kino bey, siz bile bile hata yapacak biri değilsiniz. bunu çok iyi biliyorum. ancak bu dünyada doğru olmayanı yapmaktan uzak durmak da yetmeyebilir bazen. bu boşluğu içeri sızmak için kullanan kişiler de vardır. söylediklerimi anlayabiliyor musunuz?
insanların yaşamlarını şartlandırma biçimlerinin hastalıklarına katkı sağlayabileceği olasılığını dile getirmek hassas bir konudur. davranış ile ardından ortaya çıkan hastalık arasındaki bağlantılar, mesela sigara içmek ile akciğer kanseri arasındaki bağlantı örneğinde barizdir. bunun tek istisnası tütün endüstrisi yöneticileri olabilir. fakat iş, duygular ile multipl skleroz veya meme kanseri yahut romatoid artrit hastalığının ortaya çıkmasına gelince bu bağlantıların kanıtlanması güçleşmektedir. hastalar, hastalığa yakalanmış olmanın yanı sıra, oldukları insan oldukları için kendilerini suçlanmış hisseder.
Vücudunuz Hayır Diyorsa
bana öyle geliyor ki kanser, ALS, MS, romatoid artrit ve diğer tüm bu rahatsızlıklar kendilerini bağımsız şahsiyetler olarak var edemeyen insanların başına geliyor. sanat alanında veya entelektüel olarak çok başarlı olabilirler, fakat duygusal düzlemde farklılaşmış bir öz hissi zayıf oluyor. bizzat kendisinin kim olduğuna dair aslında hiçbir hissiyatı olmadan başkalarıyla etkileşim halinde yaşıyor.
Vücudunuz Hayır Diyorsa
hastalık, rahatsız edici bir durumdur. insanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar.
Vücudunuz Hayır Diyorsa