Kemal Tahir’in romanlarında karakterler genellikle birbiriyle bağlantılı geniş bir evrene sahip gibidir. “Yok Ayrımı”nda yan karakter olarak ortaya çıkan Cehennem Topçu Cemil, Yorgun Savaşçıda merkeze alınarak hem dönemin zihinsel çöküntüsünü hem de yeniden uyanışını temsil eder.
Cemil, savaş görmüş bir Osmanlı subayı olarak:
• Bıkkın ama vazgeçmeyen,
• Yorgun ama içinde direniş kıvılcımını koruyan,
• Aşk ile görev bilinci arasında sıkışan,
• Eski düzenin çöküşünü çıplak gözle gören bir ara dönem kahramanıdır.
“Bir türlü üzerinden atamadığı yorgunluğu sanki dinlendikçe çoğalan Cemil…”
Bu ifade, romanın ruhunu doğrudan yakalar. İstanbul, Mondros sonrası tam anlamıyla:
• işgal altında,
• umutsuzluk içinde,
• bürokratları teslimiyetçi,
• askeri dağılmış,
• halkı şaşkın ve korku içinde
bir şehirdir.
Cemil bu ortamda kendi iç yorgunluğuyla baş başa kalır. Yorgunluğu, bedenin değil, tarihin yorgunluğudur. Kemal Tahir, bu yorgunluk üzerinden koca bir imparatorluğun dağılma psikolojisini gösterir.
Cemil’in teyze kızı Neriman ile evlenip uzak bir köye kaçma isteği, savaşlardan ve çürümeden bunalan bireyin sığınak arayışını temsil eder. Bu, savaştan dönen askerin en doğal tepkisidir:
“Savaştan sonra bir yuva kurmak.”
Fakat Cemil’in karakterindeki çatışma şudur:
• Aşk, huzura çağırır.
• Vicdan ise Anadolu’ya, mücadeleye çağırır.
Cemil’in büyüklüğü burada başlar: O, bireysel mutluluğu değil, toplumsal sorumluluğu seçer.