"Evet ama kır sessizliğinin, tenhalığının da bir zevki vardır."
" Vardır ama daha ziyade geviş getirici mahluklar için ... Geviş getirme bence yalnız fizyolojik değil, psikolojik bir ihtiyaçtır da ... Bakınız, en fazla geviş getiren hayvan devedir. .. yani tabiatin en ıssız yerlerinde yaşamaya mahkum ettiği bir hayvan. Kır manzaraları zihin açsa, fikir işletse dahiler çobanlardan yetişirdi. En büyük münzevi Buda, hayatının bir devrinde insan kalabalığına girmese, insanları yakından görmese, dertlerine ve neşelerine katılmayıp da ömrünü yalnız dağ başında geçirseydi bir ilah olabilir, bir din kurabilir miydi? Bildiğime göre kır hayatı aynı şeyleri bitmez tükenmez bir bekleyiştir: Beklersiniz ki ay çıksın, güneş batsın, kirazlar kızarıp buğdaylar sararsın, üzümler olup incirler ballansın, fasulyeler yetişip patlıcanlar boy atsın. Gözleriniz daima gökte, ağaçta, çardakta, yerdedir. Ağustos böceği biteviye ötmesin de ne yapsın? Belli ki can sıkıntısından patlıyor! Karıncaların boyuna erzak taşımaları, arıların ihtiyaçlarından fazla bal yapmaları da bana can sıkıntısından gibi gelir.