret inancı gibi sonradan hesap verilecek bir yerin varlığı söz konusu değildir. Yeniden doğuşa, şekil değiştirmeye inanılır. İnsanın inanışına ve yaşayışına göre dünya, cennete de cehenneme de dönüşebilir. Cehennem insanın içinde kontrol edilmesi gereken ateştir. Melek Tavus bütün bu işlerin denetleyicisi ve Tanrı'nın bu dünyadaki gölgesidir. Yezidiler Melek Tavus'a ibadet ederler. Yezidi inancından kötü bir melek değil, yanlış anlaşılmış ve sonradan affedilmiş iyi bir melektir. tr.m.wikipedia.org/wiki/Melek_Tavus
Siz kimdensiniz?
İslam'ın ırkçılığı kaldırmadaki etkisi sadece teorik düzeyde kalmamış, pratik uygulamalarla da desteklenmiştir. İslam toplumlarında farklı ırk ve etnik kökenlerden insanların bir arada yaşaması, bu İslâm dininin hükümlerinin somut bir yansımasıydı. İslam dünyasında hilâfet'in tevzi edildiği zamanlarda birçok farklı kültür ve millet bir arada yaşamış, birbirlerinden etkilenmiş ve ortak bir medeniyet oluşturmuştu. Endülüs’te, İslam hakimiyeti altında Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar birlikte yaşamış ve bilgi alışverişinde bulunmuşlardı. Bu dönem, bilim, sanat ve kültür açısından büyük ilerlemelerin kaydedildiği bir dönem olmuştur. Farklı din ve ırklardan insanların barış içinde yaşadığı bu toplum, İslam'ın hoşgörü ve eşitlik ilkelerinin bir yansımasıdır. Osmanlı İmparatorluğu da İslam'ın ırkçılığı reddeden yapısının bir başka örneğidir. Osmanlı Devleti, farklı etnik grupları ve dinleri bünyesinde barındıran, çok kültürlü bir imparatorluktu. Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler ve diğer gruplar, Osmanlı yönetimi altında birlikte yaşamış ve topluma katkıda bulunmuşlardır. Bu çok kültürlü yapı, İslam'ın eşitlik ve adalet ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu, 600 yılı aşkın süre boyunca geniş bir coğrafyada Allah'ın kanunları ile hüküm sürmüş ve çok sayıda farklı etnik, dini ve kültürel grubu bünyesinde barındırmıştır. Genel olarak, Osmanlı İmparatorluğu'nda 30'dan fazla etnik grup ve birçok farklı dini topluluk yaşamıştır. İşte bazı ana etnik ve dini gruplar: Etnik Gruplar: 1. Türkler 2. Araplar 3. Kürtler 4. Ermeniler 5. Rumlar 6. Sırplar 7. Boşnaklar 8. Arnavutlar 9. Bulgarlar 10. Hırvatlar 11. Yahudiler 12. Romanlar 13. Lazlar 14. Gürcüler 15. Çerkezler 16. Arnavutlar 17. Makedonlar Dini Gruplar: 1. Müslümanlar 2. Ortodoks Hristiyanlar
“Kitâb-ı Dedem Korkud
“Ağzımı açıp övsem, üstümüzde Allah güzel. Allah’ın dostu, dinin önderi Muhammed Mustafa güzel. Muhammed’in sağ tarafında namaz kılan Ebubekir Sıddık güzel. Otuzuncu cüz başıdır, ‘Amme’ güzel. Doğru dürüst okunsa ‘Yâsîn’ güzel. Kılıcıyla dine hizmet etti, Şah-ı Merdan Ali güzel. Ali’nin oğulları, Peygamber torunları, Kerbelâ çölünde Yezidiler elinde şehit oldu, Hasan’la Hüseyin, iki kardeş güzel. Yazılıp düzenlenip gökten indi, Allah ilmi Kur’ân güzel. O, Kur’ân’ı yazdı, düzdü. Âlimler öğreninceye kadar sevinçle baktı. Âlimler başı Affan oğlu Osman güzel. Kuytu yerde yapılan, Allah’ın evi (Beytullah) Mekke güzel.
1K
TİFLÎS ERZURUM YOLUYEZİDÎ TARİKATI ÜSTÜNE BiR NOT
Peygamberlerinin ölümünden sonra müslümanlar arasında Mezopotamya'da ortaya çıkan bir çok mezhep ler arasında, bütün öbür mezheplerce Yezidî kadar nefret edileni yoktur. Yezidîler tarikatlarının kurucusu, Ali ailesinin amansız düşmanı §eyh Yezid'in adını almışlardır. Bağlı bulundukları doktrin manişeizmle müslüman lığın ve eski îran dininin karışığıdır. Aralarında bir gelenek olara.k saklanır, hiç bir kitabın yardımı olmadan babadan oğula geçer; çünkü yazmayı, okumayı öğrenmek onlara yasaktır. Kitap olmaması, şüphe yok ki, islam tarihçilerinin bu tarikata ancak üstünkörü dokunmalarının, bu adla küfre sapmış hainteri, gaddar barbarları, Allahın lanetine uğramış, peygamberlerinin dininden sapmış insanları anlatmalarının nedenidir. Bundan ötürü Yezidîlerin inançları hakkında, şimdi onlar arasında görülenler sayılmazsa, esaslı hiç bir bilgi elde edilemiyor. Yezidîlerin birinci ilkesi şeytanın dostluğunu sağlamak, onu savunmak için silaha sarılmaktır. Bundan ötü rü, yalnız onun adım anmaktan değil, ahenkçe bu ada yaklaşan bir deyim kullanmaktan bile çekinirler. Örneğin, bayağı dilde nehire şatt deniyor, ama bu sözcüğün,ahenk bakımından, şeytanın adıyla hafif bir ilişikliği olduğu için Yezitler nehire ave mazen, yani büyük su derler. Buna benzer bir örnek, daha: Türkler sık sık şeytana lanet okur, bunun için de lanetleme anlamına gelen nal (nalet) sözünü kullanırlar; Yezidîler buna benzer bütün kelimeleri kullanmaktan dikkatle kaçınırlar. Bunun için at nalı anlamına da gelen nal yerine at ayakkabısı tabanı demek olan sol kelimesini kullanırlar; asıl dilde at nallayıcısı demek olan nalbant yerine sulker kullanırlar ki, ayakkabı tamircisi demektir. Onların yaşadıkları yerleri gezen bir kimse şeytan, lanet sözlerini kullanmamaya, hele şeytana lanet sözünü söylememeye çok dikkat
Tarih
Reklam
Reklam