ilber ortaylı’yı daha önce sosyal medyada gördüğüm içeriklerden, televizyon programlarından ve kitap raflarından az çok tanıyordum. ancak bu kadar derin bir bilgi birikimine sahip olduğunu tahmin etsem de kitabı okuduktan sonra bu tahminim yerini hayranlığa bıraktı. gerçekten saygı duydum. hayatını çok yüksek bir seviyeye taşımış, inanılmaz bir birikim ve tecrübe edinmiş. bu kadar çok dil öğrenmek, müzikle bu kadar ilgilenmek, opera, bale, sanat, tiyatro ve sinemaya hakim olmak, bu kadar çok ülke gezmiş ve yurt dışında yaşamış olmak gerçekten büyüleyici.
kitapta o kadar fazla isim geçiyor ki en sonda kitapta geçen isimler için küçük bir rehber hazırlamışlar. çünkü bahsedilen kişilerin çoğunu ben de tanımıyordum, bazılarını ilk defa duydum. bu da aslında ne kadar güçlü ve nitelikli bir çevre içinde bulunduğunu gösteriyor. insan kendi frekansına yakın ya da daha yüksek insanlarla bir arada olduğunda motivasyonu da artıyor diye düşünüyorum. genelde benzer birikime sahip insanlar birbirini buluyor. ilber hoca’nın hayatına baktığımızda yazarlar, gazeteciler, editörler, gezginler, rehberler ve sanatla ilgilenen insanlarla bir çevre kurduğunu görüyoruz. kendini geliştirmiş, dil bilen, müzikle ilgilenen, sanattan anlayan ve okuyan insanlarla vakit geçirmiş. bu yüzden hem kaliteli sohbetlerin içinde bulunmuş hem de o sohbetlerin bir parçası olmuş.
kitap adeta şunu söylüyor, ben hayatımı böyle yaşadım. bu şehirleri gezdim, bu sanatçıları dinledim, bu sanat etkinliklerine katıldım, bu dilleri öğrendim ve bu insanlarla aynı masada vakit geçirdim. hayatını olması gerekenden bile daha dolu yaşamış birinin deneyimlerini sohbet havasında anlattığı bir kitap olmuş. okura rol model olabilecek bir bakış açısı sunuyor.
kitabı tek oturuşta bitirmedim ama kimliği bana yakın hissettirdiği