... böyle, hırsla eline aldığı kitapların beş on sayfasını okuduktan sonra içinin
bir balon gibi nasıl söndüğünü hatırladı. Bir kitabı bırakır ötekine saldırırdı. Bu ümitsizce çırpınış, bütün kitapların
yüzüstü bırakılmasıyla sona erer, büyük bir utanç ve hayata dönüş buhranları gelirdi arkasından.
Gelememeyi sen anlat.
Gidememeyi ben anlatayım.
Gözüm değil gönlüm kaldı.
Beklemek değil, özlemek yordu.
Hani derler ya; Aşk arafta bir yoldu...
Giden gitti, dönen yoktu.
Kitaplara ithaflar yazmak, beğenilen satırların altını çizmek, sayfaların kenarına düşüncelerini yazmak Selim’e, kendini ele vermek, insanların ortasında çırılçıplak kalmak gibi geliyordu.