Yol Bilenler
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
Kültür kesinlikle eften bülten bir şey değildir. Ne süs ya da zanaat ürünüdür, ne de söylediğimiz şarkılar ya da ettiğimiz dualardan ibarettir. Kültür, hayatların üzerini anlamla örter. Bireyin, bilincin sonsuz duyumsamalarını kavrayabilmesini, ne anlam ne de düzen içeren bir evrende nihayet anlam ve düzen bulabilmesini sağlayan bir bilgi bütünüdür.
Alıntı
Yol BilenlerWade Davis · Kolektif Kitap Yayınları · 201783 okunma
Aklın Karanlıkta Yürüdüğü Yol
10/10
·232 syf.··
2026 2. kitabı
Üç Tabut, kilitli oda gizemi türünün belki de en saf, en kendine güvenen örneği. Carr burada bir cinayeti çözmekle yetinmiyor, türün kendisini de masaya yatırıyor: romanın ortasında Dr. Gideon Fell durup okuyucuya doğrudan döner ve kilitli oda bulmacalarının olası tüm çözüm kategorilerini tek tek sıralar. Bu "kilitli oda dersi", polisiye tarihinde eşi benzeri az bulunan bir an — kurgu, kendi kurallarının bilincinde olduğunu itiraf ediyor ve bunu bir kusur olarak değil, bir oyun olarak sunuyor. Christie'nin kapalı devre kurgusu sosyal ve ahlaki gerilime yaslanırken, Carr'ın derdi tamamen farklı: o, fiziksel imkânsızlığın mekanik zarafetiyle ilgileniyor. Kar üzerinde iz bırakmayan bir katil, gözler önünde gerçekleşen bir cinayet, mantığın çözemeyeceğini düşündüğünüz bir bulmaca — ve sonunda gelen çözüm, okuyucuyu "bu kadar basitmiş" dedirtecek kadar şık. Carr'ın bu romanı, polisiyenin "adil oyun" (fair play) ilkesine olan bağlılığının da bir kanıtı: tüm ipuçları okuyucuya açıkça sunuluyor, hile yok, sadece görmemiz gereken bir şeyi gözden kaçırmamız var. Bu yüzden Üç Tabut, sadece bir cinayet bulmacası değil, türün kendi estetiğine yazılmış bir methiye gibi okunabilir.
Polisiye
Üç TabutCarter Dickson · Altın Kitaplar Yayınları · 196415 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·176 syf.··
2026 44. kitabı
Verandada Son Yaz. Sayfaları çevirirken her öyküde kendimden, kendi kararsızlıklarımdan parçalar buldum. Hayat bizi kaç kez o yol ayrımına getiriyor değil mi? "Gitmek mi zor, kalmak mı?" sorusunun tam ortasında kaç kez sıkışıp kalıyoruz? Gidersek hafifleyecek miyiz, yoksa yanımızda taşıdığımız yükler daha mı ağırlaşacak? Peki ya kalırsak... Olduğumuz yerde kalmanın ruhumuza ödeteceği bedel ne olacak? Bu kitap, tam da o kararsızlık anlarında insanın kendi "verandasına" çekilip geçmişiyle, kararlarıyla yüzleşmesini o kadar zarif anlatıyor ki... Sanki yazar benim hiç seslendiremediğim iç sesimi fısıldamış sayfalara. Eğer siz de hayatınızın bir döneminde gitmekle kalmak arasında sıkışıp kaldıysanız, sessiz kararlarınızın yükünü kalbinizde taşıyorsanız bu kitaba mutlaka bir şans verin. Kendi verandanızda kendinizle buluşacaksınız.
Varendada Son YazHülya Aydın Arel · Ludena Yayınları · 20263 okunma
Ütopya mı? Emin misiniz?
Puan vermedi·78 syf.··
2026 600. kitabı
Güneş Ülkesi, yazarın kusursuz bir toplum hayalini anlattığı bir ütopya olarak kabul edilse de ben kitabı okurken birçok noktada bir distopyaya daha yakın hissettim. Elbette beğendiğim yönleri de oldu. Özellikle insanların fiziksel sağlıklarına önem vermesi, sporun günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getirilmesi ve beden eğitiminin ihmal edilmemesi oldukça değerliydi. Sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum fikri bana göre kitabın en güçlü yanlarından biri. Ancak kitabın ideal olarak sunduğu bazı düzenler beni rahatsız etti. Öncelikle eş ve aile kavramının neredeyse tamamen ortadan kaldırılması dikkat çekiciydi. Herkesin herkesle eş sayıldığı, çocukların belirli anne ve babalara değil topluma ait kabul edildiği bir sistem bana sıcak ve insani gelmedi. İnsanların kurduğu özel bağların, aile olmanın ve bir kişiye ait olma hissinin görmezden gelinmesi, toplum adına bireyin duygularının feda edilmesi gibi hissettirdi. Benzer şekilde özel mülkiyetin tamamen kaldırılması da sorgulanmaya açık bir konu. Çok büyük servet farklarının olmaması olumlu görülebilir; ancak küçücük bir evin, kişisel bir alanın ya da sadece insana ait olan bir şeyin bile bulunmaması bana göre özgürlüğü azaltan bir durum. İnsan bazen sadece kendisine ait bir köşe ister. Kitapta insanların ne zaman ve kimlerle birlikte olacağına kadar uzanan bir denetim anlayışı da bulunuyor. Beraberliklerin bireysel tercih ve duygulardan çok toplumsal kurallarla belirlenmesi, hatta kadınların istek ve arzularının ne olduğu üzerinde yeterince durulmaması beni rahatsız etti. Bazı bölümlerde kadınların birey olmaktan çok toplumun ortak kullanımına sunulmuş kişiler gibi ele alındığı hissine kapıldım. Günümüz değerleri açısından bakıldığında bu yaklaşım oldukça sorunlu görünüyor. Bir başka dikkatimi çeken nokta ise
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Kapra Yayıncılık · 20214,669 okunma
BİR ERKEĞİ ÖLDÜRECEK KADAR SEVMİŞ OLMALARI.
Puan vermedi
ROY : 24 Kasım 1961'de Hindistan'ın Kerela eyaletinden Hristiyan bir anne ile Hindu bir babanın kızı olarak dünyaya geldi. Aymanam Köyü'nde annesinin işlettiği okulda okudu. 16 yaşında evi terk etti. Delhi Mimarlık Okulu'nda okudu, ama mimarlığı hiçbir zaman sevmedi. Dört yıl süren ilk evliliğini bir okul arkadaşı ile yaptı ve bir süre eşiyle birlikte çiçek çocuk olarak(hippi-Savaşa hayır-doğayla uyumlu) yaşadı. Daha sonra bu hayatı bırakarak Ulusal Şehir İşleri Dairesi'nde çalışmaya başladı. Bir bursla İtalya'ya giderek anıt restorasyonu üzerinde çalışırken yazarlık yönünü keşfetti. İkinci eşi ile birlikte bir televizyon kanalı için dizi film, Hindistan'da üniversite öğrencilerinin yaşamına ilişkin bir film senaryosu, Hindistan'ın kırsal kesiminde eşleri tarafından istismar edilen kadınların kahramanı haline gelen Phoolan Devi hakkında tartışmalı bir film senaryosu yazdı. Son filmi mahkemelik olunca aerobik öğretmenliği yapmaya ve romanını yazmaya başladı. Kendi çocukluğundan esinlenerek beş yılda yazdığı romanını 1996'da tamamladı. 1997'de ilk ve tek romanı Küçük Şeylerin Tanrısı romanı ile İngiltere'nin en saygın edebiyat ödülü olan Booker ödülü'nü aldı. Bu ödülü alan ilk Hint kadın oldu. Kitap çeşitli dillere çevrilerek yaklaşık 8 milyon satış rakamına ulaştı. "Sokaktaki İnsanın İmparatorluk Rehberi", "Ya çek defteri ya Cruise Füzesi" adlı kitapların da yazarı olan Roy, yirmi yol boyunca siyasi konularda kitaplar yazmış ve küreselleşme karşıtı görüşleri ile tanınmıştır. 2002'de Lanan Kültürel Özgürlük Ödülü, 2004 yılında Sydney Barış Ödülü'nü kazanan Roy, 2005'te Irak Dünya Mahkemesi adlı küresel girişim nedeniyle İstanbul'da bulundu. 2002'de Narmada'daki baraj projesine karşı çıktığı için bir günlük hapis cezasına çarptırılmış olan Roy, 2014 yılında Mahatma
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20191,749 okunma
Birhan Keskin - Y'ol
7/10
·80 syf.··
2026 225. kitabı
Şiir kitaplarının ismini yazarın bize duyumsatmak istediklerinin doğrudan bir işareti sayarım. Bu sebeple de Yol'u okurken hep bir varmak değil, yolda olmak ana fikriyle okudum. Zira girişte dediği gibi "en güzeli, yol yürüyüş öğretir." İmge yoğunluklu şiir sevgimin yanında Birhan Keskin'in yalın ama hayatın içinden, hepimizin yaşamına dokunan özgül ve özel anlara dair tuttuğu üslubu beğendim. En sevdiğim alınt ise: Dünya ne ki sevgilim, Benim sana yaptığım kubbe yanında?
Y'olBirhan Keskin · Metis Yayınları · 20207,3bin okunma