Lennie’ye döndüm: “Atla suya" dedim. Atladı.
Hiç yüzme bilmiyordu. Biz onu çıkarana dek nerdeyse boğuluyordu. Onu çekip sudan çıkardım diye bana öyle minnet duydu ki “atla!” diyenin ben olduğumu hepten unutmuştu.İşte...Onunla bir daha asla dalga geçmedim.
Geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum?
Herkes bağırırken şiirler okumak mı?
Susmak mı sözün bittiği yerde?
Kusmak mı sindirebildiklerinizi?
Apansız uykum kaçıyor kaç gece
Bu da mı aleyhime kanıt?
Sondan saymaya başladım adları
Böyle hoşuma gidiyor
Beğenmeseler de seviyorum ellerimi
Hep olmayacak düşler görüyorum
Yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan
İtiraf ediyorum
Silin adımı listenizden, yokum
Aslında bir oyun olan kavgalarınızda
Ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda
Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni
Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum
Yalan övgülerinize ihtiyacım yok
Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin
Bir sürgün nereye sürebilir?
Gölgeler kelepçeye vurulur mu?
Çekilin, yürümediğiniz yollarımı kirletmeyin
O geceden arkadaşlarımdan hiçbirine söz etmedim; içimin bir zamanlar ne kadsr ölü olduğunu asla bilmediler, şimdi nasıl çiçek açtığımı da asla anlamayacaklar.
Eğer nasıl biri olduğumu bilseydiniz, şu anda beni selamlarken yüzünüzde gördüğüm o tatlı, dostane gülümseme kim bilir nasıl donup kalırdı dudaklarınızın kıyısında! Vereceğim selamı bir çamur lekesini silkeler gibi öfkeyle küçümseyerek elinizin tersiyle geri çevirirdiniz.