Hızlı, daha hızlı arabalar imal etmek ve satın almak için milyarlarca harcarken, bir yandan da hız limitini denetlemeye ve azaltmaya çalışıyoruz. Yeryüzünde yaşayabileceğimiz bir sürü yer olduğu halde o kadar sıkışıp kaldık ki, ne zaman yürüyüp ne zaman duracağımızı gösteren ışıklara muhtacız. New York'ta otopark sorunu yüzünden birbirini öldürenler bile var. Bu kolektif cinneti öylesine benimsemişiz ki, onun mantığı bir zeka ölçütü bile sayılıyor. Bu yüzden, dünyadaki en yaygın zeka testinde şu soruyla karşılaşıyoruz: "Neden kent içindeki arazi, kırsal araziden daha pahalıdır?" Bu çılgın kolektif düzenin rasyonalinazyonu, zekanın bir belirtisi sayılıyor artık.
... sözcüklerin, duyuların toplam deneyimini zenginleştirmek için kullanıldığı pek nadirdir. Konuşma diline öyle alışmışız ki, arabayı atın önüne koşuyoruz (...) Tüm duyularımızın toplamından da yoğun kavramlar, her nasılsa, sözcüklere teslim ediliyor.
Tüm duygularımızı ve düşüncelerimizi birer sözcüğün içine sıkıştırma yolundaki baskın faaliyet, duyularımız aracılığıyla ulaşacağımız kavrayışı engeller, önünü keser.