Sen benim sabah güneşimsin!
Bu küçük kaktüs bana sevgiyi öğretti.
Hiç fark etmemiştim.
Üç beş gün önce akşam çiçeklerinin kapandığını gördüğümde tesadüf sandım. Sonra bir kaç gün izledim onu.
Her akşam hava kararmaya başladığında narin çiçeklerini usulca içine çekiyor,
sanki dünyadan saklanıyordu.
Sabah güneş doğup ilk ışıklarını üzerine bıraktığında ise yeniden açıyordu bütün güzelliğini.
Tüm herkesten sakladığı yapraklarını sevdiği güneşini görünce açıveriyordu.
Şaşırdım!
Çünkü bir kaktüsün bile sevdiğine böyle yönelmesi,
sevdiğini görünce bütün güzelliğini ortaya koyması bana çok şey anlattı.
Sonra düşündüm…
İnsan da bundan farklı değil aslında.
Ruh, kendini ait hissetmediği yerde susar, sessizleşir, içindeki renkleri saklar.
Yaralanmamak için çiçeklerini kapatır. Bekler..
Belki bir gün kendisini anlayacak bir güneş doğar diye.
Yada doğacak güneşten bile hiç bir zaman haberi yoktur..
Sen benim hayatıma tam da böyle doğdun.
Seni ilk gördüğüm günü hatırlıyorum.
O günün sıradan bir gün olduğunu sanmıştım.
Oysa farkında olmadan hayatımın mevsimi değişiyormuş.
Seni tanıdıkça içimde yıllardır hiç tanımadığım yerleri buldum.
hiç tanımadığım hislerle tanıştım.
Kimseye göstermediğim duygularım birer birer gün yüzüne çıktı.
Çünkü sen, çiçek açmaya korkmayan yanımın sebebiydin.
Yanında kendimi saklama ihtiyacı duymadım.
En savunmasız tarafımla, yani bir avuç şu kalbimle durabildim işte karşında.
İçimde ne varsa, yıllardır karanlıkta bekleyen ne kadar duygu varsa hepsi sana doğru açıldı.