…Zelotların o sırada Yahudi köylü dindarlığını temsil ettikleri, Tapınak’ın üst sınıf rahiplerine karşı düşmanlık hissettikleri, elbette bu arada yabancı yöneticilerden de nefret ettikleri belirtilmektedir.Bu bağlamda Zelotlarca savunulan felsefe oldukça basit ve anlaşılırdı: Tek bir Tanrı vardı ve İsrail, ancak ve ancak O Tanrı’ya hizmet edebilirdi. Doğru yaşam için yegâne rehber Tevrat’tı.Taparak, kölelik yaparak ve vergi ödeyerek pagan bir imparatora hizmet etmek ise Tanrı’ya açıkça ihanet anlamına geliyordu.Yunan kültürüyle öteden beri yaşadıkları çatışma, köylü ve dindar Yahudi alt sınıfların “Zelot hareketi” denilen eyleme kalkışması neticesini vermişti.Bu durumda Zelotlar, bir tarafta siyasî olarak yabancı egemenliğine karşı çıkarken, yani politik kurtuluşu sağlayıp Yahudi bağımsızlığını temin etmeye çalışırken, aslında bir bakıma yabancı gördükleri bir kültüre ve buna has anlayış ve öğelere de karşı çıkmışlardı.Zelotlar, savaş öncesindeki isyan sırasında Iudaea’da Yunan kültürünü temsil eden yapı ve öğeleri bu nedenle özellikle hedef almışlardı.Bu itibarla onlar, Talmud literatüründe, Romalılar karşısında üstlendikleri siyasî direniş rolü kadar İsrail dinini ve Tapınak’ı yeniden eski saf hâline döndürme amaçlarıyla da zikredilmişlerdir. Bunun yolu, yabancı kültürlerle mücadeleydi.Bir Mişna pasajında, Aramî (paganlar kastediliyor) bir hanımla ilişki yaşayan herhangi bir Yahudi’nin Zelotlar tarafından cezalandırılabileceği belirtilmiştir ki, bunun pagan karakterli kültürlere karşı bir tedbir olduğu düşünülmelidir.Zelotların bu örnekte kendilerine, Tevrat’ta anlatılan bazı kıssalardan vazife çıkardıkları da söylenmektedir.Zelotlar, kendi ideolojilerine öylesine bağlı bir örgüttü ki, onlar arasında sikarioi (sicarii, siqariyim, suikastçılar) diye anılan bir fedai