Yaşadıkça, varlığı anlamını yitirmeye başlamıştı. Düşündükçe tuhafına gidiyordu. İnsan yaşamak için doğuyordu ne de olsa. Öyle olduğu halde, yaşadıkça yaşadığı ölçüde içinin boşaltıldığını, bomboş bir insan haline getirildiğini hissedebiliyordu. Üstelik, daha ileriki zamanda da, yaşadığı sürece içinin boşalmaya devam etmesi, dımdızlak, değersiz bir insan haline gelmesi olasıydı. Yanlış olan da buydu. Bu akışı bir yerlerde değiştirebilecek miydi acaba?
sanırım nedeni kısa bir süre önce hissetmeye başladığım o tuhaf boşluk hissiydi. sanki garip bir bilinç boşluğu olmuştu. bir şey artık kabına sığmıyor gibiydi ya da şu an burada olması gereken tutarlılık kaybolmuş gibiydi. hani bazen olur ya, işte öyle.
"İnsanlar ne der?" sorusuna boyun eğmek, hiçbir orijinalliği olmayan hoş ve kibar insanlar yaratır. Hepsi de başkalarının ellerindeki iplerle harekete geçen, güzel ve mekanik kuklalardır.