Stres, insan için, gelişimin ve yeni düşüncelerin motorudur. Mesela hepimizin yaşadığı ama hatırlamadığımız doğum olayı, başlı başına bir strestir. Düşünsenize, su içinde barış ve huzur dolu bir ortamda yaşarken. bir anda ağırlığınızın olduğu, hava ile solumanızı gerektiren, göz kamaştıracak denli ışıklı, hareket etmenizin mecbur olduğu bir ortama geçiyorsunuz. Genellikle bundan daha büyük bir stres yaşamıyoruz ömrümüz boyunca. İşte bu strese bağlı olarak kalbimiz kan pompalamaya, ciğerlerimiz nefes alıp vermeye ve beynimiz patlarcasına yeni devreler oluşturmaya başlar. Bu stresin itici gücü olmasaydı, belki de hiçbirimiz hayatta kalamazdık.