Bir şeylere inanmaya hazır olmadıkça her şeye baştan başlamak zordu. İçimden olanları ona doğrudan anlatmak, "Sersem, kara panter asla var olmadı, O sadece yaşlı mı yaşlı kara bir tavuktu, geçen gün çorbasını içtim demek geldi. En iyisi hayallerini korumaktı. Küçük bir çocukken ben de böyle şeylere inanırdım.
Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
Bize hiçbir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz.