Kadın olmak
9/10
·182 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 08:40
Bir kız çocuğu olmak, kadın olmak nedir? Neler düşünür kadınlar? Yaptıklarını neden yaparlar bu şekilde? İnsanlar neden bu kadar baskı kurar kadının üzerinde? Toplum kadını nasıl kendi istediği tarafa zorla çekmeye çalışır? Evlilik köleleştirir mi kadını? Kendin olmak için ne kadar direnmelisin erkeklere? Bu sorular daha da çoğaltılır ve çeşitlendirilir. İlk başta çok uç bir noktadan yazdığını düşünmüştüm yazarın bu kitabı. Aşırı muhafazakar bir babanın kız çocuğusun, her an takip ediliyorsun, arkadaşının evine bile arabayla bırakılıyorsun. Hem el üstünde gibisin hem de kısıtlanmışsın. Giydiklerin, yediklerin, konuştuğun kişiler sürekli bir gözlem altında. Sonra, kitap başarılı bir iş kadınının yaşadıklarına doğru evriliyor ve kendini de görmeye başlıyorsun. Hayattan ve gerçekten olan şelerden bahsediyor. Kendimi ve çevremdeki insanların yaşadıklarını sorgulamama, yeni bir gözle bakmama sebep oldu bu kitap. Her yaşta, her yeni bir evrede yeniden okunası bir kitap.
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Diana, Hektor, Eric, Lucas ve Vanessa... Beş kişilik birbirlerinden bambaşka karakterlere sahip bir grup, sınavların ve arkadaş ilişkilerinin önemli olduğu liselerindeki koridorlarında her zamanki gibi günleri geçerken bildikleri hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaklardır. Her şeyin planlı olması için çaba sarf eden Diana'nın dilinden tanık olunacak olayların başlangıcı ise sıradan gözüken bir okul gününün sounda Hektor'u takip ederken gördüğü manzaradır. Sadece kıpkırmızı iki gözün göründüğü bir yaratık tarafından ısırılan Hektor'un kötüleşmesi ile saklandığı yerden çıkan Diana için uyanma vakti çoktan gelmiştir. Diana için bilinmeyen bir girdabın içerisine doğru adım attığının bilinci sarsıcı bir gelişmeyken tanık olduğu olay ile Noxborn dünyasının kapılarını araladığının farkında değildir. "Noxborn dünyasında iki tür vardır. Kırmızılar; yani güç için öldürenler, yok edenler. Ve maviler; koruyanlar, yaşatanlar. " Hektor ile kendisini ısıran yaratığın hangi taraftan olduğunu biyoloji öğretmenin cümleleri ile öğrenecektir. Okulda her gün gördüğü ve ailelerinin güvenerek çocuklarını emanet ettiği öğretmenlerinin aslında bambaşka kişiler olduğunu fark ettiklerinde gerçekliğin keskinliğinde yapmaları gereken tek şey hayatlarına giren yenilikleri kabullenip kendilerini korumaktır. Gecenin karanlığında görünenler ve bilinenler güneş doğduğunda gizlenmek için kenara çekilir. Çünkü Noxborn evrenin kendisini hatırlatması için gecenin karanlığına ihtiyacı vardır. Hektor'un mavi bir Noxborn olduğu anlaşıldığında ve vücudundaki değişimler de gözler görülür bir şekilde dikkat çektiğinde okuldaki dengeler de değişmeye başlayacaktır. Hektor'un yeni güçlerine alışmaya çalışırken yaşananlar beşli grubun çatırdamaya başladığının sinyalleri alarm niteliğinde belli
UyanışAli Murat Yılmaz · P Kitap · 202611 okunma
Reklam
İnsanlığın geleceğini kurtarmak için ne kadar değişmek gerekir?
9/10
·544 syf.··
2026 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:10
Dune Rahibeler Meclisi, yalnızca Dune serisinin son kitabı değil; Frank Herbert'in onlarca yıldır inşa ettiği fikirlerin, karakterlerin ve medeniyetlerin kesiştiği devasa bir dönüm noktası. Bu kitapta artık ne Arrakis eski Arrakis, ne Bene Gesserit eski Bene Gesserit, ne de insanlık binlerce yıl önceki insanlık... Leto Atreides'in Altın Yol'u insanlığı yok oluştan kurtarmıştı. Ancak bu kurtuluşun bedeli, türün evrenin dört bir yanına dağılması olmuştu. "Dağılım" olarak bilinen bu büyük göçün ardından geri dönen insanlar, beraberlerinde yalnızca yeni teknolojiler ve yeni kültürler değil, insanlığın karanlıkta geçirdiği binlerce yılın sonuçlarını da getirmişlerdi. Dune Rahibeler Meclisi işte tam bu noktada başlıyor. Galaksi büyük bir dönüşümün eşiğinde. Onurlu Analar'ın acımasız ilerleyişi gezegenleri birer birer düşürürken, binlerce yıldır perde arkasından insanlığın kaderini yönlendiren Bene Gesserit ilk kez gerçek anlamda köşeye sıkışıyor. Artık olayları kontrol eden taraf onlar değil. Hayatta kalmaya çalışan taraf onlar. Frank Herbert bu kitapta savaşları cephelerde değil, zihinlerde kuruyor. Bene Gesserit ile Onurlu Analar arasındaki mücadele aslında iki farklı medeniyet anlayışının savaşı. Bir tarafta sabır, planlama ve uzun vadeli düşünce; diğer tarafta korku, baskı ve mutlak hâkimiyet arzusu. Roman boyunca Darwi Odrade'nin omuzlarında büyük bir yük hissediliyor. Odrade yalnızca bir Rahibe Ana değil; çökmekte olan bir düzenin son büyük savunucusu. Herbert onu öylesine başarılı yazmış ki çoğu zaman olayları değil, onun kararlarının sonuçlarını merak ederek okumaya devam ediyorsunuz. Her hamlesi milyonlarca insanın kaderini etkiliyor. Her kararı yanlış çıkabilecek kadar riskli. Kitabın en ilgi çekici yönlerinden biri, Bene Gesserit'in artık kendi dogmalarıyla
Edebiyat
Dune Rahibeler MeclisiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20202,331 okunma
UĞURUM....
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:11
Bu kitabın çıkacağı haberini aldığım ilk andan itibaren içimde tarif edemediğim bir heyecan oluştu. Henüz sayfalarını açmadan onun bana bir uğur getireceğine inandım ve “Belki de bu kitap beni kendi arafımdan çıkaracak.” diyerek okumaya başladım. Ben kitapları yalnızca okumayı değil, yaşamayı seven bir okuyucuyum. Karakterlerin yerine kendimi koyar, onların acılarını, sevinçlerini, çaresizliklerini ve seçimlerini kendi iç dünyamda hissederim. Bu romanda da tam olarak bunu yaşadım. Zaman zaman duyguların ağırlığıyla gözlerim doldu, bazen durup uzun uzun düşündüm. Çünkü kitap, beni sadece karakterlerin dünyasına değil, kendi iç dünyamın derinliklerine de götürdü. Yazarın kalemi son derece sade, anlaşılır ve akıcıydı. Güçlü betimlemeleri, olaylar arasındaki bağlantıları ve insan ruhunu çözümleyen anlatımı sayesinde kendimi hikâyenin içinde buldum. Bir insanın bedeninin bir yere ait olup ruhunun bambaşka bir yerde yaşaması ne kadar büyük bir yalnızlık ve çaresizliktir… Bu duygu, kitabın sayfaları boyunca beni derinden etkiledi. Roman boyunca şu sorular zihnimde yankılandı: İnsan kaderini yaşadığı coğrafya mı belirler, büyüdüğü aile mi, yoksa karşılaştığı hayat şartları mı? Bir babanın sevgisini ifade edememesi, bir evladın bu eksiklikle büyümesi, insanın kendi benliğini bulmaya çalışırken bir cenderenin içinde kalması çok etkileyici bir şekilde işlenmişti. Aşkın sadece sözlerle değil, bazen bir şarkının satırlarında anlatılması ise bana doksanlı yılların o derin duygusunu hatırlattı. Sevmek mi daha değerliydi, sevilmek mi? Bir kalbe iki sevda sığabilir miydi? Hangisi gerçek sevgi, hangisi tutkuydu? Kitap, bu soruların kesin cevaplarını vermek yerine insanı düşünmeye davet ediyordu. Ve benim için kitabın en unutulmaz noktası Hakan Günday alıntıları olan “Az”
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202621 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 46. kitabı
Bu kitabı okumadan önce aşkın insanı mutlu ettiğini düşünürdüm. Okuduktan sonra ise bazen sadece değiştirdiğini düşündüm. Beyaz Geceler'in konusu aslında oldukça basit. Büyük olaylar yok, karmaşık karakterler yok. Ama Dostoyevski öyle bir duygu yakalamış ki kitabı bitirdiğimde birkaç dakika elimde öylece tuttum. Özellikle hayal kurmayı seven insanlar bu kitaba dikkat etmeli. Çünkü bazı sayfalarda kendinizi görmek can sıkıcı derecede mümkün. Kısacık bir kitap ama etkisi birçok kalın romandan daha uzun sürdü bende.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,1bin okunma
8/10
·312 syf.··
2026 36. kitabı
Emma, iki çocuğu ve eşi ile birlikte normal bir hayat süren bir avukattı. Boşanma davalarıyla ilgilenen, kariyerinde başarılı bir kadındı. Doğum gününün yaklaştığı şu son zamanlar sayılmazsa tabii. Annesi, tıpkı onun gibi kırk yaşına gelmeye yakın normal olmayan davranışlar sergilemeye başlamıştı. Bir uykusuzlukla başlayan ve sonrasında bilinç kaybı ile devam eden esrarengiz olaylar zinciri, Emma’nın yıllar sonra bile hala ilk günkü gibi hafızasında yerini koruyor. Emma da tıpkı annesi gibi önce uykusuzluk çekmeye başlıyor. Günde bazen iki saat uyuyor bazen hiç uyumuyor. Gündüzleri ise hiç farkında olmadan uzun ya da kısa süreki olarak bilinç kaybı yaşıyor. Bir yerde takılıp kalıyor ve hiç kımıldamıyor bile.. Kendine geldiğinde ise yaptığı hiçbir şeyi hatırlamıyor. Kırk yaşına yaklaştığı her gün bu durum daha kötü bir hal alıyor. Halüsinasyonlar görmeye başlıyor, neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlayamıyor. Ailesine hayal gördüğü zamanlarda zarar verdiğini düşünüyor. Uykuları tamamen bitiyor; ablası, çocukları ve çevresindeki herkes ondan kaçmaya başlıyor.. Etrafında meydana gelen her olaydan onu sorumlu tutuyorlar.. Peki gerçekten Emma bunları bilincini kaybettiği zamanlarda yapıyor mu, insanlara ve hatta kendi oğluna zarar veriyor mu? • Bir kadının uykusuzluk çekmesiyle başlayan olaylar zinciri içinden çıkılamayacak bir kabusa dönüşüyor. Uzun süren uykusuzluk sonrası başlayan bilinç kayıpları ve halüsinasyonlarla hayatı daha da içinden çıkılamayacak bir hale geliyor.. Soluksuz bir şekilde merak ederek okudum. Okuyunuz, güzel bir psikolojik gerilimdi. Keyifli okumalar
Uyku YokSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 202678 okunma
Reklam
Reklam