General, gemisine dönünce bizi yanına çağırdı:
-Ordularınızı durdurunuz, diyor. Muzaffer ordularımızı daha uzun müddet nasıl tutabilirim? Çabuk mütareke yapılmalıdır, dedim. Acele İstanbul’a gidecek…
Sonra güldü:
-Bizim muzaffer ordular… Nerelere dağıldıklarını pek iyi bildiğim yok. Bir toplanmaya kalksak kim bilir ne kadar zaman geçer? dedi.
Bütün orduları bir yumruk gibi sıkıp Yunan ordusunun başına indiren bu komutan, şimdi de:
“Mütareke olmadan tek bir Türk jandarmasını Trakya’ya geçirmem,” diyordu.
Hesapsız ve lüzumsuz, “Bir tek Türk’ün hayatını tehlikeye sokmamak” davasından ömrünün sonuna kadar şaşmayacaktır.