Maksuda Erdiren Yol
Şah-ı Nakşibend şöyle anlattı: "Cezbelendiğim zamanın başlarında bana, "Neden bu yola giriyorsun?" dediler. Ben de: "Dilediklerimin olması şartıyla giriyorum," dedim. Tekrar o ses: "Biz ne diler ve istersek o olur," dediler. Ben: "Ben buna dayanamam ve takat getiremem," dedim. Ondan sonra beni on beş gün kendi halime bıraktılar. Öyle bir hale geldim ki başımı taşlara vuracaktım. Son derece ahvalim kötüleşmişti. Umidimin kalmadığı bir anda yine o ses sahibi; "Tamam. Senin dediğin gibi olsun," dedi. Şah-ı Nakşibend'in es "Makâmât-ı Nakşibendiyye" isimli eserinde bu kadarı yazılıdır. Bu rivayetin geri kalan kısmını Mevlâna Yakub-i Çerhî es şöyle açıklamıştır: "Tamam. Senin dediğin gibi olsun," hitabından sonra Şah-ı Nakşıbend « şöyle dedi: "Benim tuttuğum yol, maksuda erdiren yoldur."
"Geleceksin. Yağmur yağacak. Ben ağlayacağım.."
Sen geliyorsun. Yol sensin. Işık sensin. Yağmuru güzelleştiren zülüfler sensin. Kaldırımlarda terleyen zamanlar sensin. Kediler yol veriyor, ıhlamurlar dallarını topluyor Bir çocuk bisikletini unuttu, yağmuru unuttu. Bir kadın üç kez döndü, üç kez kendi ayağına bastı. Sen geliyorsun. Kalbim boğulacak. Hasret sensin. Bütün kapılar kavuşma. Bütün sokaklar müjde Geleceksin. Yağmur yağacak. Ben ağlayacağım Bunu yazıyorum. Bunu bin kez yazıyorum Yoksa yalnızlık öldürecek Yoksa kimseyi sevmeyeceğim.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yankı
'size mirastır iniltilerim sevdalar coşkular ve gözyaşları yol bulsun içlerde yankılar gibi'
Tenha Sözler, 2. baskı
Şiir
Zevk çok geniştir. Zevkin işin içine cinsiyeti almasıyla keyif bozulur. Fakat cinsiyeti aşan bir sevgi durumunda, yâni aşkta keyif vardır. Aşk, cinsiyeti aşan bir sevgi durumudur, aşkındır. Bazı kakavanlar aşkı evrime; çoğalmağa, üremeğe dayarlar. Hayır. Aşk insana mahsüstur, hayvanda aşk göremezsiniz. Kesin öylemidir? Leylekler ömür boyu sâdık kalırlar. Bu aşktanmı ileri geliyor, sanmıyorum, "bu bir içgüdüdür. İnsanda her şey iradidir. İradi anlamda sadakatın, vefânın sonucu olarak birbirine bağlı kalmışlarsa ve buna yol açan da aşksa burada bir keyif bulabilirsiniz. Bu noktada artık cinsiyetin rolü olmaz ve o kadın — erkek aşk ilişkisi, kul ile Allah arasında tesis edilir ama her şeyin temelinde kadın — erkek ilişkisi vardır. Ayrıca keyif çok üstün kültürlerde karşılaştığımız bir husustur. Çünkü geriye gittiğimizde yaşama, ayakta kalma mücâdelesi çok şiddetlidir. Yaşama mücâdelesi şiddetlendiği ölçüde insanlar mekanikleşirler.
1000Kitap
Büyük üzüntülere ve pismanlıklara yol açacak küçük dargınlıklardan, yanlış anlasılmalardan ve düsüncesizce edilmis sözlerden sakın
Alıntı
"EĞİTİMDE REFORM HER ŞEYDEN ÖNCE ÖĞRETMENIN KAFASINDA BAŞLAR" Bence, sayfalar dolusu anlatılabilecek bir eğitim sistemi sadece bir cümleyle ancak bu kadar net anlatılabilirdi. İşte öğretmenin vazifesinin ne kadar değerli ve önemli olduğunu ifade eden bu sözünü her öğretmenler odasının duvarında görmek dileğiyle... Söz iyi de ya çözüm? İşte dünyada ilk örnek Köy Enstitüleri. Ve Milli Eğitimin nasıl olması gerektiğine her yüzyıl ve her dönem için geçerli önerisi: Atatürk 1923'te Eskişehir'de yaptığı bir toplantıda geleneksel eğitimi şöyle eleştirir: "Bundan önce her milli eğitim bakanının birer programı vardı. Memleketin eğitiminde çeşitli programların uygulanması yüzünden öğretim ber-bat hale geldi. Efendiler! Bu seyahatim sırasında görüştüğüm 25 yıllık bir milli eğitim müdürü memleketin çeşitli yerlerini dolaşmış. Dediğine göre, birbirine zıt birçok programlar almış, uygulamış ve uygulattırmış. Çünkü hükümetin başına gelen her bakan kendine göre bir program yapıyor, onu uygulatıyor. Bir müddet sonra başka bir bakan geliyor, onu beğenmiyor, başka bir program uygulatıyordu. Bu ne gaflet! Eğitimimizin amacı kendini, hayatı bilmeyen, her konuda yüzeysel bilgi sahibi, tüketici insan yetiştirmek olmuştur. Bütün bu uygulama ve programlar ne veriyordu. Çok bilmiş, çok öğrenmiş birtakım insanlar. Amma neyi bilmiş, efendiler! Birtakım teorileri, birtakım nazariyatı sadece ezberlemiş kişiler. Amma neyi bilmemiş efendiler! Kendini bilmemiş, yaşamak için lazım gelen hiçbir şeyi bilmemiş ve aç kalmış insanlar. İşte bu devamlı program değişmesinin uğursuz neticesi olarak denilebilir ki; memlekette aydın olmak demek çok okumuş olmak demektir. Sefalete ve fakirliğe mahkûm olmak demektir. Bundan sonra eğitimde izlenecek yol her an değişmeyen, belirli çizgisi olan eğitimdir. Bu eğitimden
Sayfa 226·Kitabı okuyor