"Düşmanla karşılaşmadan önce kendimizi hazırlarız, giyiniriz ve kokular süreriz. Çunkü Allah'ın izniyle şehitler olarak ilerleyerek ve geri çekilmeyerek Yüce Allah'ın huzuruna çıkacağız. Eğer Allah yaşamamızı takdir ederse o zaman hayatlarımız Allah'ın izniyle Allah yolunda olacak ve düşmanımıza gücümüzü göstereceğiz."
Düğüne gider gibi şehadete koşan bu neslin mimarı, Filistin'in anneleri ve babalarıdır.
Eşi, oğlu, kızı, torunları, gelinleri, annesi ve kardeşleri dahil ailesinden otuz kişiyi şehit veren; kendisi de yıkılan binanınenkazından çıkarılan Gazze'nin şehit annelerinden Ümmü Huzeyfe'ye yaşadığı acılara nasıl sabır gösterdiğini sorduğum da şu cevabı aldım: "Evlatlarım hafız olarak yetişti. Eşim de hafızdı ama ben henüz Kur'ân-ı Kerim'i ezberleyememiştim. 7 Ekim'den önce ezber derslerine başlamıştım. Eşime her gün, yaptığım ezberleri dinletiyordum."
Ümmü Huzeyfe, oturduğu binaya atılan bir füze ile ailesini ve akrabalarının hemen hemen hepsini şehit verdi. Ailesinin şehadetinden kısa bir süre sonra, tedavisi tamamlanır tamamlanmaz hafızlık derslerine devam etti. Yakınlarının büyük bir kısmının şehit olmasına aldırış etmeden Allah'ın kitabına sarılıyor ve teselliyi yalnızca onda buluyordu.
"Saldırıların en şiddetli olduğu zamanların birinde rüyamda eşimi gördüm ve onunla konuştuk. Bu, Allah'ın beni tesellisiydi.
Rüyamda kıymetli eşime şöyle dedim:
Ben hålå ezberlerimi tamamlayamadım. Siz hem şehit hem hafız olarak yüksek derecelere ulaştınız. Ben ise size yaklaşamadım.
Eşim ise bana şöyle cevap verdi:
- Ey Ümmü Huzeyfe! Senin derecen bizden çok daha yük sektedir. Bu, Allah'ın sana bir lütfudur."
Gördüğü bu rüya, Ümmü Huzeyfe'nin kalbine inşirah oluyor. Şimdilerde psikolog olarak Gazzeli yetimlerle ilgileniyor.
Dünyaya örnek olan Gazze okulunun en
“Tanrı insanlara sevgiyi, birbirlerine ve dünyaya katlanabilsinler diye verdi. Fakat tevazu olmadan seven, karşı tarafın sırtına büyük bir yük bindirmiş olur.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O kadar büyük, o kadar güçlü oldukları halde, neden böyle güçsüz gözüküyorlar? Çünkü omurgaları yok. Birlikte davranamıyorlar. Birlikte düşünüp birlikte davranamıyorlar. Davranabilseler senin bu yaşamına izin verirler mi sanıyorsun? Böyle davranmıyorlar, çünkü örgütlü değiller, yani omurgaları yok.. Yok çünkü bunu engelliyoruz. Bütün gücümüzle bunu engelliyoruz. Sürekli kazanma umudu koyuyoruz önlerine, durmadan. Durmadan kazanma umudu veriyoruz. Kendi paçalarını kurtarmaya çalışıyorlar, işte o zaman. Gemilerini kurtaran kaptan olmak istiyorlar. Kazanma umutları oldukça tek tek kalıyorlar. Toplu davranmaktan kaçıyorlar. İşte o zaman omurgasız kalıyorlar. Omurgasız kaldıkları sürece onlar kaybetmeye mahkûm. Ve onlar kaybettikleri için sen kazanıyorsun. Sen kazandığın için o sürekli kaybediyor. Kaybediyor tehlikeli. İşte o zaman durum tehlikeli. Kaybetmeye mahkûm olduğunu bilmemeli. Ona her gün, durup dinlenmeden yorulup, usanmadan, kazanma umudu vermemiz lazım. Kazanabileceğine inanması, bu umutla yaşaması lazım. Kazanacağına inandığı sürece korku yok.
Sayfa 214 - Oyun Nasıl Oynanmalı¬ Mitos-Boyut Tiyatro Yayınları
"Belki sen beni alıp evine getirirken büsbütün başka şeyler düşünmüştün. Sana yeni bir dünya açacağımı sanmıştın... Seni sükûtu hayale uğrattım. Ben sana rehber değil, ancak yoldaş olabilirdim, fakat yolu ikimiz de bilmiyorduk ve birbirimize yük olmaktan, birbirimizi şaşırtmaktan başka bir şey elimizden gelmiyordu."