Ya ejderhalar sandığımız kadar korkunç değilse?
Puan vermedi·32 syf.··
2026 4. kitabı
Çocuklara yıllarca "korkma" dedik. Ama belki de asıl öğrenmeleri gereken şey... Önce anlamaya çalışmak. Bay Kabuk ve Ejder, ilk bakışta bir macera kitabı gibi görünse de satır aralarında çok daha büyük bir mesaj taşıyor. Bazen en çok korktuğumuz kişi, sadece anlaşılmayı bekliyordur. Bu hikâye çocuklara; Dış görünüşe göre karar vermemeyi, Empati kurmayı, Cesaretin korkusuz olmak değil, korkuna rağmen adım atmak olduğunu anlatıyor. Ebeveynler için ise ince ama güçlü bir hatırlatma bırakıyor: Çocuklara sadece "iyi insan ol" demek yetmez. Onlara, farklı olanı tanımayı ve anlamayı da öğretmeliyiz. Bazı kitaplar okunur ve biter. Bazıları ise çocuğun kalbine sessizce yerleşir. Bay Kabuk ve Ejder işte tam da o kitaplardan biri. Puanım: 9/10 Sence çocuklara öğretilmesi gereken en önemli değer hangisi? Yorumlarda konuşalım.
1000Kitap
Bay Ka Buk ve EjderZeynep Sevde · Taze Kitap · 2016120 okunma
Deli Gömleklerinizi Kuşanın, Zamanın Dışına Çıkıyoruz
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:29
SPOİLER OLDUKÇA FAZLA !!!!!! Nereden başlayacağımı pek bilmiyorum açıkçası. Bu sene kitap incelemesi yazmayacağımı söylemiştim kendime ama galiba en çok inceleme yazdığım yıllardan biri oldu. Yıldız Gezgini de hakkında birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim kitaplardan biri. Öncelikle kitabın diliyle başlamak istiyorum. Çünkü kitaba başlamadan önce okuduğum yorumların büyük kısmında dilinin ağır olduğu, bazı bölümlerin zor ilerlediği yazıyordu. Açıkçası ben aynı şeyi hissetmedim. Tam tersine, Jack London'ın kalemine hayran kaldım. Evet, kitap ölümden, bilinçten, geçmiş yaşamlardan ve insan ruhundan bahsediyor; yani oldukça büyük konuların peşine düşüyor. Ama bunu yaparken hiçbir zaman okuru yormuyor. Bir bölümde San Quentin'in karanlık hücresindesiniz, birkaç sayfa sonra çölün ortasında susuzluktan kırılan küçük Jesse'nin peşinden gidiyorsunuz, ardından kendinizi Kore saraylarında buluyorsunuz. Kitap sürekli yer ve zaman değiştiriyor ama buna rağmen akıcılığından hiçbir şey kaybetmiyor. Kitabımız ,Darrell Standing adında bir profesör var,onun San Quentin Hapishanesi'nde idamını beklediği günlerde başlıyor. Ama açıkçası Darrell ilk başta çok sevdiğim bir karakter olmadı. Oldukça gururlu, inatçı ve başına buyruk biri. Zaten hapishane yönetimiyle sürekli çatışmasının sebebi de biraz bu. Özellikle gardiyanlarla yaşadığı gerilim daha ilk sayfalardan hissediliyor.Sonra işler giderek sertleşiyor. Darrell'a uygulanan deli gömleği cezası kitabın yönünü tamamen değiştiriyor. Başlarda bunun sadece bir hapishane hikâyesi olacağını düşünmüştüm. Hatta Jack London'ın daha çok sistem eleştirisi yaptığı bir roman okuyacağımı sanıyordum. Sistem eleştirisi elbette var; San Quentin oldukça karanlık ve acımasız bir yer olarak çiziliyor. Deli gömleği sahneleri ise kitabın en vurucu yerlerinden
1000Kitap
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
Reklam
Aşık Olma Korkusu I
7/10
·496 syf.··
2026 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
**" Kimse olduğu gibi kalmaz. Hayat onu bir şekilde değiştirir. Olmak istediğimiz kişiyle olduğumuz kişi arasında gidip geliriz. -Han " ** Herkesin kendisinden birgün uzaklaşacağını düşünen Elisa Tanyeli, daha doğrusu onun içindeki gerçek Elisa'nın hikayesini okudum ben bu satırlarda. Ailesinin kendisinden gitmesiyle birlikte herkesin kendisine sırtını dönmüş bir şekilde bulan bir karakter. Dört yıl önce gözlerinden operasyon geçiren ve o sırada hayatındaki en derin noktalardan bir koku alan bir karakter Elisa... Dört yıl önce kendisini hastane koridorlarında en gizli noktasında keşfeden bir karakter Han. Yoksa diğer adını mı söyleyeyim. Hayır, bunu siz bulun... Dahlia Parfüm'ün gizli ortağı, Elisa'nın kendisini keşfetmesine izin verdiği ama bir türlü bulamadığı Derin Nota. Hangisini bulacak acaba. Bunu bende çok  erik ediyordum açıkcası. Sürekli bir aksiyon olmasa da kitabın sonlarına doğru gerilim seviyesi biraz da olsa yükseliyor. Rs'den çıkmaya çalışırken okuduğum kitaplardan birisidir Aşık Olma Korkusu. Kendimi nasıl bu satırlarsa buldum bende bilmiyorum. Yazımına gelirsek, bence akıcı ama çok detay verilmiş. Aksiyon tarafı istenilen kadar olmasa da biraz gizem var. Bolca kıskançlık, azcık entrika ama çokca sevgi... Evet, evet... İstediğimiz romantık komedi temasında işlenilen bir kitap. Hem de tek değil. İkinci kitabı olan Aşkı Kaybetme Korkusu adlı fırından yeni çıkan birisi var. En kısa zamanda Aşkı Kaybetme Korkusu satırlarında buluşmak üzere. Ben şimdi buradan direkt Kızıl Sarmaşık'a geçiş yapıyorum. Sizlere iyi okumalar. Mutlaka yorumlarda nasıl geçtiğini, kitabı hangi duygularla okuduğunuzu bana yazın olur mu? " Sen kendini korumuyorsun. Sen kaçıyorsun. Biriyle bağ kurmaktan kaçıyorsun. Sevgiden. Aşktan. -Han " " Demek ki birilerini mutlu etmek
Aşık Olma KorkusuZeynep Sey · Athica Yayınları · 2024167 okunma
8/10
·144 syf.··
2026 54. kitabı
Bir Katilin Güncesi, okuru ilk sayfalardan itibaren rahatsız edici ama son derece merak uyandırıcı bir atmosferin içine çeken psikolojik bir gerilim romanıdır. Alzheimer belirtileri gösteren yaşlı bir seri katilin gözünden anlatılan hikâye, gerçek ile yanılsama arasındaki sınırları sürekli belirsiz hâle getirir. Romanın en baskın duygularından biri şaşkınlıktır. Anlatıcının hafızasının giderek zayıflaması nedeniyle okur, hangi olayların gerçekten yaşandığından hiçbir zaman tam olarak emin olamaz. Bu durum, her yeni bölümde beklentileri ters yüz eden sürprizler yaratır. Kitabın en etkileyici yönlerinden biri ise ucu açık sonudur. Final bölümünde yazar kesin cevaplar vermek yerine farklı yorumlara kapı aralar. Bu belirsizlik, hikâyenin okurun zihninde yaşamaya devam etmesini sağlar. Sonun güzelliği de burada yatar: Okur yalnızca olayların sonucunu değil, anlatıcının güvenilirliğini ve yaşananların gerçekliğini de sorgulamaya devam eder. Genel olarak Bir Katilin Güncesi, şaşkınlık duygusunu güçlü biçimde hissettiren, psikolojik derinliği yüksek ve ucu açık finaliyle uzun süre akılda kalan etkileyici bir romandır.
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,2bin okunma
8/10
·230 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:44
Adınla Çağır Beni’yi bitirip direkt Bul Beni’ye daldığımda ne beklediğimi bilmiyordum. İlk kitapta o yaz İtalya’da yaşanan şey bir “yaz aşkı” gibi kalmıştı aklımda. Ama Aciman bu kitapta tokat gibi gerçeği yüzümüze vuruyor: Zaman geçiyor, insanlar değişiyor, ama bazı izler değişmiyor. Bu kitap aşk romanı değil aslında. Kayıp romanı. Elio büyümüş, baba olmuş, hayat kurmuş. Ama içinde hep o “ara beni, bul beni” cümlesi duruyor. Benim en çok takıldığım yer şurası oldu: “Sadece sevdiğimiz için tanıdığımızı sandığımız insanları görmediğimiz daha ne kadar farklı katmanları var?” İlk kitaptaki o gençlik yangını yok burada. Yerine olgun bir sızı gelmiş. “Yaşanmamış hayatın bedeli her daim zaman” dediği yerde kitabı kapattım, tavana baktım. Çünkü hepimizin hayatında bir “Oliver” var. Söyleyemediğimiz, cesaret edemediğimiz, gurura taktığımız biri. Spoiler yok ama şunu söyleyeyim: İlk kitabı sevdiysen, bu kitap seni rahatsız edecek. Çünkü Aciman “mutlu son” yazmıyor, “gerçek son” yazıyor. Ve gerçek son genelde yarım kalıyor. Sizce Elio haklı mıydı? Yoksa 20 yıl çok geç miydi? Yorumlara yazın, tartışalım.
1000Kitap
Bul BeniAndré Aciman · Sel Yayıncılık · 20221,038 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:25
Gerçek bir hayat hikayesinin sarsıcı gölgesinde, dürüst bir yüzleşme: Gelin. Şeyma Demir’in kaleme aldığı Gelin, çocuk yaşta omuzlarına taşımakta zorlanacağı yükler bindirilen Zelal’in hikayesini konu alıyor. Zelal’in çocuk gelin olarak başlayan, İsmail ile yolları kesişen ve ardından Süleyman ile tamamen yön değiştiren kaderini izliyoruz. Kitap, yaşanmış gerçek bir hikayeye dayanmanın verdiği o çiğ ve hüzünlü gerçeklikle insanı yakalıyor; bir kadının sessiz çığlığını, vicdan azaplarını ve içsel fırtınalarını önümüze seriyor. Ancak kitaba dair dürüst bir okur eleştirisi yapmam gerekirse; hikayenin ilerleyişinde bazı noktaların sürekli kendini tekrar etmesi bir süre sonra okuma ritmimi biraz yavaşlattı. Karakterlerin benzer çıkmazlara tekrar tekrar düşmesi ve olay örgüsünün çözülme şekli bana biraz eski Türk filmleri tadı verdi.O tanıdık,biraz melodramatik Yeşilçam havasını sevenler için bu durum bir artı olabilir ama ben yer yer kurgunun daha dinamik ve tekrardan uzak olmasını beklerdim. Yine de gerçek bir yaşam mücadelesine tanıklık etmek ve Zelal’in o buğday tarlaları arasındaki hüznünü hissetmek isteyenler için şans verilebilecek bir roman. Aranızda Gelin’i okuyanlar var mı? Bu Türk filmi esintisi hissi sizde de uyandı mı, yoksa hikayenin temposu sizi tamamen içine mi çekti? Yorumlarda buluşalım!
GelinŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 2025272 okunma
Reklam
Reklam