Yusuf Turgut

Yusuf Turgut
@yusufturgut
Endüstriyel Otomasyon Öğretmeni
Yüksek Lisans
Darıca, Kocaeli
İzmir, 26 Mayıs
57 okur puanı
Eylül 2015 tarihinde katıldı
Puan vermedi·203 syf.··
2018 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2018 20:45
Her ne kadar öykü diye geçse de bu tanımlamaya katılmıyorum. Açıkçası Jorge Luis Borges'i kendi seviyelerine indirme uğraşından başka bir birşey değil bu. Borges'in Ficciones'te başardığı edebiyatın nasıl kategorileştirilemeyeceğini bize göstermektir. Hayali ansiklopedi araştırmaları, fabllar, dedektifçilikler, denememsi tarihi yorumlar, alternatif tarih okumaları, yer yer kısa incelemeler... daha pek çok alt-tür denilebilecek şeyi iç içe harmanlayıp sunuyor içindeki devasa dünyadan bize. Bundan dolayı açık bir zihinle okunmadığı takdirde, edebi anlamda hiçbir tadın alınamayacağı eserler bırakmıştır Jorge Luis Borges...
Edebiyat
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013572 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·359 syf.··
2018 45. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2018 22:31
- İyi yedik haa - Güzel yedik - Yalnız bayaa yedik ha - Ama iyi yedik - Fakat ne yedik be - Kabul edelim güzel yedik Bu satırlar elbet bir yerden tanıdık gelmiştir. Yukarıdaki sözler herkesin malumu bir karikatürden alınma... Eduardo Galeano bu eserini yazarken, sanki bu karikatürü görmüşçesine Simon Bolivar'ın "Asla mutlu olamayacağız, asla!" dediği Latin Amerika ülkerinin başta ABD olmak üzere gelişmiş olan ülkeler tarafından nasıl sömürüldüğünü, lafı evirip çevirmeden taşı gediğine koymuş adeta. Bunu yaparken de herhangi bir akademik altyapısı olmayan herkesin anlayacağı bir üslup tercih etmiş.
Tarih
Latin Amerika'nın Kesik DamarlarıEduardo Galeano · Sel Yayınları · 2015652 okunma
Puan vermedi·639 syf.··
2018 43. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2018 21:48
Kendimce inceleme ya da yorum yapabilmek için dört cildin bitmesini beklemeyi uygun gördüm. İsmiyle çok büyük tezat oluşturan dört ciltlik bir edebi şaheserden bahsetmek ne derece haddime diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi fakat dilim döndükçe buraya bir şeyler yazmaya çalışacağım. Serinin tamamını okumayanlar için sürpriz bozan detaylar olabilir. Okuyacak arkadaşları şimdiden uyarmak isterim. İlk ciltte kendi köylüsüne zulmeden, anasını, sevdiği kadını, hatçesini elinden alan Abdi Ağaya karşı mücadele eder İnce Memed. İlk cildin dikkatimi çeken en önemli özelliği diyaloglar üzerine kurulmuş olmasıydı. Adeta bir tiyatro eseri okurmuş gibi hissettirdi. İkinci ciltte Memed topraklarını ele geçirmek için Vayvay köylülerine zulmeden Ali Safa Beyi ve Abdi Ağanın yerine gelen kardeşi Hamza'yı karşısında bulur. Memed karamsar duygular içine girer. Abdi Ağa gitti, yerine Hamza geldi. Bu böyle sürüp gidecek mi der kendi kendine... İlk ciltte bahsettiğim diyalog üzerine kurulmuş olan yapı burada yavaş yavaş yerini betimlemelere bırakıyor ki siz de yavaş yavaş anlıyorsunuz İnce Memedin neden İnce Memed olduğunu... Üçüncü ciltte başrol ağalarda, cildin başlarında uzun bir süre Memed gözükmez, bu süre zarfında halka zulmeden kim varsa artık sıra bana mı geldi diye için için düşünmekten kafayı yeme noktasına gelir. Sonunda piyango Çiçeklideresi köyü ağası Mahmut Ağaya vuruyor. Üçüncü cilt Yaşar Kemal'in yazı dilinin nasıl geliştiğine büyük delalet... Muhteşem betimlemelerin yanı sıra birçok kişiye okurken sıkıcı gelebilecek son derece başarılı keskin duygu geçişleri barındıran monologlar karşımıza çıkmakta... Son ciltte her ne kadar eşkiyalığı bırakıp sevdiceği ile portakal kokulu bahçesi olan bir yere taşınmak ve orada yaşlanmak istese de bunu beceremez Memed. Artık sıra
Edebiyat
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,6bin okunma
Puan vermedi·226 syf.··
2018 38. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2018 10:12
Öyle bir defa okudum, bitti denecek bir roman değil "Buzul Çağının Virüsü"... Beş yıl önce ilk okuduğumda bir daha okumalıyım diye içimden geçirmiştim kendi kendime ama hemen değil araya zaman koyarak daha doğrusu biraz daha olgunlaşarak okumalıyım demiştim. Muhtemelen beş yılda bir okurum artık... Esere gelecek olursak; Yazar, bu romanda Osman Yaylagülü'nün hayatını beş ana öykü üzerinden kronolojik sıra gözetilmeksizin sanki bizden bir bulmaca çözmemiz istenircesine anlatırken bilinç akışı denen kitap okuma alışkanlığı olmayan bireylerde tuğla etkisi yaratan bir anlatım tekniğine başvurmuş. Her ne kadar içerik olarak dağınık bir olay örgüsüne sahip olsa da bana Türkçe'nin sınırlarının olmadığını eserde kullanmış olduğu üslup sayesinde öğretmiş olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Barış Bıçakçı'nın da dediği gibi, "zaten bu dünyada çoğunluğu, herkesin kendisine hayran olduğunu düşünenler ile kimsenin kendisini sevmediğini düşünenler oluşturur, geri kalanlar ise Vüs'at O. Bener okurudur."
Edebiyat
Buzul Çağının VirüsüVüs'at O. Bener · Yapı Kredi Yayınları · 2017437 okunma
Puan vermedi·450 syf.··
2018 36. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2018 14:13
Kesinlikle, ben bir anneyim ya da babayım diyorsanız okumanız gereken bir kitap... Çocukların nasıl bilinçli ya da bilinçsizce yanlış yetiştirildiğini; onların doğaya, doğanın da genç kuşaklara nasıl ihtiyacı olduğunu birbirinden bağımsız gibi görünen fakat çok ince bir iple bağlantılı akademik makaleler üzerinden etkileyici ve yalın bir şekilde anlatabilen yazarı takdir etmemek mümkün değil... İnsan okurken düşünmeden edemiyor ve aklına şu soru takılıyor; geçmişin doğal çocukları mı yoksa günümüzün yapay çocukları mı?
Bilim
Doğadaki Son ÇocukRichard Louv · Tübitak Yayınları · 2010708 okunma