8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Merhaba kitap dostları çok severek ve bolca araştırma yaparak okuduğum bir yorumla sizlerleyim Ya bildiğimiz başlangıç asıl başlangıç değil ya daha öncesi varsa Kitabımız, kayıp bir ada olarak düşünülen Mu adası ve insanlığın gelişimi ile alakalı olarak ilerliyor. Yazar, insanlığın başlangıç yeri ve zamanı ile ilgili olarak yaptığı araştırmalarda kayıp olan Mu Adası ile ilgili olarak kafasındaki sorulara cevap bulabilmek için kendini araştırmanın ve gezinin içinde buluyor. Bu sırada yaptığı incelemeler konuştuğu insanlar ve taradığı belgeler ile beraber insanlığın aslında çok katmanlı yapısıyla karşılaşıyor ve bu karşılaşmanın getirisi olarak epeyce ilginç bilgiler, insanların neler başarabileceği bir gün ve aslında bilinmeyenlerin bilinenden çok daha fazla olduğunu görüyor. Ayrıca yaptığı araştırmalara dayanarak aslında bilinen, kabul edilen uygarlıkların en temelini Mu adasında yaşayanların oluşturduğunu bir teori olarak önümüze getiriyor. Bu düşüncesi bilim tarihinde bir karşılığı olmayıp teori olsa da yaptığı araştırmalar ve bulduğu sonuçlar insanın direkt olarak kesip atacağı bir konu olamıyor. Çünkü her ne kadar teori olsa da yazar bu savını kitapta bolca yer verdiği çizimlerle de destekliyor. Insanlığın var olduğu bilindiği andan beri Yaptığı tüm çalışmalar, bıraktığı eserler ve bulunan bütün bilgiler aslında teorinin belki de bir gün gerçekleşebileceğini de gösteriyor. Okuması Farklı olan bir kitaptı. Incelemeler Araştırmalar ve bolca eski uygarlıklara dair Çizimlerin olduğu gayet akıcı okurken insanın merak duygusunu cezbeden bir eser olmuştur. Türü sevenleri Kesinlikle tavsiye ederim Şu an sadece bildiğimiz başlangıçlar hakkında konuşuyoruz. Peki ya bilmediklerimiz Kayıp Kıta Mu
Kayıp Kıta MuJames Churchward · Puslu Yayıncılık · 20191,085 okunma
Bizimle değilsin Marloo, üzgünüm :)
Puan vermedi·216 syf.·
2026 171. kitabı
Arkadaşlar başıma bir şey gelmeyecekse öncelikle bir önceki incelemedeki gibi bir yorumla geleceğimden şüpheniz olmasın ve bir daha bir daha diyorum ki bestseller kitaplar gerçekten fazlasıyla şişirilmiş gereksiz bir satış rekoruna ulaşmış diye düşünüyorum, elbetteki benim gibi düşünmüyor olabilirsiniz ama ben ruhsal ve içsel yolculuğa bir kabile ile aylarca devam ederek ulaşılabileceğine asla inanmıyorum. Bunun çok daha başka yolları olduğunu biliyoruz bir çok ritüel var bu da onlardan biri belki ama bu kadar ilkel bir şekilde yaşayıp yılandan tutun da karıncaya varana kadar yemek başımızın üzerinde deve derisiyle gezmek, bir çölü yalınayak aylarca yürümek, bir çok günlük ihtiyacınızı farklı şekillerde gidermek inanılmaz iğrenç ötesi bunlara şahitlik etmekte midemi bulandırdı açıkçası ve ben beni derinden etkileyen hiçbir şey yaşadığımı söyleyemeyeceğim pek, yaralı insanları tedavi etmeleri okey farklı bir yöntem ama buna günümüzde geliştirilmiş bir çok tıbbi metotla zaten erişebiliyoruz şükürler olsun. Ruhsal bir deneyimden bahsediyorsak dini eylemlerle de bunu yapabiliriz, inancı yoksa insanların farklı ritüellerle de buna ulaşıyorlar. Yani aklıselim bir insanın kalkıp bir kabileye öyle ya da böyle karışıp yalınayak onların saçma sapan kıyafetleriyle yol alması, olanlara tanıklık etmesi emin olun ki sadece var olduğu o an içindeki ambiyans için geçerli oradan kurtulup günlük yaşamımıza döndüğünüzde elbetteki yaşadıklarınızı unutamazsınız birer deneyim olarak kalırlar ancak var olduğunuz hayata çok kolay adapte olacaksınızdır çünkü medeniyet her şeydir sahip olduklarınızdan vazgeçemezsiniz bir bilgeliğe ulaşmak için de bu eziyetlere katlanmanın çok anlamsız olduğunu düşünüyorum kaldı ki yazar da sonrasında kendi dünyasına çok çabuk adapte oluyor zaten:) Ve kltap
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Nemesis Kitap · 202527,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
kendilerine biçilen rollerin dışına çıkamayan kadınlar...
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Merhabalar kitapsevenherkes ailesi Bu ayki kitabımız Annemin Uyurgezer Geceleri ile birlikte yine oldukça katmanlı, psikolojik ve toplumsal bir yolculuğa çıktık. Bu kitapla birlikte Ayfer Tunç’un Dünya Ağrısı ve Ömür Diyorlar Buna eserlerinden sonra üçüncü kitabını okumuş oldum. Ve şunu söylemeliyim; Ayfer Tunç’un dili artık benim için çok belirgin bir yerde. Özellikle akıcı anlatımının içine Türkiye tarihinin toplumsal katmanlarını bu kadar ustaca yerleştirmesi beni yine fazlasıyla etkiledi. Hikâye ilerlerken yalnızca karakterleri değil, bir dönemin ruhunu da okuyor gibi hissediyorsunuz. Romanın merkezinde yer alan üç kuşak annenin sırları, yalnızca aile içi bir aktarım değil; nesiller boyunca taşınan sessizliklerin, travmaların ve yüklerin hikâyesine dönüşüyor. Ve tüm bunların uyurgezerlik metaforu üzerine kurulmuş olması çok etkileyiciydi. Çünkü burada uyurgezerlik yalnızca fiziksel bir durum değil; insanların kendi hayatlarına ne kadar uyanık yaşadıklarının da sembolüydü. Kitap boyunca dikkatimi çeken en güçlü noktalardan biri; dışarıdan güçlü, başarılı ve hayatını kurmuş görünen insanların bile görünmeyen taraflarının olmasıydı. İnsanlar çoğu zaman oldukları kişileri değil, olmak zorunda kaldıkları kişileri yaşıyor gibi geldi bana. Ve bir de E karakteri… Saplantılı bağlanmanın ve bağımlılığın yalnızca bir kişiye yönelik gelişen bir durum olmadığını; tıpkı diğer bağımlılıklar gibi köklerden, geçmişten ve eksikliklerden beslendiğini çok çarpıcı buldum. Ama itiraf etmeliyim; kitap boyunca Şehnaz karakterine sinir olmamak elde değildi. E karakterine yönelik tavırları zaman zaman gerçekten öfkelendirdi beni. Fakat kitap ilerledikçe aynı döngünün annesi Ayhan Hanım tarafından da yaşandığını görmek, sinirimi yavaş yavaş acımaya dönüştürdü. Çünkü burada yalnızca
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
6/10
·300 syf.··
2026 74. kitabı
Bazı kitaplar daha arka kapak yazısını okurken insanı öyle bir yakalıyor ki, beklentiyi arşa çıkarmamak elde değil. The Good Sister da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. ​Şöyle bir gözünüzün önüne getirin: Eşiyle kavga etmiş ve bir anda ortadan kaybolmuş, ikiz kardeşini arayan bir kadın, ucu dark web’e uzanan bağlantılar, sonsuz mutluluk vadeden o gizemli tarikat kafası ve Meksika ormanlarının derinliklerinde saklanmış ultra lüks bir wellness merkezi… Konu kağıt üstünde tek kelimeyle inanılmaz! Özellikle benim gibi psikolojik gerilimde o tekinsiz, karanlık atmosferleri ve akıl oyunlarını sevenler için bulunmaz Hint kumaşı. ​Ama gelin görün ki, o müthiş fikir uygulamada maalesef sınıfta kalmış. Hani tam gerilim tırmanıyor, "Tamam, şimdi olaylar patlayacak" diyorsunuz ya, hop, o balon anında sönüyor. Olaylar bir türlü o beklediğim derinliğe ulaşamadı, haliyle beni de içine çekmeyi başaramadı. Eğer psikolojik gerilim okurken şöyle sizi sarsacak, temposu hiç düşmeyecek ve finaliyle ters köşe yapacak bir atmosfer arıyorsanız, bu kitap maalesef biraz yüzeysel ve havada kalan bir deneyim yaşatıyor. ​Bu arada küçük bir detay da dikkatimi çekti; kitabın Goodreads’te puanı 4.12 şu an sadece 58 puanlaması ve 40 yorumu var. Açıkçası bu kadar az okunmuş olduğu için puanının biraz suni bir şekilde yüksek kaldığını düşünüyorum. Çünkü benim gibi gerilimde yüksek tempo ve sarsıcı finaller peşinde koşan okurların bu kitaba pek de yüksek puanlar cömertçe dağıtacağını sanmıyorum. Uzun lafın kısası; fikre bayıldığım ama işlenişini fazlasıyla ortalama bulduğum, "ah ne olabilirdi ama ne olmuş" dedirten bir kitap oldu benim için. Küçük bir güncelleme: Yorumu paylaşmadan önce kitabın Goodreads puanına tekrar göz attım; an itibarıyla 70 okuma ve 45 yorumla 4.01 puana ulaşmış. Ancak
The Good SisterBonnie Traymore · DP Books · 20262 okunma
Tarihî aşk romanı sevenler kaçırmasın.
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 00:00
Kalemine hayran olduğum Şeyma Demir’in, Kızıl Kardelen serisinin ilk kitabı Güneşin Öptüğü Kız bitti ve ben sıcağı sıcağına yorumla geldim. Kitap bittiğinde hissettiğim ilk şey: "Hemen ikinci kitabı okumalıyım!" oldu. Gelin, sizi tarihle harmanlanmış, buram buram samimiyet ve duygu kokan bu duru aşk hikayesinin detaylarına götüreyim. Kafkasya’dan Osmanlı İmparatorluğu’na göç eden, henüz İslamiyet'le tanışmamış Çerkez kavminin asice parlayan bey kızı Kardelen... Herkes tarafından lanetli görülen, peçelerin arkasına saklanan bu kız aslında güneş gibi kızıl saçları, çilli yüzü ve gök gözleriyle tam bir "güneşin öptüğü kız". Üstelik erkek gibi dövüşmeyi, ata binmeyi ve ok atmayı bilen tam bir savaşçı! Diğer yanda ise vatanına ve padişahına ölümüne bağlı, acımasızlığıyla nam salmış, "Kara Kurt" lakaplı akıncı beyi Arslan Bey (Kara Bey). Padişahın emriyle, Çerkez kavmindeki isyanları dindirmek ve sulh sağlamak için yüzünü bile görmediği bu "kusurlu ve çelimsiz" denilen kızla nikahlanmak zorunda kalır. Planı basittir: Karısını konağına bırakıp akınlarına devam edecektir. Ancak Payitaht’a doğru çıktıkları o uzun yolculuk, ikisinin de hayatını tepetaklak eder.
Kızıl KardelenŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 2022676 okunma
Puan vermedi·326 syf.··
2022 104. kitabı
Alman edebiyatının ve dünya klasiklerinin en önemli eserlerinden biridir. Goethe bu eseri yaklaşık 60 yıl boyunca (1770’lerden 1832’ye kadar) yazmış, Birinci Bölüm 1808’de, İkinci Bölüm ise ölümünden sonra 1832’de yayımlanmıştır. Eser, manzum tiyatro (dramatik şiir) formundadır ve geleneksel Faust efsanesini (bilim adamının şeytanla anlaşması) derin felsefi, romantik ve humanist bir yaklaşımla yeniden yorumlar. Birinci Bölüm (“Küçük Dünya”): Yaşlı ve bilge Dr. Heinrich Faust, tüm bilim dallarını (felsefe, tıp, hukuk, ilahiyat) öğrenmiş ancak hayatın anlamını bulamamıştır. Umutsuzluk içinde intiharı düşünür. Bu sırada Mefistofeles (Şeytan) ile tanışır. Tanrı ile Mefistofeles arasında bir bahis vardır: Mefistofeles, Faust’u baştan çıkarabileceğini iddia eder. Faust, Mefistofeles’le anlaşma yapar: Şeytan ona bu dünyada hizmet edecek, Faust ise “an”ı o kadar güzel bulursa (“Verweile doch! du bist so schön!” – Dur ey an, sen o kadar güzelsin!) ruhunu verecektir. Faust gençleştirilir ve Margarete (Gretchen) ile tutkulu bir aşk yaşar. Bu aşk trajik biter: Gretchen hamile kalır, annesini ve kardeşini dolaylı yoldan öldürür, bebek öldürür ve delirerek hapse düşer. Faust onu kurtarmaya çalışır ama Gretchen kurtuluşu Tanrı’da bulur ve ölür. Faust pişmanlık duyar ancak ruhu henüz şeytana geçmemiştir. İkinci Bölüm (“Büyük Dünya”): Daha alegorik, mitolojik ve felsefi bir yapıdadır. Faust, imparatorun sarayında, Helen of Troy ile sembolik birleşmede (klasik-antik güzellikle modern ruhun birleşmesi), büyük projelerde (toprak kazanma, kanal açma) yer alır. Güç, siyaset, ekonomi ve yaratıcılık temaları ön plandadır. Ölüm döşeğinde büyük bir toplumsal proje (denizden arazi kazanmak) ile “an”ı güzel bulur gibi olur ama bu bile tam bir tatmin değildir. Sonunda Faust’un ruhu melekler
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Oda Yayınları · 201216,9bin okunma