düşler daima
kendi saflıklarının yücelerinden düşüp ölürler.
köhne anlamların mezarları üstünde biten
dört yapraklı yoncayı kokluyorum ben
saflığın ve bekleyişin kefeninde toprak olan o kadın gençliğim miydi yoksa benim?
merakımın basamaklarından bir kez daha yukarı çıkarak evin damında dolanıp duran o iyi tanrıya merhaba diyebilecek miyim?
hissediyorum vakit geçti...
hissediyorum "an"dır, tarihin yapraklarından benim payıma düşen. hissediyorum, saçlarımla şu kederli yabancı arasındaki masa, aldatıcı bir mesafeden ibarettirm.
bir şey söyle bana;
sana yaşayan bir varlığın sevecenliğini bağışlayan biri yaşıyor olmanın ne olduğunu anlamandan başka ne isteyebilir senden
bir şey söyle bana pencerenin sundurmasındayım
bir bağ var güneşle aramda...