Allah sana rahmet etsin ey Ebu Bekir! Ey Allah Resulü'nün ülfet kurduğu dostu; güvendiği sırdaşı; istaşare ettiği , yanında huzur bulduğu arkadaşı; İslam'a ilk koşan, Allah'tan en çok korkan, kamil, imanın zirvesinde olan mütevazi zat! Sen Allah Resulü'nü en çok destekleyen, İslam'a hizmet eden, sahabileri korumaya çalışan iyi bir arkadaştın. Hayırda yarışın öncüsü, iyilikleri saymakla bitmeyen, manevi derecesi en yüksekte olan, mecliste daima Hz. Peygamber'in en yakınında bulunan salih bir insandın. Hâl, hareket ve yaşantısıyla ona en çok benzeyen, şeref ve kerem sahibi son derece güvenilir biriydin, Allah seni İslam'a yaptığın hizmetler ve Hz. Peygambere verdiğin eşsiz destekten dolayı en güzel şekilde mükafatlandırsın. Herkes onu yalanlarken sen tasdik ettiğin için sana "Sıddik" dedi. Başkaları cimrilik ederken sens servetini ayakları altına serdin. Başkaları otururken sen kalkıp koştun, dillere destan bir dost oldun. Hicret arkadaşı ve ikinin ikincisi oldun. Ümmete en güzel şekilde halifelik yaptın..
"... siz mihenge vurmadan almayınız...Hatta benim sözümü de, ben söylediğim için hüsnü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. ... Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz."
"Allah'ım! Şu bir avuç İslam cemaatini helak edersen, artık sana yeryüzünde ibadet olunmaz!" diyor, hiç durmadan Rabbinden yardım diliyor ve O'na yalvarıyordu.