Düşler bireyden bireye ve geceden geceye hayranlık uyandırıcı düzeyde tutarlı nitelikler sergilerler. Biz bu niteliklere biçimsel diyor ve bu yolla da içerik olarak adlandırdığımız şey ile arasındaki farkı gösteriyoruz. Biçimselden kastettiğimiz şey şu: Düşler görsel ve yoğun bir biçimde duygusaldır, tuhaf bir mantıksal niteliğe sahiptir; zamanlar, yerler ve insanlar sonsuz düzeyde esnek ve değişebilir niteliktedir. Diğer bir deyişle, düş görme sürekli yinelenen bir düzeyde tuhaftır ve birçok insanın içeriğin yinelendiğini varsaymasına neden olduğunu düşünmemizi sağlayan da bu tuhaf niteliklerin yinelenişidir. İçeriğin kendisinin yinelenebileceğini biliyoruz - özellikle ele aldığımız travma düşlerinde. Fakat normal bireylerden gördüklerini ileri sürdükleri yinele nen düşlerin kayıtlarını oluşturmalarını istediğimizde, bizi şaşırtan nokta aslında yinelenenin biçimsel nitelikler olması; örneğin, endişe düşlerde ortak bir unsur olabilir. İyi de, ne hakkında endişe ? Örneğin, sınavlar hakkında endişe. Endişenin ya da genel olarak heyecanın düşlerin yapılanmasında büyük rol oynadığını düşünürsek, bu hiç de şaşırtıcı sayılmaz.
Bu hayat tavizsiz, çok yoğun bir hayattı. O an hava eksi on yedi dereceydi, kutup ayısının onu yemesine ramak kalmıştı ve kök yaşamındaki sorun biraz da o yaşamdaki hareketsizlikti belki.
Biliyordum, bütün bunları, beni kendinden uzaklaştırmak için anlatıyordun biraz da. Çünkü ben senin benzerindim ve insan âşık olmak için benzerini arardı yıllar boyunca. Ama ikimiz de derinden derine anlamıştık ki ne denli yoğun duygularla ve uzun yıllardır saklanmış olursa olsun benzerler arasındaki aşk, bu çirkin, bu acımasız dünyayla karşılaştığında ışığı gören filmler gibi solar, kaybolur, anlamsızlaşır; kurtuluşumuz olacağını sanıp onu yaşamaya kalktığımızda, belki de bu yüzden her defasında insafsızca öç alırdı bizden...
"daha fazla kaçacak mıyız?" diyen sıcak nefesi yüzüme değdiğinde bedenim bedenine doğru yaklaştı. "aramızda hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam mı edeceğiz?"
hayır. bir daha asla aynı gözle bakamam sana. kalbim seni her gördüğünde maraton koşmuşçasına akarken, bedenim bedenini arzularken bu imkânsız.
"bensiz yaşayabilir misin mahira?" parmak ucu yavaşça dudağımın kenarında gezindiğinde içimi çektim. "çünkü ben sensiz yaşayamam."
"kırdın beni," dedim. kelimeleri zar zor toparlamıştım.
"kahrolayım," dedi. gözlerine yerleşen pişmanlıkla baktığında içim sızladı. "seni üzdüğüm için pişmanlıktan nefes alamayacağım ancak yüreğimdeki karşılığını söylediğim için asla üzülmeyeceğim."
"nihat'la beni birlikte gördüğün için bunu söylüyorsun. bu yüzden itiraf etmek zorunda hissettin."
sözlerime gocunarak, "asla," dedi. "hissettiklerimi asla bir anlık duygularla kıyaslama, mahira." alnını yeniden alnıma yasladığında sıcaklığına kaçtım. "evet, seni kıskandım. hem de deli gibi kıskandım. aklım başımdan gitti. ondan hoşlanma ihtimalinin korkusundan doğru dürüst düşünemedim." elini kolumdan aşağı indirdi ve bileğimden tutarak göğsüne doğru çekti. elimi tam kalbinin üstüne bastırdı. "hepsi bu adi kalbim yüzünden."
kendimi tutamayarak, "kalbini seviyorum," dediğimde avcumun altındaki kalp daha hızlı atmaya başladı.
"korktuğunu biliyorum, mahira'm. ben de başta çok korktum, çekindim. abinler ve ailemiz ne der diye çekindim ama hepsinden çok benimle aynı hisleri hissetmemenden, gözünde abiden başka bir yerim olmamasından ödüm koptu." zar zor nefes aldı. "hislerimden dolayı korkarak yüzüme baksaydın işte o zaman kalbimde seni öldürmekle beraber kendimi de öldürürdüm. çıkar giderdim bu mahalleden de hayatından da." kırgın ses tonu aklına koyduğunu yapacağını söylüyordu ve çıkıp
Burası, güzel beyaz evler, sürülmüş sakin tarlalar ve tembel sarı nehirlerin ülkesiydi. Ama aynı zamanda uzlaşmazlıkların, en parlak güneşin ve en yoğun gölgenin memleketiydi. Çiftlikler ve uçsuz bucaksız tarlaları sakin ve mutlu bir şekilde sıcak güneşe gülümserlerdi.
Şimdiye kadar yapılan sınırlı sayıdaki çalışma, müzik eğitimi alan çocukların zihinsel aktivitelerinin almayanlara göre daha fazla olduğunu gösteriyor.
Sonuçlar müzik eğitiminin çocukların başarısında kesinlikle olumlu etkisi olduğunu kanıtlıyor. Kendi geçmişime baktığımda da öğrencilik yıllarımda en başarılı olduğum yılların müzik faaliyetlerimin en yoğun olduğu yıllara denk geldiğini görüyorum. Modern nörobilim verileri hem kendimiz hem de çocuklarımız için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden birinin onlara mūzik eğitimi vermek olduğunu gösteriyor.