Eser, okuyucuyu Tokyo'dan Ortadoğu'nun kadim topraklarına uzanan güzel bir maceraya sürüklüyor. Kitaptaki sürükleyici olay örgüsü, okuyucuyu hem günümüzün karmaşık siyasi ve kültürel yapısı içinde gezdiriyor hem de binlerce yıllık tarihi ve dini derinliklere doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
.
Romanın merkezinde, üç büyük semavi dinin atası olarak kabul edilen Hz. İbrahim'in mirası ve öğretileri var. Pala, günümüzdeki istihbarat örgütlerinin (MİT, CIA, MOSSAD), radikal dini grupların (Zelotlar, Grup Kardeşlik) ve tarihi eser kaçakçılarının bu miras üzerindeki mücadelelerini iç içe örmüş. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nden çalınan bir tabletin peşinde Türkiye, Japonya, Amerika ve İsrail arasında mekik dokuyan karakterler, aslında insanlığın ortak geçmişine ve barış arayışına dair sorular soruyorlar.
.
"Abum Rabum", İskender Pala'nın kendine has üslubuyla polisiye ve tarihi roman türlerini başarıyla birleştirmiş. Cinayet soruşturması üzerinden gelişen olay örgüsü, okuyucuyu merak içinde bırakırken, yazarın tarihi bilgisi sayesinde Mezopotamya'nın kadim uygarlıkları, Hz. İbrahim'in dönemi ve üç semavi dinin ortak kökenleri hakkında zengin bilgiler sunuluyor. Bu bölümler zaman zaman romanda bu kadar bilgiye gerek var mı hissi uyandırsa da eser kendini okutuyor.
.
Romandaki karakterler, farklı inanç ve ideolojilere sahip olsalar da nihayetinde insanlığın ortak değerleri etrafında birleşme potansiyeline sahip oldukları fikrini taşıyor. Temiz kalp, doğruluk, sabır, hoşgörü ve merhamet gibi Hz. İbrahim'in öğretileri, roman boyunca karakterlerin yol göstericisi. Pala, Ortadoğu'nun karmaşık ve acı dolu tarihini bir polisiye kurgu üzerinden anlatarak, aslında bölgedeki çatışmaların temelinde yatan farklı algıları ve çıkar çatışmalarını da gözler önüne seriyor.
.
İskender Pala'nın akıcı