Dul
/Jean -Louis Fournier /
Yazarın okuduğum ilk kitabı, akıcı ve etkileyici bir dili var. Yüreğinin telinin titremesi için kalbinin,ruhunun hissetmesi gerekir bunun için sayfalarca yazmaya gerek yok bir iki cümle yeterlidir. Kitabımız 40 yıllık evliliklerinin ardından eşinin ölümüyle yalınız kalan yazarımız insan sevdiği ölünce nasıl yaşar, hayata nasıl tutunur, anılarla nasıl yüzleşir sorularına duygu yüklü ve yer yer mizah dolu anlatımıyla cevaplar veriyor. Ben çok sevdim yazarın dilini, kısa ve öz anlatımıyla ne çok anı sığdırmış kitaba o zaman diğer kitapları da alınır okunur.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma
…”Anladım ki kalbimi kendi gövdemde taşımıyorum, tersine onun ağır ağır ürperen suları üzerinde, dışardan düşmüş, nerdeyse bir felaketten arta kalmış, bir çöp parçası gibiyim.”
/Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.
Bir şehir kadar kalabalıktır bazıları
Bir dehliz kadar karanlıktır bazıları
Konuşurlar
İsterler
Susarlar
Dinlemişseniz nice yıl kalbinizi
Ev, meslek,iş, para geçim diyerek
Düşünün şimdi bir de
Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu./ sf: 54
Cahit Zarifoğlu ~ Yaşamak~
Bu kadar içe dönük bir o kadar da beni “anlamayın zorlanın” ama anladığınız zaman çok şey öğreneceksiniz diye yazılan eserimiz, Zarifoğlu’nun anılarından ve günlüklerinden oluşmaktadır. Bir sıralama yok, içinden geldiği gibi yazım ve noktalamaya dikkat etmeden olduğu gibi yazmış. İlk başta biraz afalladım, ne anlatmak istiyor bize vermek istediği msj ney diye sorguladım. Sonlara doğru hayatında: mutlu olduğu, üzüldüğü, şaşırdığı, övüldüğü birçok olayı anlatarak yaşamanın insanın özünde oluştuğunu anlatan farklı bir eser. Babasıyla mektuplaşması çok etkileyiciydi, babasının tutumu kelimelerle birleşince “ o devirde de ne babalar varmış “dedirtiyor bir arkadaş, sırdaş gibi… Bir yerde Zarifoğlu: “ Babam tam otuz sekiz yıl sonra şubat ayında aramızdakileri katederek onu tanımaya başlayacağım zaman da ölüveriyor.” Cümlesi aslında içindeki baba özlemine kavuşmuş ama ayrılık erken olmuş dedirtiyor.
7 güzel adamla bir arada oldukları sohbetlerine değinmiş özelikle Necip Fazıl’a “ üstat” diye hitap ediyor eskiyi benimsediğini Divan Şiirine hayranlığını,Tanzimat’la beraber şiirinin özünün kaybolduğunu söylüyor.
Anlamak zordu ama bir edebiyatçı olarak farklı bir tarzı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim…
…