Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Yılmaz Erdoğan
Sekiz yaşında gurbeti tatmış on yedi yaşında gurbeti özlemiş olarak var oldum…
Yitik çocukluk gölgesinde büyüttüm şiirlerimi.
Çok hata yaptım ve çok af diledim.
Sonunda vardığımı yer yine yol oldu.
Güzel bir rüyaydı İstanbul.
Selam ederim…
Hiç Olmayan Bir Şeyin Sızısı
Sizde hiç olmayan bir şeyi özlediniz mi?
Hiç sizin olmamış bir gülüşü,
Teninize değmemiş o narin dokunuşu...
Saf, temiz ve bir cam kadar ince,
Düşlediniz mi onu her gece?
Yol aldıkça ömür, kapılar daralır,
İçerde bir çocuk, dışarda sessizlik kalır.
Açılınca o kapı; bir kedi mırıltısı değil de,
Sıcak bir bakış beklediniz mi yerinde?
"Yavrum" diyen bir sesin yankısı,
Evi ısıtan bir anne, bir baba duası...
Sahi, neydi o dillerden düşmeyen özlem?
Bir kapı ardına gizlenmiş mahzun bir gizem mi?
Bir tutam ses, bir parça beklenti,
Belki de sadece,
Ruhu ısıtan bir bakışın bedeli...
Garp yeli