"İslami terör" diyememek
Usame'nin ve yandaşlarının derdini anlamak için iki deyişten söz açmak gerekiyor... Darülharp.. Darülislam.. 'Dar' sözcüğü 'yer' ya da 'yurt' anlamına gelir; sözgelimi 'Darülislam' İslam ülkesi demek... Şeriat hukukunun egemen olduğu bir devlet İslamdan sayılabilir; yoksa 'kafirler'in egemenliği geçerli olduğundan çekiver kuyruğunu... Daha açık deyişle 'Darülislam'ın açık ve kesin anlamı, şeriat hukukunun geçerli olduğu yer... 'Darüssulh' yani barış yeri olmak için ille de şeriat hukuku gerekli... Peki, Türkiye'nin yeri nerede?.. * El Kaide veya herhangi bir ortağının amacı, şeriatçı düzeni kurmak olduğuna göre, Türkiye'de düzenlediği saldırılar bal gibi 'İslami, İslamcı, şeriatçı, dinci' terördür. İstanbul'daki İslamcı eylemlerin önemi, verilen bir kararı vurguladığı içindir... Yerli 'Hizbullah'ın bu eylemlere ortak oluşu da rastlantı değil... Ortadoğu'yu saran kıyametin ortasında Amerika'ya karşı çıkan İslamcı güç, RTE ve AKP'ye ilişkin kararını veriyor: - Bunlar tam Müslüman değil, Türkiye de İslamın egemenliği altında değil...
Sayfa 48 - Cumhuriyet Kitapları·Kitabı okuyor
Alıntı
bu güvenle yaşarım. Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadığımızda bir ağaç şöyle konuşabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünceler. Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar. Yolun seni anandan ve yurdundan uzaklaştırdığı için endişelisin. Ama attığın her adım, her yeni gün seni anana yaklaştırır. Orası ya da şurası değildir yurdun. Yurt ya içindedir ya da hiçbir yerde.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Thomas Hobbes
"Para, bir toplumun kanıdır. Şimdiki zamanda tüketilmeyip gelecekte tüketilmek üzere saklanan bütün malların, insanların bir yerden başka bir yere hareketini engellemeyecek ölçüde taşınması kolay ve eşit değerde bir şeye indirgendiğini düşünüyorum; o amaçla ki insan, nerede olursa olsun, o yerde bulunan tüketim maddelerini böylece edinebilsin. Bu, altın ve gümüşten başka bir şey olmayan paradır. Çünkü altın ve gümüş, dünyanın bütün ülkelerinde değer verilen şeyler olmakla, ülkeler arasında bütün diğer malların değerinin uygun bir ölçüsüdür; para ise, bir devletin egemeni tarafından hangi madde üzerine basılırsa basılsın, o devletin uyrukları arasında bütün diğer malların değerinin yeterli bir ölçüsüdür. Bu ölçülerin yardımıyla, taşınabilir veya taşınmaz bütün mallar, insanın mutat ikamet yerinin içinde ve dışında, insanın bulunduğu her yere onun yanı sıra giderler; ve bu ölçüler, toplumun her kesimini besleyerek dolaşıp dururlar; öyle ki bu, adeta, toplumun kan dolaşımı gibidir: çünkü doğal kan da, benzer şekilde, yeryüzünün meyvelerinden oluşur; ve dolaşıp durarak, insan vücudunun her bir organını besler. Gümüş ve altın, değerlerini, maddenin kendisinden aldıkları için; bunlar şu özelliğe sahiptirler ki onların değeri, bir veya birkaç devletin gücüyle değiştirilemez; çünkü onlar, bütün yerlerdeki malların ortak ölçüsüdürler. Fakat düşük paranın değeri kolayca arttırılabilir veya azaltılabilir. İkinci olarak, gümüş ve altın, gerekli olduğunda, devletlerin hareket edip kollarını yabancı ülkelere uzatabilmesini sağlarlar: ve, sadece seyahat eden bireysel uyrukların değil, bütün orduların erzakını vermeye yararlar. Fakat, üzerine basıldığı maddesi için değil, sadece üzerindeki damga için değer taşıyan para, hava değişimine tahammül edemediği için, sadece yurt içinde
Felsefe
Bozkurtların Ölümü'nün Kür Şad'ı, Bozkurtlar Diriliyor'un Urungu’su, Deli Kurt'un meçhul şehzadesi, Ruh Adam'ın Selim Pusat'ı. Hepsi de kendilerini feda eden kahramanlardır. Yurt için, devlet için, millet için: Kahramanlar can verir / Yurdu yaşatmak için... Kahramanlar yürür gider ölüme karşı / Bir sevgili gibi onu basar bağrına!
Bin canım olsa da yurt için versem. Ufka nakış nakış kanımı sersem, Kalk gardaş sılaya gidelim desem, ÖTÜKEN yolunda gurbet yazılı.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Kalbimi okumayı unutursam eğer, bir el bana değsin ve harfleri yüzüme tutsun isterim. Hecelemeyi yeni söken bir çocukmuşum gibi, otursun biri yanımda ve bana okumayı öğretsin. Bak bu kalp atışı aşkın alametidir. Bak bu özlem, yurt ağrısı olarak okunur. Yurdundan ayrı düşen ağrır. Böyle tek tek öğretsin bana kelimeleri. Yüzleri okumayı öğretsin, kâinata bakmayı…
Sayfa 17·Kitabı okuyor