Yûnûs...
İnandığı ve onsuz olamadığı İslami, en sade fakat en güçlü deyişler içinde halka yaymaktır ideali. Birçok şiiri arka arkaya dehşetli ölüm tabloları çizer. Bununla ölümün yaşayış kadar güçlü, reel olduğunu göstermek ister. Peygamberlerin, evliyaların ve büyük hükümdarların geçip gidişi, onun birçok şiirinde bir sinema şeridinden izleniyor gibidir.
Sayfa 20
Dil ile susturamayınca öldürmeye yeltendiler
Kendi kendime her zaman şunu demişimdir: Kur'ân'ın, dönemin Araplarına bir benzerini getirmeleri konusunda meydan okuması kışkırtıcı olsa da, aslında gerçekçi ve akıllıcaydı.Sonrasında, sadece benzer on sûre getirmeleri için meydan okuması ise müthiş bir olaydı. Bu, meydan okuyan tarafın gücünü ve kendine olan güvenini gösteren olağanüstü bir işaretti. Fakat, sadece bir seferde değil, farklı zamanlarda inmiş iki farklı sûrede, iki kere (Bakara, 2/23 ve Yûnûs, 10/38) onun gibi tek bir sûre getirmelerini istemek ise olağanüstüydü. Artık bu, meydan okuyanın sıradan güveninden çok daha fazlasını ifade ediyordu.Bu meydan okumaya karşılık vermek üzere Araplar, önde gelen şairlerini, edebiyatçılarını, hatiplerini, dil bilimcilerini, dâhilerini toplayıp, "Duhâ" sûresi gibi kısa, hatta "Asr" sûresi veya "Kevser" sûresi gibi daha kısa bir sûre yazmak için güç birliğine gitselerdi acaba ne olurdu? Bu, daha fazla değil, sadece tek bir satır yazma meselesi de olabilirdi. Çok dramatik bir şekilde iş aleyhlerine mi dönerdi? Ne dersiniz?Halbuki Kur'ân, onların dilinde ve onlar da bu dilin üstatları, dâhileri, önderleri değil miydi?
Din
Reklam
KİMSEYE KALMAZ...
Yûnûs Emre bu dünyada İki gişi galır derler Meğer Hızır ile İlyas Âb-ı hayat içmiş gibi…
Edebiyat
Miskin Yûnûs bilmez misin Yoksa nazar kılmaz mısın Ölenleri anmaz mısın Ah n’ideyim ömrüm seni…
Edebiyat
Ölüm bekleyişi
Bir gün senin dahı Yûnûs Benim dediklerin kala Seni dahı böyle ede Netekim etti bunları…
Edebiyat
çok iyi yine
Yûnûs sözünde yalan Görmedi mümin olan Ömrün zulmete salan Marifet yoksuludur…
Edebiyat
Reklam
Reklam