Beyaz Geceler

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·218 syf.··
2020 60. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2020 19:44
Dostoyevski'den klasik, buruk bir aşk hikayesi. Benim uzun zamandır okumak istediğim, mayısta kütüphaneme dahil etsemde bir an da isteğimin kaçması sonucu yeni okuyabildiğim kitap. İki yalnız karakterin 4 gece süren sohbetlerini konu ediniyor. Bir alıntı:"Bu hep böyledir; mutsuz olduğumuzda diğerlerinin mutsuzluğunu daha güçlü hissederiz, duygularımız yıkılmaz, bunun yerine yoğunlaşır..."
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma
Beyaz Geceler
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2020 14:49
Kitapta yalnız bir adamın iç dünyası anlatılmakta. Yazarımız kendini insanlardan soyutlamış birisi olduğu için sekiz yıldan beri aynı şehirde (Petersburg) olmasına rağmen hiç arkadaşı olmayan bir kişiliğe sahiptir. Hayalci bir kimliği vardır. Hizmetçisi ile yapayalnız yaşayan hayalperest ve fakir bir adam  olan yazar bir gün nehrin kıyısında ağlayan bİr kız görüp  ilk kez hayatında bir kadın ile yakınlaşma şansını bulmuştur. Onunla arkadaş olması sonra da bu kıza aşık olması ve bu kızın yazarın hayatında meydana getirdiği değişiklikler kitabın ana konusudur.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma
Dostoyevski'nin diğer kitaplarından biraz farklı(olumsuz olarak)
6/10
·109 syf.··
2020 59. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2020 20:43
Dostoyevski ismi, bu kitap için baya ağır bir isim. Çok uyguna bulmuştum kitabı ren yayınlarından.(Ren yayınları tam metin güzel iş çıkarmış. Ve iş bankası neden 200 sayfa küsur diye sorabilirsiniz. Lakin iş bankası Beyaz geceler kitabının içinde 3-4 hikaye koymuş. ondan sayfası sayısı 200 küsur. Bir de bu kitap Hasan ali yücel klasikleri yerine modern klasiklerde olmalıydı. Neden mi incelemeyi okumaya devam edin :) Yazara bakıp hemen aldım. Ama açıkçası konusuna bakmamıştım :D :D Yazara güveniyordum. Lakin kitabın aarkasını okudum ve ufak bir hayal kırıklığına uğradım. Tabii ki bu kişisel bir şey. Aşk kitaplarını pek sevmem. Zweig kitaplarının bile konularına bakarım. İntihar reis saf aşk yazmak yerine daha çok acı çeken kişileri yazıyor. Bundan ara kitap olarak onu okuyorum. Bu kitapta ise saf aşk vardı. Pek içine giremedim açıkçası. Sonlara doğru belki biraz duygusal olabilirdim. ama kitap onu tam verememiş. Kız manyağın teki :D :D Önce abi ayağı diyor, sonra bi o bi o gidiyor. deli deli tutunacak dal arıyan bir deli :D :D Dili hafif desem mi bilmiyorum. Evet kendini okutuyor ama çok betimleme var. kitabı anlatan abi manyak bir kafada anlatmış. Kız bile bazen "seni anlayamıyorum diyordu." bende diyordum yalnız değilim :D :D Ara kitap olarak okunabilir. aşk seviyorsanız benden daha çok sevebilirsiniz. lakin ben giremedim içine duygusal olarak. biraz fazla uçuk kaçık geldi. o da benim bakış açımdan dolayıdır. 7 verilebilir. lakin Dostoyevski deyince insan bi sorgulama, alt metni sağlam öğütler bekliyor. ikisini de pek bulamadım o yüzden 6 verdim. benim gibi çok uyguna (2tl) alabilirseniz alın okuyun. 1 günde bitiyor zaten. kitap zweig gibi sapkın şekilde +18 dahil etmemesi güzel. kitap okuma alışkanlığına yeni başlayanlar için ideal.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma
9/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2020 70. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 21:16
Herkese merhaba. Sürekli karşıma çıkan ama bir türlü fırsat bulup alamadığım bir kitapla geldim sizlere. Ama sonunda alıp okudum ve mutlu olduğumu belirtmek isterim. Beyaz Geceler, bir kadın ve bir adamın rastlantı sonucu karşılaşmasıyla başlıyor her şey. Petersburg'un dört gecesinde geçiyor. Bu dört geceye Dostoyevski Beyaz Geceler ismini vermiştir. Bu dört gece de bir kadın ve bir adamın dostluklarına tanıklık edicez. İki hayatın bilinmeyen sırlarını ve yaşanmışlıklarını öğreneceğiz. İki hayat, iki acı.. Aynı zaman da hüzünlü bir aşk hikayesine de tanıklık edicez. Genel olarak kitabı sevdim ve okurken çok da sıkıldığım söylenemez. Daha doğrusu kitap beni içine çekti ve severek okudum. Farklı ve kısa bir hikaye oldu. Alıntılar gayet çok iyiydi. Sadece kadın karakterinin o adama karşı davranışını sevmedim. Ve bazı şeyler.. Kitapta çok şey var anlatılmak istenen ve bunları bulup kitabı anlayarak okumamız önemli. Ve şunu da söylemek istiyorum ki arkadaşlar, eğer bir kadın gerçekten size karşı duygularından tam emin değilse ve ortada bir ikinci şahıs varsa ona duygularından tam emin olmadan ona karşı tam duygular beslemeyin ya da ona bu konuda emin olmadan güvenmeyin. Bu söylemek istediğim bu cümleyi kitabın sonunda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kitapta ki adam karakteri eminim bana ve sizlere çok farklı hissettirmiştir ve hissettirecektir. Bazı hislerini ben de hissediyorum ve hissettim. Yalnızlık bazılarına göre güzeldir ama bazılarına göre ise kötüdür.. Kısaca bu kitapta, hem aşkı, hem yalnızlığı, hem çaresizliği, hem mutsuzluğu, hem mutluluğu, hem iyi hissetmeyi, hem de kötü hissetmenin ne kadar kötü olabileceğini hepimiz tanıklık edicez. Birden fazla duygunum yer aldığı bu güzel kitabı herkese tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma
10/10
·109 syf.··
2021 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2021 14:05
“Çünkü insanlar kendileri mutsuz olmadıkça, başkalarının mutsuzluğunu asla anlayamazlar.” Dostoyevski ile tanıştığım ilk kitap oldu. Beyaz Geceler: Petersburg'de mayısın son haftası ve temmuzun ilk haftalarında havanın geç kararıp, erken aydınlanması olayına verilen isimdir. Bu isim ilk defa Dostoyevski'nin yazdığı bu aşk hikayesinde geçmiştir. Daha sonra ise bu dönem Beyaz Geceler olarak anılmaya başlamıştır. Kitap yazarın "hayalperest" adını verdiği kahramanımız ile Nastenka'nın karşılaşmalarını ve sonrasında yaşadıkları 4 günü anlatıyor. Kitabı okuyunca anlıyorsunuz ki bu kitaba başka isim verilemezdi. Kitabın ismi tüm konuyu özetliyor. Yalnızlığımıza nasıl birilerinin aydınlık getirdiğini ya da gecelerimizi nasıl aydınlattığını... Aşık olunca gece ile gündüzün nasıl ortadan kalktığını en iyi şekilde anlatıyor. Kısa ve keyifli bir kitaptı #alıntı Bu kadar fazla açıldığıma, içimi döktüğüme, kitap gibi konuştuğuma pişmandım. Karşımdakinin beni anlayacağından emin olmadan ne diye açılmıştım?
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma
9/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2020 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2020 00:21
Birkac gün içinde insanın içine dünyalar sığdırabileceğini kanıtladı bana. Bir an ayakları yerden kesilecek kadar mutlu bir an icin yaşamından vazgeçebilecek kadar yalnız.
İlişkiler
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma
6/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2021 23:46
Hayatında hiçbir kadınla konuşamamış her şeyden, herkesten uzak olan, evlerle arkadaşlık eden hayalperest birinin günün birinde karşılaştığı Nastenka’ya gizliden gizliye olan aşkını görüyoruz. Evet her aşkta olduğu gibi bu ilişkide de 3. şahıs var ve Nastenka bu şahısa âşık.. İsimsiz anlatıcı, ilişkileri 4 gecede gelişen Nastenka’nın aşkını en yakınında bulunarak bir dostuymuş gibi dinlemek, hissetmek zorunda kalıyor. Aynı zamanda da içten içe Nastenka’ya olan aşkı onu yiyip bitiriyor. Yalnızlık, umut, hayâl kırıklıklarıyla dolu olan roman, belki de bize şu soruyu sormamıza neden oluyor: “İnsanın sonsuz mutluluğu olan şey, yine onun sefaletinin kaynağı olmak zorunda mıydı?” Kimseye ümit bağlamamak lazım, zira hayat devam ediyor....
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma
9/10
·112 syf.·
2020 14. kitabı
Ahh insanlar ne kadar acımasız, karşınızdaki ile aynı duyguları yaşarken ve o sizinle empati kurduğunu söylerken bir anda nasılda incitebiliyorlar kendileri gibi olan yaralı birisini... Okurken insanı çokta yormayan akıcı bir hikaye..
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma
10/10
·109 syf.··
2020 226. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2020 17:00
Kısacık bir öykü Beyaz Geceler. Sıradan,önemsiz,zavallı,sevilmeyen, o insaların duygu durumlarını önümüze seren kocaman bir yazar Dostoyevski. Sıradan,gereksiz gözüken anları alıp da aslında nasıl kocaman ve önemli anlar olduklarına değinmiş. Sanki geçmişi, geleceği, var olan bütün zamanları yaşayıp da hepsinin üstüne çıkmış,saf ve mühim olan her anı bize göstermeye,hissettirmeye çalışmış gibi. Petersburg sokaklarında dolaşan bir hayalperestin,yalnız bir genç kızla tanışmasını anlatıyor. Beraber geçirdikleri dört geceyi. Dört gece yakınlaşıp,buluşup,birbirlerinin hikayelerini dinlerler. Hayalperest,genç kızdan etkilenir fakat Nastenka’nın yolunu beklediği bir adam vardır..Yalnızlık,kırılmışlıklar,gel gitler,karşılıksız kalanlar,kişilik parçalanmları hakkında bir öykü soruluyorsa eğer bundan sonra bıkmadan,usanmadan önerir dururum. İyi okumalar!
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma
Beyaz Geceler |
Puan vermedi
Hikaye bir akşam üzeri bir kadınla kahramanımızın karşılaşması ile başlıyor. Petersburg'da karşılaşıyorlar ve Nastenka'ya birkaç dakika içerisinde aşık oluyor (bu kısmı Yeşilçam filmlerini hatırlattı bana :)) Ancak Nastenka'nın sevdiği ve 1 senedir beklediği bir başka adam da vardır hikayenin içerisinde. İşte kitap, bu aşk üçgeni arasında Nastenka'nın gelgitleri ile kahramanımızın aşk acısını, duygularını anlatıyor. Konu ile ilgili bu kadar bilgi vermek yeterli diye düşünüyorum ve herkese keyifli okumalarrrr!
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2018102bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.