Yazdığım son inceleme Tehlikeli Oyunlar içinmiş yedi ay önce :') Şimdi yine haddimi aşarak bir Atay eserine daha yorum yazacağım. Uygulamayı kullandığım ilk zamanlar, okuduğum her kitaba yorum yazmaya çalışıyordum ama sonra o heves kalmadı. Ama şimdi böyle kıymetli bir eser okumuşken bende bıraktığı tadı hatırlamak istiyorum.
Tutunamayanlar: Liseden beri ismi sürekli kulağıma çalınan ama kalınlığı ve dilinin anlaşılma zorluğu nedeniyle hep çekindiğim eser... Geçenlerde 1000kitap'ta en çok yarım bırakılan eserin bu olduğunu görmüştüm. Kolay değil; tutunamamak da, bu kitabı okumak da. Oğuzcuğum Atay'ın dilini, anlatımını, düşünce akışını takip edebilmek zor. Eserlerinin tadı tam da hayatın bozuk, buruk yerinden. O bozuk yeri tatlandırıyor ama. Aktararak, anlatarak... Kelimelerin büyülü gücü.
O bozukluğu birazcık da olsa tadan ve o tattan kaçmayan insanların anlamak için direneceği kitaplardan birisi. Bazıları ise çaba göstermeden de anlayabilirler. Ne acı onlara... Çok zor bir kitap diye pes edenlere gelirsek, hayatlarının tutunabildikleri bir evresindeler sanırım. Her kitabın bir vakti vardır... Tutunabilenlerin de yolu açık olmaya devam etsin dilerim.
Selim, romanımızın en tutunamayan ana karakteri. Çok yazık ki hayat ona ince düşünen bir zihin vermiş. Ve iyi biliriz ki cehennem, ölümden önce de var olabilir böyle zihinler için. Yaşamını kendisine, kendi elleriyle dar ederken, kimse de destek olmayınca, tutunamayanlara yakışır, hazin bir hayat sürüyor. "Oyun" temasının yine sıkça karşımıza çıktığı bu eserde, ana karakterlerimiz kendilerine oyunlar kurmaktan çekinmemek zorunda kalıyor; çünkü günlük hayatın çelişkisi dayanılacak gibi değildir Tutunamayanlar türü için. Selim, Günseli'sini biraz daha erken bulsaydı tüm bunlar olmayacaktı belki. Ya da Turgut, Selim'le