Kafka’nın kitaplarını okurken anlayabilmek için onun yaşadıklarını gözlerimin önünden geçiririm özellikle “ Babaya Mektup “ eseri çok duygusaldır o yüzden derim Kafka’yı anlamak biraz zorduk, karışıktır gerçeği farklı farklı metaforlarla anlatmaya çalışır ve eser içinden çıkılmaz hale gelir. Yaşam öyküsünü bilenler Kafka’yı çözmüş kişilerdir. Okumakta zorlandığınız eserlerin mutlaka yazarlarının hayatını okuyun o zaman eserden tat alıyorsunuz.
Dava enteresan bir kitap Kafka’nın “ Dönüşüm” eseri gibi buradaki kahramanımız Josef K. da bir sabah kalkar ve ne olduğunu bilmediği bir davanın sanığı olarak bulur kendini. İşlediği suçu bilmiyor, davanın işlendiği yöntem de çok garip hayatına devam edebilir fakat bir davası var mahkeme günü geldiğinde çağrılıyor ve ifadesi alınıyor. Josef K. kendinden emin suç işlemediğini biliyor bir bankada şef ve saygın biri ve işin garip tarafı kitabın sonuna kadar ne suç işlediğini kendisi de öğrenemiyor.
Ben, Kafka’nın distopik yazdığı bu değerli eseri şu şekilde yorumladım; insanları sonu gelmeyen ve tamamlanmayan süreçlerin altında ezilmeleri,onların hayatlarını altüst ediyor. Adalet sisteminin karışık ve düzensiz oluşu özellikle güç kimin elindeyse onun haklı olduğu bir sistemle savaşmanın getirdiği sonuçları anlatıyor.
Okuyan var mı yorumları bekliyorum.
Ünlü psikiyatrist Dr. Bruce Perry’i travma yaşayan çocukları nasıl tedavi ettiğini bilimsel yöntemlerle anlattığı “ Köpek gibi Büyütülmüş Çocuk” hem sürükleyici hem de çok üzücü küçücük çocukların hatta bebeklerin yaşadıklarını öğrenseniz dehşete düşersiniz. Özellikle Tina ( isimler değiştirilmiş gizlilik esası için) beni çok etkiledi, anne ve babanın ne kadar önemli olduğu ve evlatlarımızı kimlere emanet ettiğimize çok dikkat etmeliyiz ve Justin gözyaşlarıma engel olamadım ama hayata tekrar Dr. Bruce sayesinde dönmesi beni çok mutlu etti. Sevginin ne kadar önemli olduğunu bir bebeğin annenin dokunuşuna ,sesine, sarılışına muhtaç oluşu ve bu unsurlar olmadığı zaman bebek ilerde sağlıklı, sosyal, hayat dolu bir yetişkin olamadığını öğrendim lütfen çocuklarımızı sevelim onları ihmal etmeyelim sevginin açamayacağı hiçbir kapı yoktur.
…”Ateş ısıtabilir veya yakıp yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgar okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir; Birbirimizi hem yaratabilir ve yok edebilir hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabilir hem de travma yaşatabilir ve iyileştirebiliriz.”
…”Sevdiğimiz bir kişinin elini tutmak bile stresi azaltan güçlü bir ilaçtır.”
…”bebeklikten itibaren, sevginin bedeli kaybetmenin yarattığı ıstıraptır.”
Pandemi döneminde hepimiz içimize döndük, tamir edemediğimiz yaralarımız uyandı ve iyileşebilmek için mücadele ettik. “ Yavaşlamamızı” bize öğretmeye çalışan Kemal Sayar’ın dili ve anlatış biçimiyle bir uyanış yaşayacaksınız, ruhunuzun derin yaraları iyileşmeye başlayacak, her insan bilinmeyen bir okyanus gibi dalgalarını kıyıya vurdukça derdini atarmış…
…
…”Kışın ortasında , içimde mağlup edilemez bir yaz olduğunu fark ettim.”
…”Nezaket kar gibidir," diyor Halil Cibran, "örttüğü her şeyi güzelleştirir."
…”Kaybedebileceğin bir şeye bağlandığında, incinmeyi göze alırsın.”