"En tepeye göre epey aşağıda kara mı kara bir bulut kümesi vardı, bu yüzdendir ki akşam çöküyormuş gibi loşlaşmıştı ortalık, ama herkes şunu biliyordu; o kümenin çok yukarılarında güneş durup durmaktadır. Öyledir zaten, ışık hep vardır. Görüp görmemek ve esas görmediğin zaman var olduğuna iman etmek sana kalmış! O ki, görmek değil, görmemektir varlığın delili. Orada bulut var, sen de güneşi görmüyorsun. Yok mu yani güneş?"
CANIM ... "Doğru düzgün insan" sınıfında kabul ettiğimiz, sevdiğimiz insanların ağzından çıkınca iyi bir söz, ama bir dolu asalak kelimeyi konuşmasına ulamayı adet edinmiş, dostuyla da düşmanıyla da canımlı, cicimli, hayatımlı konuşan insanların ağzından çıkınca anlamsız, hele ki de böyle, insana tepeden bakan ve ne kadar tepeden baktığının altını çizercesine bunu kullanan insanların ağzından çıkınca epey can acıtan bir söz.
"Kişinin elinde olan hiçbir şey yoktur. O öyle zanneder. Şu aleme, kendi kararını kendi verebilmiş, kendi kaderini kendi belirleyebilmiş bir Allah kulu gelmemiştir henüz, gelmeyecektir. O telefonu açma, kaderin değişir, bu kapıdan bir saniye geç çık, kaderin değişir, onunla değil, benimle tanış, kaderin değişir, oraya basma, buraya bas, kaderin değişir. Niye bastın? Bastın mı? Hayır efendim, bastırttırıldın! Senin elinde olan bir şey yoktu, oraya basman icap ediyordu ve kainatın düzeni senin keyfine bırakılamazdı. Bastırttırıldın bu sebepten. Bir teklife 'Hayır' veya 'Evet' diyen kişi değilsin sen. 'Hayır' veya 'Evet' dedirttirilen kişisin. Ama sen anlamazsın tabii. Bön bön bakarsın böyle.
Uyu. Uyu sen!"
"Kişiye ne oluyorsa kendi içinden, kendinden dolayı oluyordur. Sebebi dışarıda arayanın sonu hüsrandır. Kişi kendini bildi miydi her şeyi bildi, kendini buldu muydu her şeyi buldu,kendini halletti miydi her şeyi halletti demektir"