10/10
·430 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 16:46
Afganistan’da yakın tarihteki dahili ve harici çatışmaların içinde evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Meryem ve savaşta ailesini, sevdiği adamı kaybedip Meryem’e kuma olarak giden Leyla’nın zamanla bir anne-kız, dost , yoldaş olup üzerlerine çöken o yoksun, acımasız ve kan revan hayattan kurtulma mücadelesini anlatan, sarsıcı bir kitap, Bin Muhteşem Güneş. Okurken kaç kere ağlamamak için kitaptan yüz çevirip başka yana baktım hatırlamıyorum. Tabi savaşın hüküm sürdüğü bir coğrafyayla kıyaslanmaz ama Meryem ve Leyla’nınkine benzer yaşamları, onlara reva görülen yalnızlığı, önemsizliği, çaresizliği burada, Anadolu’da kendi gözlerimle görmüş olmak belki de beni bu radde etkiledi. Küçük yaşta zorla büyütülmüş, alınıp-satılmış, bir eşyadan farklı görülmemiş, şiddetin her çeşidiyle sınanmış kadınlar… Gücünü kadın ve çocukları ezmek için kullanan erkeklerden en hafif tabiriyle nefret ediyorum. Fakat Leyla’nın da hiç vazgeçemediği gibi ben de bir gün masum kadınların, çocukların zulme uğramadığı bir dünya umut ediyorum. Ve kalbinin ta orta yerinden öpüyorum Meryem co.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 46. kitabı
Merhabalar kitap dostları! ​Samet Karaevli’nin "Adada Bir Sabah" isimli kitabıyla tanışmak benim için çok özel bir deneyim oldu. Yazardan okuduğum ilk eser olması sebebiyle beklentim yüksekti ve beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı. ​Kitap, kapağına bakınca sizi hemen içine çeken, sakin ama derin bir atmosfere sahip. 120 sayfalık, elimize aldığımızda bitiverecek gibi duran ama aslında her cümlesiyle bizi düşündüren bir yolculuğa çıkarıyor. ​İçerisinde toplam 8 farklı hikâye yer alıyor. Her biri birbirinden bağımsız gibi dursa da aslında hepsi aynı hayat telaşının, aynı hüzünlerin ve aynı umutların birer parçası gibi işlenmiş. ​Yazarın dili gerçekten çok akıcı ve sade. Hiç zorlanmadan, sanki bir arkadaşınız size yaşadığı bir olayı anlatıyormuş gibi akıp gidiyor sayfalar. ​Özellikle kitaptaki "Umay" hikâyesine resmen kalbimi bıraktım. Okurken çok başka bir duygu yoğunluğu yaşadım, etkisi hâlâ üzerimde. ​Bazı anlar o kadar tanıdık geliyor ki, sanki kendi hayatımızdaki yarım kalmış bir cümleyi yazar bizim yerimize tamamlamış gibi hissediyoruz. ​Gerçek hayatların, yaşanmışlıkların bu kadar amatörce ama bir o kadar da samimi bir dille anlatılması beni çok içine çekti. İçimdeki huzursuzluğa yoldaş oldu bu kitap. ​Yazarın bu tarzı, kısa öykülerdeki başarısı beni gerçekten büyüledi. Kelimeleri seçişi, olayları kurgularken kullandığı o sade ama etkileyici üslup çok başarılıydı. ​Şimdi ise içimden geçen en büyük beklentim, yazarın bu yeteneğini daha uzun soluklu bir romana taşıması. Bu akıcılığı ve samimiyeti bir romanın sayfaları arasında görmek eminim harika olacaktır. ​Samet Karaevli’den en kısa zamanda uzun ve soluksuz okuyacağımız bir roman bekliyorum! Bu kalem, daha çok hikâyeyi bizlere ulaştırmalı. ​Eğer hayatın yorgunluğundan biraz uzaklaşmak, biraz kendinize
Adada Bir SabahSamet Karaevli · Ceres Yayınları · 20263 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·400 syf.··
2026 108. kitabı
Fatma Erdek Kara Kış Beyaz Düş Selim,annesiyle Zeynep in hayatına babasının ölümünden sonra üvey baba olarak girdiği andan itibaren Zeynep,Selim e karşı hep mesafeli ve soğuktur.Ergenlik döneminde Selim in kendisine hissettiği duyguları öğrendiğinde midesi bulanır.Zeynep in en güzel yıllarında ruhunda kara bir delik açar hatta sevdiği adam ile arasına girer ve hayatı zehir eder.Zeynep te bulunduğu şehri terk eder ve hayatını başka bir şehirde başka insanları kendine aile olarak seçer. Annesini o elim hastalıktan kaybettikten sonra bir zamanlar kaldığı o ev Zeynep e yabancı olur.Kendisini limon ağacının dallarına benzetir ama kendisini tutacak,bulunduğu yere bağlayacak hiçbir kökü olmadığını görür ta ki karşına Yüzbaşı ve Karkız çıkına kadar. Kadının adının olmadığı Erzurum,Narman a tayini çıktığında,Hasan Amca,hasretini çektiği şefkatli elini uzatır.Hakime Hanım!ı hep göçmen kuşlara benzetir. Gururlu bir adam olan Hasan Amca,torunu Akgül den,Zeynep e bahsettiğinde,bir yardımcıya ihtiyacı olmamasına rağmen yanına çağırır,kendine yoldaş olmasını ister.Karkız ile tanıştığında kendi yirmi altının kışında,Akgül ise on altısında tamda hayatının baharındadır. Akgül doğmadan babası öldüğü için,kızı daha doğmadan lanetli ilan etmişti. Yedigi her lokmanın,içtiği her çorbanın hakkını ödeyebilmek için daha çocukken çalışmaya başlamıştı.Karkız yani Akgül,buna rağmen sığıntı gibi iliştiği sofrada fazlalık sayılmış,elini uzattığı her lokma,tabağa uzanan her kaşık boğazına takılmıştı çünkü o doğarken onun alnına ondan habersiz yetim yazılmış Saplantılı üvey babası yüzünden aşka düşman olan Zeynep,Yüzbaşı yı tanıdıkça ondan etkilenir.Zeynep e göre askerler sert yapılı adamlar olsada Güven Yüzbaşı tüm bu önyargılarını yıkmıştır.Yüzünde ki o samimi,sıcak tebessüm Zeynep e huzur verir ve adı gibi
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026388 okunma
Tatil Öncesi Son Kitap: Sol Açık
Puan vermedi·112 syf.··
2026 43. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:31
Videolarıyla yolumuza yoldaş olan Aker Hoca’nın bu kitabını çok ama çok beğendim. "Başkaları mutlu olsun" derken kendi kul hakkımıza nasıl girdiğimizi ve sol yanımızda aslında en çok kendimize yer açmamız gerektiğini hatırlatan, harika bir uyanış rehberi olmuş. Bu benim tatil öncesi son kitabımdı. Biraz sağlık sebeplerimden dolayı, biraz da dinlenmek için artık tatile gidiyorum; bizim kitap kurdu tayfaya şimdilik keyifli okumalar! Yaz molasından sonra, kışın kitap okuma günlerinde yepyeni incelemelerle görüşmek üzere.
Sol AçıkAker Kartal · Retro Yayıncılık · 202446 okunma
Fakat yine de yaşamak zorundasın!..
Puan vermedi·210 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:06
Yaşamak nedir? Her yaşayan da yaşadım der mi son vakit? İnsan mı yaşamayı öğrenir, yaşamak mı insanı eğitir? Fugui'ye genellikle okuma sonuna kadar da bir ısınamadım. Çünkü onun bile bile yaptığı hatalar tüm hayatını hatta hem kendi hayatını hem de ailesinin hayatını çok farklı yönlere çevirdi tabi ki. İnsanın hayatı biraz da tercihlerinden yön alıyor öyle değil mi?.. Sonraa 'ne ekersen onu biçersin'. Sahi Fugui ne ekti ki ne biçecekti? Bunların yanında Jiazhen'in hâlâ ona sadık bir eş olması ve ömrünü ona adaması biraz yazık dedirtti bana doğrusu, evet. Elbette burada şartlar, dönemler, yaşanmışlıklar, öğrenilmişlikler ve belki daha neler etkilidir tabi; fakat yine de fazlasıyla fedakar bir roldeydi bu hikâyede ve tabii ki Fugui onu hak eden bir aday değildi, olamadı ki kendisi de biliyordu. Zaten son pişmanlık neye yarardı ki?.. Fugui'nin Jiazhen'e sevgi beslemesi, değer vermesi, saygı duyması, dahası bir eş olarak onu saymak için Jiazhen'in per perişan olması, rezil rüsva da olsa her şeyi kabullenmesi, her halükarda haksız ve bir dolu fedakarlık sonunda yataklara düşmesi mi gerekirdi?.. Tabii işin doğrusu gerçek sevgi olsa hani ortada bunların hangisi olurdu ki?.. Böyle bir hikaye bile çıkmazdı zaten ortaya, ilham da olmuş değil mi bir yandan, üzücü ama evet durum da bu yazık ki?.. Her hikâye bir yerden başlardı nihayetinde. Bu hikâye biraz da Fugui Bey'in tercihlerinden doğuyor. Hatta belki biraz daha derine inmek gerekir. Peki Fugui'yi yetiştirenler?.. Fugui imtihanını 'yaşarken yaşamak zorunda olarak' çekti bir yönden. İnsan sonunda ölmek istermiş de sonunda yaşadıkça teselliler bulmaya başlarmış, mesela yaşlı bir yoldaş olarak diye alınan öküz gibi, adına Fugui koysun ki kendisine benzettiği bu hayvanın hikayesinde bir nebze de aslında yanında kendisinin hayvan
Duygu ve Düşünce
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,8bin okunma
BİR ERKEĞİ ÖLDÜRECEK KADAR SEVMİŞ OLMALARI.
Puan vermedi
ROY : 24 Kasım 1961'de Hindistan'ın Kerela eyaletinden Hristiyan bir anne ile Hindu bir babanın kızı olarak dünyaya geldi. Aymanam Köyü'nde annesinin işlettiği okulda okudu. 16 yaşında evi terk etti. Delhi Mimarlık Okulu'nda okudu, ama mimarlığı hiçbir zaman sevmedi. Dört yıl süren ilk evliliğini bir okul arkadaşı ile yaptı ve bir süre eşiyle birlikte çiçek çocuk olarak(hippi-Savaşa hayır-doğayla uyumlu) yaşadı. Daha sonra bu hayatı bırakarak Ulusal Şehir İşleri Dairesi'nde çalışmaya başladı. Bir bursla İtalya'ya giderek anıt restorasyonu üzerinde çalışırken yazarlık yönünü keşfetti. İkinci eşi ile birlikte bir televizyon kanalı için dizi film, Hindistan'da üniversite öğrencilerinin yaşamına ilişkin bir film senaryosu, Hindistan'ın kırsal kesiminde eşleri tarafından istismar edilen kadınların kahramanı haline gelen Phoolan Devi hakkında tartışmalı bir film senaryosu yazdı. Son filmi mahkemelik olunca aerobik öğretmenliği yapmaya ve romanını yazmaya başladı. Kendi çocukluğundan esinlenerek beş yılda yazdığı romanını 1996'da tamamladı. 1997'de ilk ve tek romanı Küçük Şeylerin Tanrısı romanı ile İngiltere'nin en saygın edebiyat ödülü olan Booker ödülü'nü aldı. Bu ödülü alan ilk Hint kadın oldu. Kitap çeşitli dillere çevrilerek yaklaşık 8 milyon satış rakamına ulaştı. "Sokaktaki İnsanın İmparatorluk Rehberi", "Ya çek defteri ya Cruise Füzesi" adlı kitapların da yazarı olan Roy, yirmi yol boyunca siyasi konularda kitaplar yazmış ve küreselleşme karşıtı görüşleri ile tanınmıştır. 2002'de Lanan Kültürel Özgürlük Ödülü, 2004 yılında Sydney Barış Ödülü'nü kazanan Roy, 2005'te Irak Dünya Mahkemesi adlı küresel girişim nedeniyle İstanbul'da bulundu. 2002'de Narmada'daki baraj projesine karşı çıktığı için bir günlük hapis cezasına çarptırılmış olan Roy, 2014 yılında Mahatma
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20191,768 okunma