İman, elbette nefisleri terbiye eder; ama insan tabiatını ortadan kaldırmaz, fıtratın getirdiği duyguları ve eğilimleri yok etmez. Bu yüzden insanlarla ilişki kurarken insan olduklarını unutmamak gerekir. Zira herkesin bir zaafı, bir sevgisi, bir bağlılığı vardır.
Sayfa 274 - Nida yayınları
1000Kitap
Yorgun düşmüştüm. Sürekli hazırlıklı olmaktan, her an kendimi savunmaya hazır olmaktan, bu şartlarda yaşamaya mecbur olmaktan yorulmuştum.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aziz, sıddık kardeşlerim! Kastamonu'da ehl-i takva bir zât, şekva tarzında dedi: "Ben sukut etmişim. Eski halimi ve zevkleri ve nurları kaybetmişim." Ben de dedim: Belki terakki etmişsin ki, nefsi okşayan ve uhrevî meyvesini dünyada tattıran ve hodbinlik hissini veren zevkleri, keşifleri geri bırakıp, daha yüksek makama, mahviyet ve terk-i enaniyet ve fâni zevkleri aramamak ile uçmuşsun. Evet bir ehemmiyetli ihsan-ı İlahî; ihsanını, enaniyetini bırakmayana ihsas etmemektir.. tâ ucb ve gurura girmesin. Kardeşlerim! Bu hakikata binaen, bu adam gibi düşünen veya hüsn-ü zannın verdiği parlak makamları nazara alan zâtlar, sizlere bakıp içinizde mahviyet ve tevazu ve hizmetkârlık kisvesiyle görünen şakirdleri âdi, âmi adamlar görür ve der: "Bunlar mı hakikat kahramanları ve dünyaya karşı meydan okuyan? Heyhat! Bunlar nerede, evliyaları bu zamanda âciz bırakan bu kudsî hizmet mücahidleri nerede?" diyerek dost ise inkisar-ı hayale uğrar, muarız ise kendi muhalefetini haklı bulur. Said Nursî Şualar - 317
"Bu bazen bir güç, bazen de zaaf gibi geliyor ama onu sevmekten nasıl vazgeçebileceğimi bilmiyorum."
İman, kuru bilgiler ve nazariyât ile değil; Kur'ân, kâinat ve insanda sergilenen ilâhî kudret ve azamet nakışlarını tefekkür edip kalbî âlemde derinleşme, ibadetleri vecd ve huşû içinde edâ edebilme ve yüksek ahlâk sâyesinde muhafaza edilebilir. Allâh'a kulluktan daha ulvî bir lezzet ve mertebe yoktur. İbadetler, kalbî hayatımızın vitaminleri mesâbesindedir. Diğer taraftan, süflî ve nefsânî arzuların esâreti altında, alık, abus, kaba ve hantal bir kalbî yapı ile gâfilâne bir hayat yaşanıyorsa, îman zaafa uğramış demektir.
Sayfa 181 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okuyor
Din İslam
“ İnsan kendi elinden tutunca, hiçbir şey olmuyormuş aslında ona.”
Sayfa 59 - Destek Yayınları·Kitabı okuyor