‘Evlere arkasından bakmak, bir insana sırtından bakmak gibiydi. İçinde neler olduğu hiç anlaşılmaz.’
‘İnsandaki çocuk vicdanı tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey var olacaktır…’
‘Kendini kurtarmanın tek yolu başkalarını kurtarmanın savaşını vermektir…
Dünden önceki gün ne diyorduk patron? Halkı aydınlatsınmış da, onların gözlerini açasınmış! Buyur Barba- Anagnotis’in gözlerini aç da görelim! Karısının nasıl da susta dikilip gelecek buyrukları beklediğini gördün mü? Soylu kişiliğiniz şimdi gitsin de kadının erkek haklarının eşit olduğunu, sen domuzun etinin bir parçasını yerken canlı canlı domuzu önünde böğürtmenin çok acımasızca bir şey olduğunu ve de sen açlıktan, yokluktan geberirken Tanrı’da var diye sevinmenin büyük bönlük olduğunu öğretsin onlara! …. Uğraşma insanlarla patron, açma gözlerini; açsan ne görecekler? Ellerinin körünü ve kara gününü! Bırak kapalı kalsınlar da düş görsünler!’