Suskunlar adını musiki makamlarından alan üç bölümden oluşan, Osmanlı’nın hüküm sürdüğü zamanlarda geçen biraz neşeli, bazen heyecanlı, oldukça fantastik ve felsefik bir roman. Musikiye duyulan aşk, romanda iyilikle kötülük arasında bir kavga aslında. Hikayeler mizah yüklü ve şaşırtıcı bir hayal gücüyle yansıtılmış metafizik ve mistik öğelerle yoğrulmuş bir şekilde karışımıza çıkıyor. Okurken kendinizi kaybettiğiniz ancak ara sıra ( bende çoğunlukla) sözlük açıp kelimelerin anlamlarına baktığınız ve sonunda kendinizi tekrar hikayenin akışına kaptırdığınız oldukça etkileyici bir anlatıma sahip. Dervişler, Mevlevihane’ler, neyler, saz meclisleri, ürkütücü zindanlar, köle pazarları, çetelerin barındığı hanlar ve daha niceleri romanın nasıl zengin bir anlatıma sahip olduğunun minik bir kanıtı. Oldukça çok kişi, mekan ve yan hikayeye sahip bu romanı özetlemeye çalışmam boş bir çaba olacaktır iyisi mi siz vakit kaybetmeden bu güzelliği alın ve okuyun. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.