‘Köklere inemezseniz,göklere yükselemezsiniz.’
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Doğa İkaz Veriyor...
Son otuz yılın olağanüstü teknolojik gelişmeleri bizde her şeyin, her zaman denetim altında olduğu inancını yaratmıştı. Kentte yaşayanlar, doğadan uzakta görüntüler ve sözcüklerden oluşan dünyalarında her şeyin hâlâ böyle olduğunu sanabilirler. Ama doğada yaşayan ve onu gözlemlemeyi bilenler günden güne yaklaşan felaketin izlerini sezebilirler. Evimin önünde yaşlı bir alıç ağacı var; her sene mayısın ilk günlerinde çiçeklenirdi ve mis kokusu günlerce arıların ve onun nektarıyla beslenen benzeri böceklerin vızıltısıyla beraber havaya yayılırdı. Bu sene az ve kötü çiçek açtı, kubbesi altında hiçbir böcek vızıldamadı; sessizliği hâlâ bahçemin ve bostanımın üzerinde asılı duruyor. Doğa olasılıkla İzlanda yanardağının kül bulutunun gölgesinde üşüttü, ıslandı. Karahindibaların sarı çiçekleri kırın ortasında minik ve davetkâr güneşler gibi parlıyorlar ama hiçbir böcek onları ziyarete gitmiyor. Burada yaşadığım yirmi yıl boyunca pek çok bitki ve hayvan türünün yok olduğunu gözlemledim. Tarlalar boş, gökler boş, sadece uzun ömürlü ve zeki kargalar ile martılar ortadalar; martılar da artık romantik deniz şiirlerini değil Hitchcock'un o korkunç filmini çektiği Daphne du Maurier'in Kuşlar romanını anımsatır durumdalar. Kırların dereleri, şelaleleri, kuyuları cansızlaştılar, ortalıkta gezinen pek az su da kirli, pis kokulu, köpüklü. Birkaç hafta önce fırtınalı denizin kıyısında yürürken denizin kendi köpüğünün yanı sıra daha hafif, uçucu başka bir köpük katmanının kumsala vurduğunu, rüzgârın onu havaya karıştırdığında sabun baloncuğu oluştuğunu fark ettim; bu artık denizin sabit bileşenlerinden biri haline gelmiş olan deterjandan başka bir şey değildi. Geçen ay, Umbria ve Toscana bölgeleri arasında seyahat ederken, Tiber Nehri'nin doğal parkı dahil bütün yol kenarlarının
Sayfa 112·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hep -mış gibi yaparak yaşamak, insanlardan çok daha önce kendini kandırmak demektir ve bu da kendi biricikliğine ihanet ederek sıradanlaşmaya yol açar.
Salihlerden biri mideyi, kalbin altında kaynayan ve buharı kalbi saran bir kazana benzetir, buharın çokluğu kalbi lekeler, hatta karartır. Oburluk, anlayış ve bilgi azlığına yol açar, mide şişkinliği zekâ keskinliğini giderir.
Trajik ve Ayrılık
Aşkın başka bir trajik yönü de, birbirimizi sürekli arzulamamıza, geçici olmaya mahkum tamamlanma hasretine yol açan, kadın ve erkek olarak yaratıldığımız gerçeğidir, ki bu neşe ve düş kırıklığının, esriklik ve umutsuzluğun diğer bir kaynağıdır.
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Mevlasının sevgisinde fani olmayan, Onun kibriyasına yol bulamaz.