Hadis
يا أبا ذر: جدد السفينة فإنّ البحر عميق، وخَفِّف الحمل فإنّ السفر بعيد، واحمل الزاد فإنّ العقبة طويلة، وأخلص العمل فإنّ الناقد بصير Ey Ebû Zer! Gemini yenile; çünkü deniz çok derindir. Yükünü hafiflet; çünkü yolculuk uzundur. Azığını hazırla; çünkü aşılacak yokuş uzundur. Amelini ihlâslı yap; çünkü onu değerlendiren (Allah) her şeyi görendir. Deylemi/5
Laynn, Vehbi Efendi bu neee ? :))
Rivayete göre bir gün padişah Vehbi Efendi'yi çağırır ve derki bana öyle bir şiir yaz ki bir mısraını okuduğumda seni öldürmek isteyeyim, diğer mısraını okuduğunda vazgeçeyim. Ve Sümbülzade rücu sanatının zirvesi aşağıdaki şiiri ona yazar; Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can. Lal-u şarap içirem ve ıslatıp geçirem, Parmağina yüzüğü, hatem-i zer drahşan. Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır, Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan. Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam, Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan. Salınarak giderken arkandan ben sokayım, Ard etegin beline, olmasın çamur aman. Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan. Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç, Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan. Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim, Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman. Herkese vermektesin, bir de bana versene, Avuç avuç altını, olsun kulun saduman.
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Mîrê Evînê
Gerçi bilbil cewherê zatê gul e Lê gulê rewneq ji `işqa bilbil e Guh de zikrê hal û coşa badeyê Wê bi bilbil ra dixwînit bilbil e Sosinan sed reng-i avêhtin kemend Wan nego dil bendê tayek sinbil e Sinbilan seywan li dêmê taze kir Afitab îro di Birca sinbil e Qet verêkê vê demê hadir dibit Qisseya feslê ne karê sinbil e `Er`erên rengîn ji tayên sor û zer Qumriyan sed reng-i şîrîn xulxul e Remzeya `işqê ji bala hate xwar Qudsiyan avêhte çerxê xulxul e Min di dil nasorekê da hestiyan La cerem hêj neş`eya daxa kul e Bilbil û perwane ew feşl û dem in Cinsê `işqa min tinê derdê »kul« e Nêrgiza nazikqed û şehlaya mest Dîn kirim ez bilbilan sewda gul e
Kurdî
Cehalet ve sahte entelektüellik...
Üstte yeralan resimdeki; yapay entellik gürültüsünün, içi boş iddiaların ve amip gibi çoğalan sığ kitlelerin yarattığı zihinsel kirlilikten uzaklaşarak; bilginin, tefekkürün ve sakin bir duruşun asaletine sığınmayı simgeleyen, modern ve minimalist bu kompozisyon ile mevzuya girelim istedik... "Kuluçkadaki karga yumurtasından bülbül bekleyenler", sadece saf bir cehaletin değil, aynı zamanda korkunç bir "beklenti arsızlığının" da pençesindedirler. Doğanın, mantığın ve liyakatin yasalarına kafa tutarak, ekmedikleri tarladan gül devşirmeye çalışırlar. Biz buna cehaletin yeni modası: "Alıntı" entelektüelliği diyelim... ...Hele bir de ordan şurdan alıntılar üzerinden üç beş kelâm eveleyip geveleyince, bu güruh entel takılmaya başlamaz mı? Sanırsınız ki kütüphane yutmuşlar, sanırsınız ki Doğu’nun ve Batı’nın tüm felsefesi onların o sığ zihninden süzülüp gelmiş. Sosyal medya çağının getirdiği en büyük baş belası da bu değil mi zaten... Derinlik yok, ama aforizma çok. Fikir yok, ama taklit muazzam. Emek yok, ama "ben bildim" kibri tavan. Kitabın kapağını açmadan, bir fikrin çilesini çekmeden, sağdan soldan kırptıkları iki cümleyle başımıza "kanaat önderi" kesilirler. Bilmezler ki, başkasının hırkasıyla ısınmaya çalışan, ilk rüzgârda ayazda kalır. Vasat mümbit olunca "Amip gibi çoğalmışlar" desek yanlış olmaz hani...Amip, bölünerek çoğalırken ne bir derinlik kazanır ne de yeni bir form üretir; sadece mevcuttaki o tek hücreli, ilkel yapıyı kopyalar. Bugün etrafımızı saran bu kitle de tam olarak budur: "Fikir üretemeyen, sadece cehaleti ve kibri kopyalayıp çoğaltan bir güruh." ile karşı karşıyayız maatteessüf. Eskiler ne güzel söylemiş, buyrunuz, Ziyâ Paşa'nın meşhur "Terkîb-i Bendi"; "Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma? Zer-dûz palan vursan eşek yine
HZ. MUAVİYE'YE "radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -II-
Allah azze ve celle doğrunun yardımcısıdır. Ben de Onun dostlarını savunurken Ondan yardım dilerim. Bir önceki yazının finalinde dile getirdiğim bir hakikatin tekrar altını çizerek bu yazıya başlamak istiyorum: Sahabe bütünlüğünü parçalamak, onlardan birisini/birkaçını Sahâbelikten "aforoz" etmek veyahut onlardan birisinin/birkaçının duruşunu (diğerlerini gözden düşürecek şekilde) öncelemek, tarih boyunca "fırka-i dâllenin/sapkın fırkaların" takındığı bir tavır olmuştur. Şianın Ehl-i Beyt radyallahu anhum ecmain ekseninde yaptığı da budur. Daha âhir bir dönemde FETÖ'nün Ebu Zerr radyallahu anh üzerinden yaptığı da budur. Evet. O dönemin şahitleri olanlar anlatırlar ki: Gülenciler nurculardan kopuşlarını Ebu Zerr Hazretlerinin Sahâbenin geneline göre aykırı bir görüşe sahip olup uzlete çekilmesiyle açıklamışlardır. Sonra bu genelden kopuşun, aykırı duruş sahibi oluşun, kendini daha özel görüşün işi nereye getirdiği ise mâlûmdur. Allah tekrarını bir daha bu millete yaşatmasın. Âmin. Yâni özetle demek istediğim o ki: Bu "dışarıya atmalar" da "aşırı parlatmalar" da aslında maksadlı şeyler. Denge dini olan İslâm'ın ahengini bozan şeyler. İşte bu yüzden ümmetin istikametli ana omurgasını teşkil eden Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat Sahâbeyi birbirine tercih etmemeyi bir şiar olarak edinmişler. Büyük resimde görünen hakikatin daha küçük resimler üzerinde yapılan manipülasyonlarla bozulmasını böylece engellemişler. Bunun yanında şunu da inkar etmiyoruz: Elbette Sahabîler içerisinde derece farkları var. Fakat onların içinde hain yok. Düşman yok. Münafık yok. Ajan yok. Hepsi, Bediüzzaman'ın da altını çizdiği üzere, "adalet sahibi" kişiler. Elhamdülillah. **Siz de böyle sahabeden birini/birkaçını diğerlerini gözden düşürür bir şekilde vurgulayan bir ekole rastladığınızda
Hazreti Muaviye
صلى الله عليه وسلم Muhammed "Ey Ebu zer Tebdir gibi akıl, kaçınmak gibi vera, güzel ahlak gibi şeref ve asalet yoktur" } Sahih-i İbn Hibban رحمه