Çocuk bana, mühürlü kalbinizin birgün açılmasını dilerim, dedi. Kalbim bütün dikişlerinden yırtıldı; yine mühürü istediğim gibi açılmıyor. Beş dakika uyusam, merhametsiz uyanıyorum. Yediğim yemeğin ilk lokmasında merhametli, son lokmasında zalimim!.. Ne yapayım ki, bütün kin ve garez duygumu, kendime, bütün af ve merhamet hissimi dünyaya çevirebileyim?.. Ne?
İnsan, sahip olduğu nimeti, tam elinden çıkarken anlıyor. Nemiz varsa her ân gittiğini ve yeniden geldiğini farzedip ona göre davranamaz mıyız?.. İflasımızı anlar, ağlamaktan başka çare bulamazdık.
"... bir tartışma sırasında 'Sen benim ayarımda mısın?' veya 'Benim seninle konuşmam sana bir lütuftur, sen kimsin ki ben seni muhatap alayım?' gibi kuru iddialarla giyilen kibir elbisesinden daha iğrenç bir elbise de yoktur!
Böylesi bir gururdan ilk helâk olan İblis olmuştur.
Bu hususa dikkat et ve ister aksak, ister uyuz, isterse cüzzamlı olsun, o kişiyi kalbindeki lâ ilâhe illallâh hürmetine hor görme!
Başkaları hakkında hüsnüzan beslemek, seni doğruca olgunluğa götürür.
Fakat sen güzel ahlâkın, Allah'ın senin üzerindeki haklarını ihmal ederek, sadece başkalarıyla iyi ilişkiler kurmak veya insanları âlîcenaplıkla karşılamaktan ibaret olduğunu mu zannediyorsun?
Güzel ahlâk bu değildir!
Allah'ın haklarını dikkate almadıkça, buyruklarını yerine getirip yasaklarından kaçınarak O'nun koyduğu kurallara riayet etmedikçe, güzel ahlâk sahibi denilmeye lâyık biri olamazsın!
Nefsini yasaklardan uzak tutan ve Allah'ın haklarını gözeten kimse, işte odur güzel ahlâk sahibi insan!
Allah'ın seni insanların karalamalarına maruz bırakması, seni Kendisine döndürmek içindir."