Açıkçası nasıl başlayacağımı bilmiyorum, beni çok etkileyen bir kitap olmasına rağmen nasıl başlamam gerektiğine karar veremedim çünkü kafamda deli sesler - şunu unutma mutlaka yaz, burası çok önemli- o yüzden Gabriel Garcia Marouez’i kutluyorum okurunu nasıl altüst edeceğini çok iyi biliyor. Şaşılacak derecede karışık olmasına rağmen romanın sizi içine çeken bir tarafı var, her insan bir soydan geliyor, geçmişimizde savaş, göç, afet gören dedelerimiz ninelerimiz; aşkı uğruna her şeyi göze alan gençlerimiz ve daha sayamadığımız gerçekler ve bu kadar olayın karşısında yalnızlaşmış ruhlar…
“Yüzyıllık Yalnızlık” ,Maconda adlı bir köyde yaşayan Albay Aureliana Buendia ile Ursula’nın birbirlerini aşık olup evlenmeleriyle başlar fakat akraba oldukları için evlenirlerse domuz kuyruklu çocukları olacağını söylerler. Bütün karşı çıkmalara inat evlenirler ve 3 çocukları olur. Her çocuğun farklı özellikleri var ve ölümleri çok ilginç , aileye katılan akrabalar aralarında toprak yiyen Rebaca, kaç kuşak Aureliana ismini alan çocuk doğdu sayamadım ama hepsinin ölümünde çok duygulandım. Aşk farklı boyutlarda yaşanıyor haz ön planda, sadakat yok ama herkes kabullenmiş yalnızlıklarıyla baş başa…
En sevdiğim karakterler kadınlar oldu; Ursula, Amaranta, Petra Cotes güçleri , mücadeleleri ve korkusuzlukları beni büyüledi yine kadınlar yine kadınlar
…Alıntı:
…”Çocukluğundan beri ömrünü zehir eden korkunun, yaşamının son iki saatinde neden uçup gidiverdiğini kendisi de anlayamadı.”…
…” Aslında başkalarının işlediği suçların kefaretini ödüyorsun.”…
…”Sadeliğin üstünlüğünü , ayrıcalığını anlayabilmesi için otuz iki savaş çıkarması , ölümle bütün anlaşmalarını bozması, ün denilen pisliğe bir domuz gibi bulanması ve tam kırk yıl bitirmesi gerekmişti.”…
…”Aureliana Segundo , onda yalnızca
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma