Yusuf Turgut

Yusuf Turgut
@yusufturgut
Endüstriyel Otomasyon Öğretmeni
Yüksek Lisans
Darıca, Kocaeli
İzmir, 26 Mayıs
57 okur puanı
Eylül 2015 tarihinde katıldı
"Dünyadaki en iyi şey ne biliyor musun?" "Nedir, teyzeciğim?" "Tahmin et bakalım." "Kadın..." "Hayır." "Cachaça..." "Hayır." "Feijoada..." "Ne olduğunu bilmiyor musun? At, oğlum, at. At olmasaydı beyazlar siyahilere binerdi."
Sayfa 41 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Din ve politika aynı arabaya bindiğinde, arabayı sürenler yollarında hiçbir şeyin duramayacağına inanırlar. Paldır küldür gitmeye başlarlar... Gittikçe hızlanırlar, hızlanırlar, hızlanırlar. Karşılarına engeller çıkabileceği düşüncesini akıllarına bile getirmezler ve gözü kapalı koşturan bir adamın çok geç oluncaya dek uçurumu göremeyeceğini unuturlar."
Sarmal Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
"Her şeyde evrenimize ait bir desen vardır. Onun simetrisi, inceliği ve zerafeti vardır... Her zaman gerçek sanatçıların eserlerinde bulacağınız nitelikler. Bunu, mevsim dönümlerinde, kum bulutlarının bir sırt boyunca yayılışında, günlük çalısının öbek öbek dallarında ya da yapraklarının deseninde bulabilirsiniz. Huzur veren ritimler, hareketler ve biçimler bulma ümidiyle, yaşamımızda ve toplumumuzda, bu desenleri taklit etmeye çalışırız. Yine de, en mükemmel olanı ararken tehlikeyle karşılaşma ihtimali vardır. Mükemmel desenin kendi kararlılığını taşıyacağı açıktır. Böyle bir mükemmellikte her şey ölüme doğru ilerler."
Sarmal Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
"Duygularım aksak, sefil şeyler. Suyun altında, lekeli fayanslara bakarken var gücümle çığlık atıyorum. Su, sesi öldürüyor. Gözlerimi açıyor, sırtüstü dönüyor, suyun altından güneşe bakıyorum; dalgalanan bir ışık küresini andırıyor. Böyle zamanlarda sular ciğerlerimi doldurana dek aşağıda kalabileceğimi hayal ediyorum, bunun o kadar da zor olmayacağını fark ediyorum. Asıl mesele nasıl ve neden hayatta kalmayı sürdürdüğümüz..."
Sayfa 23 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
"Her zaman bir sır vardır. Tıpkı sisin içinden duyduğumuz sesler gibi. Bir keresinde New York Metropolitan Müzesi'ndeki bir sergiye gitmiştim. Çin parşömenleri. Aslında Asya pek ilgimi çekmez. Çok fazla şiddet, çok fazla insan, bir de şu mürekkep estetiği ve Zen saçmalığı beni hiçbir zaman çekmemiştir. Ama işte orada bir resim vardı. Çinli ressamların yüzyıllardır resimlerine konu ettikleri Li nehrinin kıyısını tasvir eden ünlü resimlerin arasında, ejderha sırtına benzeyen dağların, eğri çamların, nehrin ve nehrin üzerinden geçip tapınağa uzanan köprü tasvirlerinin ortasındaydı. İmparator bir yarışma ilan etmiş ve bu manzarayı resimde en güzel ifade edene bir servet bağışlayacağını açıklamış. İşte bu bilinmeyen ressam, adını hatırlayamadım şimdi, köprüyü resmetmiş, köprünün sis içindeki halini. Tapınak hiç görünmüyor, nehir görünmüyor ve arkadaki dağlar belli belirsiz seçiliyor. Köprünün de sisin içinden sadece bir parçası görünüyor. İşte o ressam ödülü kazanmış. Ben olsam ben de ödülü ona verirdim. Adam doğruyu söylemiş. Biz bir şeyin güzelliğini ancak sisler arasındaysa görebiliriz. Ve hatıralarımız gerçeğinden hep daha güzeldir."
Sayfa 194 - Yitik Ülke Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat