ama hiçbir vakit ne mescit, ne ezan, ne abdest, ne ağız çalkalamalar, ne de kendisiyle Arapça konuşmamız gerekli tek kudretli, yüce ve mutlak varlık karşısında dürüst ya da hilekar olmak beni etkilemedi.
literatürde anlatılan ms hastaları ve benim görüştüklerimin hepsi, chicago araştırmasındaki talihsiz denek hayvanlarının durumuna benzer bir konumda bulunuyordu: çocukluk koşullandırmalarından ötürü akut ve kronik strese maruz kalmışlardı ve gereken "kaç veya savaş" davranışını gösterme yetileri bozulmuştu. temel problem araştırmalarda aktarılan olaylar gibi dıştan gelen stres değil, normal "kaç veya savaş" yanıtlarından hiçbirine geçit vermeyen, çevrenin koşullandırdığı acizlik hissidir. bu his neticesinde ortaya çıkan iç gerilim bastırılmış ve dolayısıyla görünmez hale gelmiştir. sonuç olarak, karşılanmayan ihtiyaçlara sahip olmak veya başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalmak artık stres yaratan bir unsur olarak yaşanmaz. normalmiş gibi gelir. artık kişi tamamen savunmasızdır.